Kanada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kanada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2023 Cuma

Bush / Bush (1970)

Bush
, 1969 yılında Toronto, Kanada'da kurulmuş bir Hard Rock ve Blues Rock grubu. Robbie Lane & The Disciples ile Mandala gruplarından gelme Dominic Troiano'nun hedefleri doğrultusunda kurulup gelişiyor. Mandala'dan ayrılan Troiano, daha yüksek ve sert bir Rhythm&Blues arayışı içerisinde. Kısa süre içerisinde grup elemanları bir araya gelmeye başlıyor ve ardından da Arizona'ya taşınıyorlar. Arizona'da Bush'u dinleyen bir DJ sayesinde de albüm yapma fırsatı yakalıyorlar.

Albüm kayıtları hızlı bir şekilde yapılıyor ve grubun gerçekten de umut bağladığı, öne çıkacağına inandığı parçalar da bulunuyor. Lakin tuhaf sorunlar yaşıyorlar. İki yapımcı firma arasında kalıp pinpon topu gibi bir oraya bir buraya gidip geliyorlar. O sırada çıkardıkları ilk ve tek albümler Bush'un hemen ardından da dağılıyorlar. Troiano boşta kalınca James Gang'ten Joe Walsh kapısını çalıyor ve onu James Gang ile çalmaya ikna ediyor. Bir süre çetede takılan Troiano ayrılıp bu kez de The Guess Who'ya dahil oluyor filan. Adam yetenekli yani. Ama bir türlğ dikiş tutturamadığı da bir gerçek.

Albüm genel olarak Blues Rock ve Hard Rock üzerine odaklı. Ama arada belli belirsiz şekilde giren Psychedelic Rock etkileri de bulunuyor. Bazı bölümlerde de Soul ve Funk izlerine rastlamak mümkün. Diğer yandan bakıldığını geçişleri çok esnek olmayan hatta daha ileri bir tanımlamayla son derece sert kenarları olan bir Rock müzik yapıyorlar. Zaten albümün de grubun da Hard Rock grubu olarak adlandırılmalarının temel sebebi budur diyebiliriz.

Çok büyük yenilikler içermeyen, dahil edildiği türlere de büyük katkılar sağlamayan bir albüm olsa da dinlemesi keyifli albümlerden biri Bush. Gerçi her zaman yenilik olmasını, katkıların devasa ölçülerde olmasını beklemek de yanlış. Birileri de mutlaka ki olanları kullanarak değişik işler yapmak için uğraşacak. Bush onlardan biri. Var olan malzemeyi alarak, kendilerine has bir şekilde öne çıkarıyorlar. Sevimli, hoş, dinlencelik bir albüm.

BUSH

Roy Kenner / Conga, Vokal
Don Troiano / Gitar, Vokal
Prakash / Bass, Vokal
Pentti J. Glan / Davul

BUSH

01 - Backstage Girl (2:58)
02 - Yonge Street Patty (2:48)
03 - Got to Leave the City (3:37)
04 - I Miss You (2:50)
05 - The Grand Commander (4:20)
06 - Cross Country Man (3:58)
07 - I Can Hear You Calling (2:49)
08 - Messin' Around With Boxes (2:48)
09 - Living Life (3:17)
10 - Turn Down (4:00)
11 - Drink Your Wine (5:54)

9 Ağustos 2023 Çarşamba

Rush / Rush (1974)

Rush
daha önce Emptytrashcan tanıtımıyla 2112 albümü ile blogdaki yerini almıştı. Şimdi işin en başına dönüp başlangıç albümüyle tekrar ağırlıyoruz Rush'ı. Bu albüm sonraki albümlerinden oldukça farklı bir albüm. Progressive Rock camiasını ikiye bölerek ya çok sevilen ya da hiç sevilmeyenlerden biri olan Kanadalı grup Rush'ın Heavy Prog öncesinde Blues temellerine yaslanarak oluşturduğu sağlam da bir albüm.

Blues Rock temelinden bahsettik ama bunun tam anlamıyla da bir Blues olduğu da söylenemez. Led Zeppelin vari bir seviyesi yükselmiş, yırtıcı gitarlara sahip, sertleştikçe sertleşen bir yapı diye özetlemek bir miktar daha açıklayıcı olabilir. Ha diğer taraftan Zeppelin'in adını verdik diye de onlar gibi oldukları düşünülmesin. Sevmeyeni de seveni kadar çok olan grubun kendi tarzını yaratma ve insanlara bunun farkına varabilmeleri için ayırt edici özellikler ekleme konusunda son derece başarılı olduklarını söyleyelim. Rush'a biraz hakimseniz, çalan parçanın Rush'a ait olup olmadığını hemen anlarsınız yani. Bu biraz farklı albümde dahi durum aynı.

Grubun alışık olduğumuz davulcusu Neil Peart albümde yok. Zira grubun pek bilinmeyen orijinal davulcusu John Rutsey burada bagetleri kullanıyor. Her ne kadar Peart, uzun süre Rush'ın ritimlerine katkı sağlasa da Rutsey'den daha iyi demek de doğru değil. Grubun bu ilk albümünde John Rutsey elinden geleni ardına koymamış gibi bir şekilde çalıyor. 

