23 Şubat 2009 Pazartesi

Galliard - New Dawn (1970)

Galliard. (sanırım gayard olarak telaffuz ediliyor) Erkenci bu elemanlar. 1968'de kurulmuşlar, ilk albüm 1969 ikincisi ve buraya konuk olanı da 1970'de kaydedilmiş. Bakınca birkaç yıl sonrasının müziğini dinlediğini ayırt edebiliyor insan. Psychedelic'ten Jazz Rock Fusion'a uzanan Galliard müziğinde Brass diye tabir edilen pirinçten yapılma aletler ön planda. Pirinç derken Gönen Baldo pirinci kastetmiyorum yanlış anlaşılmasın. Saksofon, trombon gibi alet edevattan bahsediyorum. Buna rağmen grubun has elemanları Dave Caswell ve John Smith müzikte ön plana çıkan pirinç aletlerden ziyade ahşap nefeslileri çalıyorlar. Müziği belirleyen Caswell ve Smith iken böyle enteresan bi açılım da hoş tabi. Toparlarsak, her iki albümün de genelinde üflemelilere dayanan şaane Jazz Rozk Fusion dinleme garantisi var.

İngiliz menşeli olan grubun vokali Geoff Brown da yetenekli bi abimiz olduğunu sık sık gösteriyor. Bir de orijinal kadrosu 6 kişiden oluşmasına rağmen albümde 12 kişilik bi kadro yer almış bunu da belirtmeden geçmeyelim.

Ask for Nothing, Open Up Your Mind ve In Your Minds Eyes benim bu albümdeki favorilerim. Sıkılmadan, insanı zorlamadan ama kaliteden de asla taviz verdirmeden dinlenilebilecek albümlerin başında gelir bu albüm.

GALLIARD

Andrew Abbott / Bass, 2. Lead Vokal
Geoff Brown / Vokal, Rhythm Gitar
Dave Caswell / Woodwind (Saksofon & Flüt)
Richard Pannell / Gitar, Sitar
Leslie Podraza / Davul
John Smith / Woodwind
Harald Beckett / Trumpet, Flüt, Horn
John Hughes / Trombon
Lyle Jenkins / Saksofon
John Morton / Klavye
Tony Roberts / Saksofon, Flüt
Tommy Thomas / Vurmalılar

NEW DAWN

1 - New Dawn Breaking (4:20)
2 - Ask For Nothing (9:02)
3 - Winter-Spring-Summer (5:57)
4 - Open Up Your Mind (3:14)
5 - And Smile Again (4:09)
6 - Somethings Going On (4:54)
7 - Premonition (4:45)
8 - In Your Minds Eyes (6:31)

OctoRadio ON AIR!!! - OctoRadio YAYINDA!!!

22 Şubat 2009 Pazar

Fred - Live at the Bitter End (1974)

Evet söz verdiğim gibi sırada Fred var… 3 albümü olan grubun -ki bu albümler anlaşılmaz biçimde zamanında yayınlanmamış- canlı performanslarının kaydedildiği son çalışması.

1967’de Ken ve Joe beraber çalmaya başlamışlar. 1970 yılına gelindiğinde Bo, Gary ve David’in katılımı ile tam kadroyu kurmuşlar. Bir süre Jethro Tull, Traffic, Zappa, King Crimson coverları yapmışlar. Sonra, şair olan Gary’nin verdiği ilham ile kendi besteleri üzerinde yoğunlaşmışlar.

Dediğim gibi grubun albümleri yapıldığı tarihte gün yüzü görememiş. Sadece kendi adını taşıyan ilk albümlerinde olan “A love Song” single olarak yayınlanmış.