Grubun iki has elemanı Alex Lifeson ve Geddy Lee bu albümle gelecekteki Rush'ın sinyallerini veriyorlar gibi duruyor. Yerinde durmayan, nereye ekleyeceğinizi bilemediğiniz bir şekilde ilerleyen albüm, tam anlamıyla bir kök albüm denilebilir. Lifeson'ın Jimmy Page'e öykünen gitarları üzerine gelen Geddy Lee'nin o tuhaf sesi ortaya fena halde coşkulu bir albüm çıkarıyor.

Rush'ın diğer albümlerinin yanında etkili olmadığı ya da aşağıda kaldığı söylenir albümün. Bakış açısına göre değişir tabi bu ama burada öncesi - sonrası gibi bir durum olduğunu da unutmamak gerekiyor. Ticari anlamda başarı getirecek bir albüm kaydedip kendilerine daha farklı bir yol çizme şansı yakalatması için incelikle düşünülmüş bir albüm olduğu söylenebilir.

RUSH

Geddy Lee / Bass, Klasik Gitar, Lead Vokal
Alex Lifeson / Akustik Gitar, Elektrikli Gitar, Vokal
John Rutsey / Davul, Vurmalılar, Vokal

RUSH

01. Finding My Way (5:05)
02. Need Some Love (2:19)
03. Take a Friend (4:24)
04. Here Again (7:34)
05. What You're Doing (4:22)
06. In the Mood (3:33)
07. Before and After (5:34)
08. Working Man (7:10)

7 Temmuz 2023 Cuma

Chilliwack / Chilliwack (1970)

70'lerin ortalarından itibaren değişip AOR yapmaya başlasalar da Chilliwack işin başında Psychedelic Rock ve Space Rock köklerine sıkı sıkıya bağlı bir Progressive Rock'a imza atıyordu. Kanada'nın ilk Progressive Rock gruplarından biri olmalarının en önemli sebebi ise 60'ların efsanevi grubu The Collectors'ın devamı olmalarıdır.

60'ların sonunda başarılı 45'likler ve ağlam bir kariyer sahip olmak üzere olduklarını anladıklarında The Collectors elemanları grubun adının yetersiz kaldığını, imajlarının da eskimiş olduğunu düşünerek isimlerini değişitirip Chilliwack yapıyorlar. Art arda yıllarda kaydettikleri ilk üç albümle (üçüncüsü ortalama bir albümdür aslında) fazlasıyla ön plana çıkıyorlar. Ama sonra grup elemanları bir bir değişmeye başlıyor. 70'lerin ortalarında grubun müziği Country Rock'a doğru yönelip ardından da en popüler dönemini yaşayan AOR'a evriliyor. 80'lerde ise bitik bir halde çıkardıkları ne idüğü belirsiz albümlerin ardından da grup dağılıyor.

The Collectors'ta Beat ve Psychedelic Rock karşımı anlayış, Chilliwack ile birlikte daha belirgin bir Psychedelic Rock ve Space Rock düzlemine oturuyor. Tuhaf sesler ve tonlar, sağlam ritimler ve davul atakları, gidişatı belirsizleşen bir ruhani deneyime dönüşüyor. Uzayla mistisizm arasında sıkışmış gibi hissediyorsunuz çoğunlukla. Dinledikleriniz basitmiş gibi görünüp son anda fark ettiğiniz bir bilinmezliğin içinde sürüklenirken buluyorsunuz kendinizi.

Tuhaf şekillerde kendini gösteren gitarlar ile sürekli olarak karşınıza çıkan ve sizi hissiyat sınırlarını zorlamak mecburiyetinde bırakan flüt ve saksafonlar havayı fena halde etkiliyor. Uzun ve sert flüt bölümlerinin ardından gelen yumuşatılmış ve benzersiz sesler ile her seferinde işin rengi değişiyor. Bazı noktalarda değişik şekillerde giren vokalin ses mi yoksa bir enstrüman mı olduğunu anlamakta da zorlanıyorsunuz. Köken olarak bir yere bağlanmasalar da Kuzey Amerika yerlilerinin kültürlerinden pek çok iz ve ritme albümde sıkça rastlıyorsunuz.

Ortalama bir Psychedelic Rock albümüne oranla daha uzun süreli parçalara ev sahipliği de yapıyor albüm. Kanada Progressive Rock anlayışı için önemli albümlerden biri aynı zamanda. Diğer taraftan bakıldığında ise bir miktar basit ya da öncül olarak da görülebilir. Zaten sırf bu sebepten dolayı bazı kaynaklarda Proto-Prog olarak da sınıflandırılıyorlar.

CHILLIWACK

Bill Henderson / Gitar, Piyano, Vokal
Claire Lawrence / Flüt, Saksafon, Org, Piyano, Vokal
Glen Miller / Bass, Gitar
Ross Turney / Davul

CHILLIWACK

01. Sundown (5:40)
02. Every Day (3:42)
03. Seventeenth Summer (6:04)
04. Ballad (5:00)
05. I Got You Fixed (3:49)
06. Rain-O (6:47)
07. Chain Train (7:02)

12 Haziran 2023 Pazartesi

Jackal / Awake (1973)

1969 yılında Toronto, Kanada'da kurulan Jackal, tek albümlü efsaneler listemize yaptığımız eklerden. 4 yıl boyunca aralıksız yaptıkları çalışmaların ardından ortaya çıkan albüm oldukça başarılı bir Heavy Progressive Rock kaydı. Kanada'dan Heavy Prog türünde çıkan en iyi albümlerden biri demek de yanlış olmaz.

5 kişilik kadroya sahip olan grubun tarihçesi hakkında çok fazla bilgi yok. James ve Chris Kellesis tarafından kurulmuş. Parçalar bu ikili tarafından yazılmış ama James yüksek ihtimalle gruptan ayrılmış. Çünkü albüm kapağında kadronun içerisinde James'in adı geçmiyor. 1973 yılında neredeyse hiç bilinmeyen bir plak şirketi ile anlaşma imzalayıp albümü yayınlıyorlar. Albümden 1 yıl sonra da dağılıyorlar.

Jackal, Hard Rock, Blues ve Psychedelic köklerinden beslenen, kendine özgü bir Heavy Prog yapıyor. Karşılaştırıldıkları pek çok grup olmakla birlikte, kendilerine has bir yapıya sahip olduklarını söylemek gerek. Bazı anlarda Rush'ı andırdığı, Tempest ve Warhorse gibi coşkulu bir yaklaşıma sahip oldukları doğrudur. Alakasız bir şekilde Lord & Blackmore'la benzeştirilir / karşılaştırılırlar. Pek çok yönden benzerlikle görünse de Jackal'ın tarzını da ayırt edebiliyorsunuz. Bu da demektir ki kendi yollarını çizmeyi başarabilmişler.

Psychedelic Rock'un belirgin özelliklerini fazla eğip bükmeden farklı bir yapıya dönüştürmeyi başarabildiklerini de söylemek lazım. Temel olarak Psychedelic etkileri hissediyorsunuz ama farklılaştığını ve bambaşka bir şeye dönüştüğünü de duyuyorsunuz. Space Rock'a doğru gittiklerini söylemek doğru olmaz ama yakınında gezindikleri anlar da yok değil. Yine de kontrolü elden bırakmayıp temkinli davranıyorlar ve çeşitliliği arttırıp kendilerine ait bir yapı oluşturuyorlar.

Bu noktada belirtmek gerekir ki Jackal, İngiliz tipi Heavy Prog ile Güneyli tipi Hard Rock / Heavy Prog arasında bir köprü gibi duruyor. Bloodrock gibi Teksaslı bir gruptan bulabileceğiniz çok şey Jackal'da da varken, Uriah Heep gibi İngiliz tarzından da çok fazla şey bulmak mümkün. Kanada'nın bu konuda avantajı da bu olsa gerek. Amerika kıtasında olmasına rağmen Avrupa köklerinden de kopmuyor. Her iki kıtanın da oluşturdukları üzerinden kendine bir yol çiziyor. Çeşitliliği arttıran da bu olsa gerek.

JACKAL

Charlie Shannon / Lead Vokal
Dave Bernard / Gitar
Chris Kellesis / Klavye
Steve Hayward / Bass
Cameron Lauder / Davul

AWAKE

01. At The Station (5:37)
02. For You (3:00)
03. Sunny Side Of The Day (2:39)
04. A New Day Has Arisen (8:34)
05. How Time Has Flown (5:47)
06. Lost In The World (2:20)
07. In The Heavens (4:05)
08. Awake (7:46)

25 Mayıs 2023 Perşembe

Contraction / La Bourse Ou La Vie (1974)

Kanada'dan çıkma Crossover Prog, Progressive Rock ve bazen de Jazz Rock sayılabilecek gruplardan biri de Contraction. Başta kuruluş amaçları vokalist Frank Dervieux'un arkasında çalmaktı. 1971 yılında Dervieux'nün solo albümü Dimension M'de de bunu gerçekleştirdiler. Albümün ardından Dervieux'nün genç yaşta (hastalık sebebi ile) ölümünün ardından dağılmak yerine bir arada kalıp müzik yapmaya devam etme kararı almışlar. İyi de yapmışlar. Çünkü kaydettikleri albümlerle gerçekten de hem Kanada Progressive Rock müziğinin gelişmesine katkı sağlarken hem de bize dinlemekten vaz geçmeyeceğimiz albümler bırakmışlar.

Belirtmeden geçmeyelim tabi, Franck Dervieux'nün bahsi geçen albümü Progressive Rock'ın Kanada'da, özellikle de Quebec'de ayağa kalkmasını sağlayan albümlerden biri. Döneminde Quebec'teki Prog anlayışına çok fazla şey kattığı söyleniyor. Buradan bakıldığında da gerçekten başarılı bir albüm Dimension M.

Bir vokalistin kayıt ve konser grubu olarak başlamalarından dolayı Contraction'ın kadro anlayışı biraz geniş. 11 kişi ile kayda giriyorlar ve portaya çıkan albüm doğal olarak bir çok farklı ses, ton ve fikir içeriyor. Kendi adlarını taşıyan ilk albümün 1972 yılında yayınlanmasının ardından epeyce bir tanınır hale geliyorlar. Konserler sırasında temelini atmaya başladıkları ikinci albüm ancak 1974 yılında kaydedilip yayınlanabiliyor. 