İlk albümleri olan “Fred”de müzik, daha çok o dönemlerin Amerika’sında ağırlıklı olarak görülen Psychedelic tarza yakın bir sound ile yapılmış. Ancak ondan sonraki 2 albümü (bu ve Notes on a Picnic) tam fusion (jazz-rock) tadında. Diyebilirim ki Amerikalıların yaptığı en başarılı fusion albümlerinden ikisine bu grup imza atmış. Tabi bu benim fikrim. J Grubun tüm albümlerinde keman ve gitar ön planda. Özellikle David Rose un (ki rahmetli oldu) kemanı gerçekten muhteşem. Joe Decristopher’ın gitar stili gerçekten kendine özgü. Özellikle ilk albümde kullandığı ton çok etkileyici… Diğer 2 albümünü de kesinlikle ekliycem. Bo Fox’a da ayrı bir parantez açmak lazım. Usta bir Jazz davulcusu gibi çalıyor.

İlk önce bu albümü koyma nedenim, grubun ne kadar yetenekli ve ne kadar özel müzisyenlerden kurulduğunu görmenizdir. Bence bir grubun kalitesini gösteren canlı performansıdır. Her ne kadar tanınmamış olsalar da albümü olup meşhur olanlardan aşağı kalır yanları yok hatta birçoğundan çok daha iyiler. Şarkıların tamamı aynı kalitede ve içleri sürprizlerle dolu... Özellikle “Pachanga”da ortalara doğru bas gitar ile başlayıp, gitar keman klavye ve davul ile coşan bölüm gerçekten usta işi… Muhteşem. Sürekli agresif giden ama asla melodi duygularından ödün vermeyen bir grup.

Yazık olmuş, hem de çok. 1974’de dağılan grup yine de o yıllardaki kayıtlarını saklamış ve bize dolu dolu 3 albüm bırakmışlar. Kesinlikle dinlemenizi tavsiye ederim.

FRED

Joe Decristopher / Gitar
David Rose / Keman, Vokal
Ken Price / Klavye, Vokal
Mike Robison / Bas Gitar, Vokal
Bo Fox / Davul, Vokal
Gary Rosenberg

LIVE AT THE BITTER END

1 - Variations (03:46)
2 - Nocturnal (12:06)
3 - Freefall (02:11)
4 - Morose Code (04:39)
5 - Pachanga (07:44)
6 - Cathode Ray Fantasy (02:51)
7 - Immersions (06:59)
8 - Mucous Music (06:38)

20 Şubat 2009 Cuma

Bijelo Dugme - Kad Bi' Bio Bijelo Dugme (1974)

Çok uzun zaman önce plak çalarım çalışırken elime geçmişti bu albüm. Kapağa bakıp 70'li yılların o salak pop/disco albümlerinden biri sandıydım da getiren arkadaş "olm şaane bi albüm" dediydi. Böyle salak bi kapak kullanan elemanlardan progressive rocker olmaz diye geçirmiştim içimden de yanılmışım. Ha, dehşet bi albüm de değil şüphesiz bu (ikinci albümleri dehşetin de ötesinde bi başyapıttır belirtelim; Šta Bi Dao Da Si Na Mom Mjestu (1975)) ama beğenmeyen de çıkmayacaktır pek. Başta dile alışmak zor oluyor. Yugoslavca sonuçta. Sık dinlediğimiz bi dil değil. Ama müzik zaten alıp götürüyor seni, Zeljko Bebek'in vokali de ayrı bi güzellik tabi.

Bugüne dek niye atlamışız sorusu sorduran gruplardan ve albümlerden biriyle karşı karşıyayız anlayacağınız. Yugo biraderlerde daha iyileri de var ama Bijelo Dugme'nin (Beyaz Düğme) yeri de bi başka. Hem dünya müziğine de ekstra bir armağanları var; Goran Bregovic. Şimdilerde etnik müzikle pop alaşımlarını birleştiren arkadaşımız bu gruptan yetişmedir. Fakat Bijelo Dugme ile Bregovic müziği hiçbir benzerlik de göstermez. Bu neyin göstergesidir isteyenlerle tartışırız. :)