Albüm fazlasıyla yaratıcı sesler ve melodiler içeriyor. Melodik bir parçalar bütünü değil elbette. Hatta melodi olmadığını bile iddia edebileceğiniz kadar değişikler. Ama bunun sebebi melodi anlayışını kısa tutmalarından ileri geliyor. Aynı notaların üzerinde dönüp durmak yerine farklı yerlerde gezinmeyi seviyorlar. Bu nedenle de ilk bakışta, alışkın olmayan dinleyiciye fena halde karmaşık gelen bir albüm gibi görünüyor La Bourse Ou La Vie.

İlk albümde ufak tefek dokunuşları olan Dervieux, bu albümde yer almıyor doğal olarak. Ama onun anısına kaydettiklerini söyledikleri bu albümün her yerinden ona dair bir şeyler var gibi. Aralarında benzerlik olmamasına rağmen Dimension M ile La Bourse Ou La Vie aynı ailenin farklı çocukları gibiler.

Enstrumantasyon için söylenebilecek en ufak bir kötü söz yok. Ek olarak da o dönem neredeyse bütün kadın vokalistlerin vokal stilini etkileyen Christiane Robichaud'nun bu albümde efsanevi ve enfes bir iş çıkartmış olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

CONTRACTION

Christiane Robichaud / Vokal, Flüt
Yves Laferrière / Bass, Vokal
Robert Lachapelle / Piyano, Elektrikli Piyano, Org, Eminent Org, Synthesizer
Robert Stanley / Gitar
Richard Perotte / Davul
Jimmy Tanaka / Conga, Vurmalılar
Marcel Beauchamps / Gitar, Eminent Org
Denis Farmer / Davul
Jean-Jacques Robichaud / Vokal
Carlyle Miller / Flüt
Joey Armando / Timbales

LA BOURSE OU LA VIE

01. Jos Coeur (ouverture) (1:01)
02. L'Alarme À l'Oeil (3:48)
03. Claire Fontaine (6:00)
04. Sam M'Madown (3:33)
05. Jos Coeur (fermeture) (4:57)
06. Vent Du Sud (0:46)
07. La Bourse Ou La Vie (17:54)
        a. Au Commencement
        b. Tout Seul Comme Un Grand Piano
        c. La Bourse Ou La Vie
08. L'Âme À Tout Faire (4:58)

11 Nisan 2023 Salı

Syrinx / Long Lost Relatives (1971)

Toronto, Kanada'da 70'lerin başında kurulan Syrinx, Progressive Electronic'in en iyi işlerine imza atmış gruplardan biri. Az ama öz grupları ile ünlü olan Kanada'nın bu tarza da en büyük armağanı. Ne yazık ki 2 albümle kalmışlar. Daha fazlası için büyük de bir potansiyelleri varmış oysa. Keşke devam edebilselermiş.

Hikaye 1967 yılında Intersystems adlı grupla başlıyor aslında. John Mills-Cockell'in kurucuları arasında yer aldığı bu grup deneysel bir elektronik müzik yapıyor. Çok gelişkin değiller, Hatta ham oldukları bile söylenebilir. Muhtemelen ne yaptıklarını kendileri de bilmiyormuş gibi bir halleri var. Elbette yapmayı istedikleri bir şeyler var ama sonucun böyle olacağını beklemedikleri aşikar. Neyse, bu grupla birlikte 3 albüm kaydı yaptıktan sonra Mills-Cockell yeni bir grupla daha gelişkin ve daha oturmuş bir müzikal anlayışla yol almak niyetine giriyor ve 1970 yılı başlarında Syrinx'i kuruyor.

Edinmiş olduğu deneyimle oluşturduğu parçalara grubun diğer elemanlarının da katkısı bir hayli hızlı ve fazla olunca ilk albümü kısa sürede kaydedip yayınlıyorlar. Grupla aynı adı taşıyan albüm kısa sürede ilgi odağı haline geliyor. Hem eleştirmenler hem de dinleyenler tarafından oldukça beğeniliyor. Peşi sıra çıkardıkları ikinci albüm Long Lost Relatives ise grubun başyapıtı sayılabilecek niteliklere sahip bir albüm olarak çıkıyor piyasaya.

Fakat çok fazla ayakta kalamıyorlar ve grup üyelerinin farklı gruplarla çalışma isteği ağır basıyor ve dağılıyorlar. İlk büyük bilinirliklerini ve başarılarını Miles Davis'in Bitches Brew turnesinde sağlayıp sonrasında Deep Purple gibi gruplarla aynı sahneyi paylaşmış olsalar da grubun ayakta kalmasını sağlayamıyorlar bir türlü.

Syrinx, Moog sytnhesizers kullanan ilk Kanadalı gruplardan. Saksafonla birleşen tuhaf yapısıyla da albüm fazlasıyla ön plana çıkan bir yapıya bürünüyor. Progressive Electronic ana kategorilendirme olsa da grubu RIO ve Avant-Prog içerisine de rahatlıkla dahil edebiliriz. Vangelis, Kitaro gibi isimlerle (ikisi de 70'lerden gelmedir bu arada) World Music başlığıyla anılan türün de yapıtaşlarındandır Long Lost Relatives. Yumuşak ama yırtıcı, enfes ama rahatsız edici diye tanımlayabileceğiniz tezat yanları da çoktur ki bu nedenle Avant Garde işin içine giriyor diyebiliriz.

SYRINX

John Mills-Cockell / Klavye, Moog & ARP Synthesizers
Doug Pringle / Saksafon, Bongo, Çan, Guiro
Alan Wells / Konga, Timpani, Gong, Tef

Konuk Müzisyen:
Milton Barnes / Yaylı Çalgılar

LONG LOST RELATIVES

01. Tumblers To The Vault (3:26)
02. Syren (5:57)
03. December Angel (8:58)
04. Ibistix (8:04)
05. Field Hymn (Epiloque) (2:52)
06. Tillicum (1:54)
07. Better Deaf And Dumb From The First (2:54)
08. Aurora Spinray (3:26)

17 Şubat 2023 Cuma

Dionysos / Le Prince Croule (1972)

1969 yılında kurulup Blues yaparak işe başlayan Dionysos, daha sonraları büyük evrim geçirerek Eclectic Prog diye tabir edilen türe dahil enfes albümler kaydetmiştir. Quebec, Kanada'dan çıkan grup çok bilinen bir grup olmasa da kendi döneminde özellikle de ülkesinde oldukça popüler bir yere gelebilmeyi başarmış. Tabi bu başarının ticariden çok kitle olarak düşünülmesi gerekir.

Kaydedip yayınladıkları ve Blues tabanında kendine yer edinen Suzie 45'liğinden sonra uzun çalışmalar yapıp ilk albümü kaydetmişler. Le Grand Jeu adlı bu albümün en büyük özelliklerinden biri de Quebec sokaklarında konuşulan, bol argolu bir Fransızca varyasyonu olan "Joual" ile kaydedilmiş ilk albüm olması. Müzikal açıdan bakıldığında pek bir yenilikçi yanı olmasa da Hard Blues'a dayanan Psychedelic Progressive bir albüm olarak da bir hayli iyi.

Yaptıkları müziği kendilerince geliştirip değiştiren grup 1 yıl sonra yani 1971'de ikinci albüm Le Prens Croule'yi kaydediyorlar. Albüm ilkine oranla daha başarılı ve bir yandan senfonik etkiler içerirken diğer yandan da deneysel pek çok yanı bulunuyor. Bazı albümlerde bahsettiğimiz türler ve tarzlar arasındaki gidiş gelişler ve geçişler bu albümde de bulunuyor. İlk albümden de oldukça farklı. Onda bulunan sert yaklaşım Le Prince Croule'de de bulunmakla birlikte, daha sağlam ve olgunlaşmış diye tanımlayabiliriz. Le Grand Jeu'de anlatmaya başladıkları hikaye ikinci albümde devam ediyor. Ama ilkinden farklı olarak Le Prince Croule konsept bir albüm. Çöküş aşamasını yaşayan bir diyarı ve gerçekleşmeye başlayan devrimi anlatıyor. Doğal olarak da bazı bölümlerde fena halde coşkulu bir hal alıyor.

İlk albümdeki acemice gelen enstrüman kullanımları düşünüldüğünde bu albümde gerçekten yol kat ettiklerini anlayabiliyorsunuz. Kullanılan müzik aletlerinin tamam vermek istediği hissi fazlasıyla ortaya koyarken, tuhaf bir şekilde insanın içine işleyen vokali de enstrümanlardan biri gibi algılanıyor. Fransızca'nın Rock müziğe yakışmadığını düşünenler varsa bu albüm tam da onların fikrini değiştirecek cinsten. Yani, Le Prince Croule pek çok açıdan insanı etkileyen, fikirlerini değiştirecek kadar cüretkar ve kendi içinde yarattığı coşkuyla sizi fazlasıyla agresifleştiren albümlerden.

DIONYSOS

Éric Clément / Gitar
Jean-Pierre Forget / Saksafon
Robert Lepage / Davul, Vokal
André Mathieu / Org
Paul-André Thibert / Lead Vokal, Armonika, Flüt

LE PRINCE CROULE

01. Lever du Prince (4:48)
02. Chanson du Courage (3:11)
03. Demain la Vie (4:20)
04. Terreur et Masque (3:19)
05. Le Prince Jardine (4:11)
06. Safari (5:28)
07. Ballade Inquiete (3:31)
08. Terreur et Jouie - Le Prince Croule (13:51)

11 Ocak 2023 Çarşamba

Lighthouse / One Fine Morning (1971)

1969
yılında Ontario, Kanada'da kurulan Jazz Rock grubudur Lighthouse. Acayip şekilde kalabalık kadrosu ve o kadrodan çıkan bir dolu değişik sesle Jazz Rock ve Fusion janrlarında yer edinmiş kaliteli gruplardan da biridir. Daha önceleri Janis Joplin, Al Kooper, Carlos Santana gibi isimlerle çalışmış olan Skip Prokop'un liderliğinde kurulmuş olan grubun müzikal anlayışı Prokop'un da birlikte çalmayı en çok sevdiği Al Kooper'ın tarzından etkilenerek gelişir. Doğal olarak da ortaya karışık, değişik ve etkileyici albümler çıkar.