İlk parça Kad Bi' Bio Bijelo Dugme 10.23'lük şaane bi parçadır (ulen referans noktası vermeden şaane demek de pek yakışmıyor bu saatten sonra ama idare ediceksiniz artık). Üzerine konuşmaya çok da gerek yok. Dinleyen anlar ne demek olduğunu. İkinci parçanın girişi öyle bi hava yaratıyor ki ben her seferinde kendimi Chicago'da saçma salak bi barda uyuklarken buluyorum kendimi. Alkolden kafamı kaldıracak durumda değilim ve bi anda fonda acayip bişey çalıyor. Vokal girince önce bi bu ne lan Chicago'da böyle bi dil yok diyorum kendi kendime ama müzikle birlikte o etk ide kayboluyor. Selma ise o dönemin en ünlü aşk baladlarından. İsimden dolayı komik gelmekle birlikte fena etkiler bırakan bi parçadır. Selma ve Progressive Rock! :) Patim Evo Deset Dana ise benim favori parçam bu albümde. Bregovic'in harmonikasıyla başlıyor ve adamların her şekilde dünya müziğinin içinde yer aldıklarının kanıtı. Ritimleri Heep ritimleri ile benzeşiyor da belki o nedenle benim favori parçam. Tam anlamıyorum ama "iii... iiyyyaaaa... isinaaa paina paina paina packi.. aslında ti i ja iz inata inata inata ... diyomuş bu arada) gibi bi bölüm var parçanın ortasında bayılıyorum ben o kısma.

Biricik karıma armağan ediyorum ben bu albümü. Hem oğlumuzu dünyaya getirdiği hem de her şeyiyle yanımızda olduğu için.

Dinleyin işte be!..

BIJELO DUGME

Goran Bregović / Gitar, Harmonika
Željko Bebek / Vokal
Zoran Redžić / Bass
Goran "Ipe" Ivandić / Davul
Vlado Pravdić / Hammond Org, Moog Synth, Piyano & Elektrikli Piyano

KAD BI' BIO BIJELO DUGME

1 - Kad bi' bio bijelo dugme (10:23)
2 - Blues za moju bivsu dragu (6:23)
3 - Ne spavaj mala moja muzika dok svira (2:30)
4 - Sve cu da ti dam samo da zaigram (4:04)
5 - Selma (6:09)
6 - Patim evo deset dana (4:51)

18 Karat Gold - All Bumm (1973)

Embryo, Amon Düül II ve Motherhood'dan elemanlar birleşirse ortaya ne çıkar? Aha bu çok da iyi olmayan albüm çıkar. Sanılanın aksine muhteşem bir çalışma değil bu albüm. Hatta pek çok dinleyici beğenmeyecektir de. Krautrock adına bi mihenk taşı, Alman müziğinde bi yenilik ya da efsanenin geri dönüşü gibi bir şey de yok ortada. Zaten grubun adı da albümün adı da pek bi cıvık benim açımdan. Ben pek sevmem kısaca bu albümü. Yonçin, Dude ve Lolipop dinlediler mi daha önce bilemiyorum ama dinledikten sonra bi iki kelam etsinler üstüne de yanılıyor muyum yoksa yanılmıyor muyum bi görelim. Çünkü bazen hakikaten enteresan durumlar olabiliyor. Daha önce de bahsettiğim üzere Yes - Relayer albümünü bi kez dinleyip sonra 6 ay uzak durmuştum Yes'ten. Bi gün tekrar elime aldığımda ne değiştiyse adamların en iyi albümü oldu benim için. Mood dedikleri şeyle uyuşmazlık oluyor sanırım ara sıra.

Bu arkadaşlar melodik yanı ağır basan bi türde krautrock yapıyorlar. Hatta işin Heavy kısmına da kayıyorlar denilebilir rahatlıkla. Şu parça muhteşem bu parça kötü gibi bi değerlendirme yapamıyorum zira hepsi sıradan geliyor bana. Unh! Pek bi ağır konuştum galiba. Neyse yahu ben pek beğenmem bu albümü.