Konumuz olan One Fine Morning, Lighthouse'un en iyi albümü değildir ama en popülerleşmiş, samimi ve insanın kanını kaynatan albümlerinin başında gelir. Kurulduktan hemen sonra çıkardıkları 3 albümün ilk ikisi fevkalade olarak nitelendirilebilecek albümlerdir. Üçüncü albüm kötü olmamakla birlikte bu enfes iki albümden sonra biraz geride kalmıştır. Albümün böyle olmasının en büyük sebeplerinden biri de grubun yapımcı firmayla anlaşmazlıklar yaşaması ve kaydedilen albümün yapımcı firmayla son albüm olduğunu bilmelerinden de ileri gelmektedir.

Dördüncü albüm olarak karşımıza çıkan One Fine Morning ise yeni bir başlangıcın ve yepyeni bir vokalin etkilerini içerir. RCA'den ayrılıp GRT'ye geçtikleri sırada vokali devralan Bob McBride sayesinde albümün daha fazla sattığı ve ticari başarı yakaladığı söylenir. Birçok açıdan da doğrudur bu saptama. Zira dördüncü albüm en çok satan albümleri olur ve içinde 2 tane hit single çıkarır. Hatta o kadar başarılı olur ki RCA yanlış yaptığının farkına varır ve adilik denilebilecek bir yaklaşımla, ellerinde kalan Lighthouse parçalarından One Fine Light adıyla bir toplama albüm yapıp piyasaya sunacak kadar ileri giderler. RCA'den çok gruba faydası olur bu yaklaşımın. Daha çok tanınır / bilinir hale gelirler. Bir sonraki yıl kaydedecekleri efsanevi Lighthouse Live konser kaydına da önayak olur.

1974 yılına kadar 3 stüdyo albümü daha yayınlayan grubun müzikal anlayışı grubun kurucusu Prokop'un bile hoşuna gitmez ve ayrılır. Kalanlar yola devam etmek için uğraşsalar da 2 yıl boyunca sadece konserlerde boy gösterirler ve 1976 yılında dağılırlar.

Jazz Rock'tan bahsettiğimizde adlarını sıkça andığımız Blood, Sweat & Tears ve Chicago'nun yolundan ilerleyen Lighthouse, yaptıkları müziğe pek çok türden eklemeler yaparak ilerlemeyi tercih etmişler. Saksafon, Trompet, Trombon gibi üflemelilerin sık kullanıldığı albümlerinde coşkulu parçalara imza atmışlar.


LIGHTHOUSE

Bobby McBride / Lead Vokal, Vurmalılar
Ralph Cole / Gitar, Vokal
Paul Hoffert / Piyano, Vibes
Louie Yacknin / Bass
Skip Prokop / Davul, Vurmalılar, Vokal
Don Dinovo / Viola
Dick Armin / Çello
Pete Pantaluk / Trompet
Howard Shore / Saksafon
Larry Smith / Trombon, Vokal
Keith Jollimore / Saksafon, Flüt, Vokal

Konuk Müzisyenler:
"The Maltese Moon" / Vurmalılar
"The Edmonton Hawks" / Vurmalılar
Jimmy "Teeth" Ienner / Bass, Vokal

ONE FINE MORNING

01. Love Of A Woman (5:52)
02. Little Kind Words (4:15)
03. Old Man (5:35)
04. Sing Sing Sing (3:22)
05. 1849 (6:12)
06. One Fine Morning (5:14)
07. Hats Off (To The Stranger) (3:37)
08. Show Me The Way (2:25)
09. Step Out On The Sea (5:04)
10. Sweet Lullaby (4:56)

30 Kasım 2022 Çarşamba

Mashmakhan / Mashmakhan (1970)

Kanada
'nın hem popülerleşmeyi hem de bunu yaparken kaliteli müzik yapmayı başarabilmiş gruplarından biri de Mashmakhan'dır. 60'lı yılların başında kurulan bu Montreal'den çıkma quartet, uzun yıllar birbirleriyle çalıştıktan sonra albüm kaydına girebilmişler. İlk albümün yayınlanmasından hemen sonra Kanada'nın en bilinen gruplarından biri olmuşlar. Hatta o kadar ki Morse Code Transmission'ı bile geride bırakabilmişler. Bu hızlı yükseliş tek parça ile de olsa Kanada dışında da başarı getirmiş. As The Years Go By, Japonya'da hit olarak liste başına kadar çıkmıştı.

Başlangıçta Triangle (blogda yer alan Triangle değil) adıyla kurulup yaklaşık 10 yıl boyunca konserlerde boy gösterdiler ama asıl başarıyı grubun adını Mashmakhan olarak değiştirdikten sonra kazandılar. Mashmakhan, o dönemde Montreal'in en büyük uyuşturucu satıcısının adıydı. Yerel olarak ünlenmeleri buna bağlı görülse de Kanada dışında da bilinir olmaları grubun kalitesiyle alakalıdır. Fakat bu kalite durumu çok uzun sürmez. İkinci albüm, ilkine oranla daha basit ve özensiz gibidir. Albümden çıkan 45'likler neredeyse hiç beğenilmez. Ticari başarısızlık ve kalite düşüklüğü grubu dağılma yoluna iter. 1973 yılı sonlarına kadar zorlasalar da devam etmeleri için herhangi bir sebep kalmamıştır ve dağılırlar.

Konumuz olan ve grupla aynı adı taşıyan ilk albüm Psychedelic Rock, Psychedelic Folk gibi türlerden yola çıkıp geniş bir Progressive Folk'a dönüşür. Albümün bazı yerlerinde Pink Floyd şüphesi yaşatır insana. Albüm kapağına baktığınızda da Pink Floyd'a hayran oldukları sonucunu da rahatlıkla çıkarabilirsiniz. Zira The Piper At The Gates Of Dawn albüm kapağının farklı bir çeşitlemesidir. Yani evet, ilk dönem Pink Floyd izleri Mashmakhan'da görülmekle birlikte tam anlamıyla kopyacı olduklarını söylemek de yanlış olur.

Progressive Rock özellikleri düşünüldüğünde albümün bu konuda da biraz eksik kaldığı rahatlıkla anlaşılabilir fakat bu "yapmak istemişler ama olmamış" cümlesinden öte bir durumdur. Grup kendine has bir tarz geliştirme çabası ile hareket ederken fazlasıyla etkilendikleri tarz, tür ve müzisyenlerden de çok uzaklaşmamayı tercih etmişler. Değişik bir havaya sahip olduğu ortada Mashmakhan'ın. Parçalarda yükselip alçalan melodiler arasında bir anda ortaya çıkan saksafon ve flüt atmosferik bir etkinin oluşmasını sağlıyor. Gitar ve klavyeler ise işin özünü yani Psychedelic Rock'ı ortaya çıkarmaktan geri durmuyor.

MASHMAKHAN

Pierre Senecal / Klavye, Saksafon, Flüt
Rayburn Blake / Gitar
Jerry Mercer / Davul
Brian Edwards / Bass, Vokal

MASHMAKHAN

01 - Days When We Are Free (6:12)
02 - I Know I've Been Wrong (4:56)
03 - As The Years Go By (3:06)
04 - Shades of Loneliness (4:56)
05 - Afraid of Losing You (4:12)
06 - Gladwin (4:24)
07 - If I Tried (4:34)
08 - Happy You Should Be (3:57)
09 - Nature's Love Song (3:50)
10 - Letter From Zambia (6:19)

20 Kasım 2022 Pazar

Warpig / Warpig (1970)

60'ların ortalarında Kanada'da rock müzik ortamı epeyce ilerlemiş, kendine yeni bir yol çizmeye çalışıyordu. Bu dönemde, gitar çalıp şarkı söyleyen Rick Donmoyer, The Turbines, The Kingbees, The Wot, Mass Destruction gibi gruplarla çalıştıktan sonra kendine yeni bir yol, yeni bir tarz belirleme çabasına girip Mass Destruction'dan eski arkadaşlarıyla birlikte takılmaya başladılar. Bu arada grup elemanlarının hepsi doğma büyüme Woodstock'lıydı. Davulcu Terry Hook'un evinin bodrumunda aylar süren çalışmaların ardından 1966 yılı sonlarına doğru Warpig ortaya çıktı.

Hard Rock'un biraz ilerisinde bir tarza evrilmişlerdi ve bu popüler olmalarını sağlamıştı, hem de çok kısa sürede. Toronto'da pek çok konserde ve kulüpte sahne aldılar. Konserler sırasında kendi parçalarını da yazmaya başlamışlardı. Albüm kayıtları çok uzun sürdü ama nihayetinde, 1970 yılında piyasa çıktı. Parçalar Black Sabbath'tan Rock'n Roll'a, The Beatles'dan The Beach Boys'a kadar pek çok tarzı birleştiren bir yapıya sahipti. O kıtada dönemin en popüleri olan Psychedelic Rock'dan uzaklaşmışlar, Hard Rock'ı daha eklektik bir sosla kaplamışlardı. Albüm iyi satınca çıktıkları konserlerin de sayısı arttı. O kadar ilerlemişlerdi ki albüm 1 yıl sonra İngiltere'de ilk defa ve farklı düzenlemelerle yeniden piyasaya sürüldü. Ama bu grubun dağılmasını sadece biraz daha geciktirebilmişti. 1973 yılında konserler sırasında büyük sorunlar yaşayıp dağıldılar. Donmoyer birkaç yıl daha başka elemanlarla grubu devam ettirmeye çalışsa da başarısız bir döneme imza atmak dışında bir şeye yapamamıştı.