18 KARAT GOLD (ACHTZEHN KARAT GOLD)

Jörg Evers / Gitar
Keith Forsey / Davul
Klaus Ebert / Gitar
Lothar Meid / Bass

ALL-BUMM

1 - Going home
2 - Come on Monday
3 - Flying
4 - Goldrush
5 - Star-eyed
6 - Dr. Stein
7 - Elektric infected
8 - I am just a man
9 - See me in your dreams
10 - If my guru would know
11 - Cool

2 Şubat 2009 Pazartesi

Don Bradshaw Leather - Distance Between Us (1972)

Gizem bizleri büyüleyen bir olgudur, merak uyandırır. Net bir bilgiye ulaşamamak “gizemi” “Efsane” boyutuna taşır.

Adının bile Don Bradshaw (albüm kapağında Don Bradsham yazmakta) olduğu şüpheli olan bu adam ve yaptığı bu albüm hakkında ortada birçok rivayet dolanmakta. Rivayetlerin sayısının "birçok" olmasının nedeni albümün insanlar üzerinde bıraktığı etki.

Gerçekten enteresan bir albüm, hem de çok… Neredeyse sadece klavye kullanılmış. Hem de korkutucu düzeyde. Tabi biraz uçuk kaçık vurmalı, uzaklardan gelen kadın sesi hatta flüt de var işin içinde... Albüm bir korku filminin soundtracki modunda. Pek bir besteye dayanmadığını tahmin ettiğim deneysel ve doğaçlama bir müzik.

Kapakta görülen adam Don Bradshaw mu kimse bilmiyor. Öyle olduğu tahmin ediliyor. Albümün yayınlandığı firma özel bir firma olduğu için oradan da bir sonuç çıkmıyor... Ortada o kadar çok laf dönüyor ki. En çok konuşulan da Barkley James Harvest’ta çalmış olan Robert John Godfrey olduğu yönünde. Ama sonra birçoğu tarafından o da yalanlanmış.

Ne kadar doğru bilmiyorum ama en sonunda adamın kız kardeşi çıkmış ve abisi ile ilgili bilgi isteyenleri aydınlatmış. Kadının dediğine göre Don, 1948 yılında doğmuş. Klasik müzik ile ilgili çok sağlam eğitim almış. 70’lerin başında Essex’teyken bir şekilde bulduğu fonlarla kendi stüdyosunu kurmuş. İçinde de bir kilise orgu ile -albümde çokça duyacaksınız- albümü çok basit teknikler ile kaydetmiş. Kadın albümü “Aynı oranda Karar ile Merhamet arasında bir denge-bütünlük içinde geçen karar ve merhamet dengesi ” olarak tanımlamış. Böyle bir albümü yapan adamın kardeşi de anca böyle yorumlar albümü. :) Toptan uçmuşlar. :) Onun için bu kadının verdiği bilgilerin doğru olduğunu düşünüyorum. Bu arada Adam denene göre 10 küsür sene önce ölmüş.

Albüm ile ilgili çok farklı tanımlamalar var. En değişiklerinden biri: “Cehennemde bir barda siyah metal bir piyano düşünün, Don Bradshaw Leather’ın estetiğini anlamaya başlarsınız.” Başka bir tanesi : “Korku Senfonisi”. Bilinmezlik ve güzellik insanlarda fazlaca merak uyandırmış. Ben de dahil, bu adamın gerçekte kim olduğunu dinleyen herkes merak ediyor

Sonuna kadar karanlık, depresif, deneysel, deli, uçuk, kaçık, bulanık... Ama gerçekten çok etkileyici ve kopuk bir çalışma. Kısaca bu dünyadan olmayan bir albüm...

DISTANCE BETWEEN US

1 - Distance Between Us [Part 1] (19:00)
2 - Distance Between Us [Part 2] (18:24)
3 - Dance of the Goblins (22:58)
4 - Autumn Mist (23:14)