Kanada'nın en iyilerinden biri olan Warpig, Deep Purple, Black Sabbath, Atomic Rooster gibi Hard Rock gruplarının tarzlarına benzeyen ama farklılaşarak daha sert bir hale gelen Heavy Progressive Rock albümüyle tek albümlü efsaneler listemize kısa yoldan girebilme hakkını kazanıyor. Albümde belirgin bir vokalin olmadığını en başından belirtelim. Bu da gruba daha değişik bir hava katıyor. Pek çok grubun, vokalin arkasında kalma talihsizliğini yaşamamışlar yani. Sert ve tempolu Blues melodileri albümün her yerinde hissediliyor. Tarzlar ve türler arasında gidiş gelişler bir hayli fazla. Bazen Wishbone Ash ile karşılaşacakmışsınız gibi hissederken, bir anda Uriah Heep mi bu diyebiliyorsunuz ya da bir anda başka bir yerlerden East Of Eden'ın fırlayıp geldiğini düşünüyorsunuz.

Kendilerine has bir yapı geliştirdikleri ve bu yapıyı da bir hayli fazla gruptan etkilenerek yaptıkları ortada. Dinledikçe daha fazla dinleyesiniz geliyor Warpig'i.

WARPIG

Rick Donmoyer / Vokal, Gitar
Terry Hook / Vurmalılar
Dana Snith / Klavye, Vokal
Terry Brett / Bass

WARPIG

01. Flaggit (3:09)
02. Tough Nuts (2:18)
03. Melody with Balls (6:02)
04. Advance Am (7:30)
05. Rock Star (4:11)
06. Sunflight (4:30)
07. U.X.I.B. (7:39)
08. The Moth (5:08)

21 Ekim 2020 Çarşamba

Vos Voisins - Vos Voisins (1971)

Fonetik açıdan kulağa hoş gelen grup isimleri konusunda bu grubu tek geçerim; Vos Voisins. Garip, tuhaf, anlamsız gibi gelen ama kulağı hoş bir ahenkle bütünleyen şaane bir isimleri var bence. Kanada’nın Quebec’inde kurulan grubun adı ‘komşularınız’ gibi bir manaya geliyormuş Fransızca’da.

1968 yılında klavyeci ve besteci Jacques Perron ve davulcu / besteci Pierre Ringuet’in tanışmalarıyla başlayan Vos Voisins serüveni daha sonraları Vallieres ve Parenteau’nun katılmasıyla son halini almış. Psychedelic Rock’ı temel alarak progressive rock ve hard rock semalarında gezinen ilk ve tek albüm Holocauste a Montreal (ki Montreal’de Soykırım manasına geliyor) oldukça başarılı.

Yalnız başta belirtmekte fayda var ki Fransızca (adamlar Kanadalı.. yarı Fransızca yarı İngilizce malum) psychedelic insanı biraz zorlayabiliyor. Neyse ki enstrümanlar üzerine kurulu parçalar da var albümde de Fransızca’yı olabileceğinden daha az duyuyoruz.

Tahminen o dönemlerde ELP ve ELP gibi grupları fazlasıyla dinleyip ciddiye aldıkları oldukça belirgin. Çünkü özellikle enstrümental parçalarda ELP havasını rahatlıkla seziyorsunuz.

Albümün açılış parçası Voisins, vokal kullandığı Fransızca dolayısıyla fazlasıyla rahatsızlık verici dururken garip bir melodik yapısı da var. Şarkıyı sevip sevmediğine karar vermek için insanın defalarca dinlemesi gerekiyor.

İnsanı huzura kavuşturan piyano introsuyla açılan ikinci parça  Sous La Lune vokalin belli belirsiz tonuyla insanı başka diyarlara alıp götürüyor. Parçanın çok basit bir yapıya ama ters oranda etkiye sahip olduğunu belirteyim.

Albümdeki enstrümental parçaların ilki olan L’instrumental hard rock olarak başlayıp, psychedelic rock’a doğru kayarken aradan progressive’i sokuşturmayı başarıyor. Kişisel olarak albümün en iyisi.

Perron’un piyano introsuyla daha başından insanı etkileyen parça Tania ise albümde 4.sırada. Soft bir şekilde başlayıp parçanın ortasından sonra psychedelic bir yakarışa dönen parça sanıyorum ki bir ballad. O kadar belirsiz ki, anlamakta güçlük çekebiliyor insan.

Ardı sıra gelen Le Monstre de la Main Out tam da adındaki havayı vermeyi başarıyor. Vokalin acı ve endişe dolu sesi, enstrümanların etkileyici kullanımı ve davul atakları ile dinlerken gerçekten etrafta bir canavarın dolandığını hissettiriyor insana.

Rock’tan çok Pop havasında ilerleyen Y’a Juste  De T’ca, progressive içerisinde eriyip giden psychedelic tarzıyla Le 3-4  De L’Archeveque albümde olmazsa olmazlardan. 

Son olarak o dönem kaydedilen ama orijinal albümde yer almayan iki parçayı da sonradan bonus olarak eklemişler.

VOS VOISINS

Jacques Perron – Klavye, Vokal
Pierre Ringuet – Davul
Serge Vallières – Gitar
André Parenteau – Bass Gitar

HOLOCAUSTE à MONTREAL

1. Voisins (Mon chum) (3:10)
2. Sous la lune (4:46)
3. L'instrumental (4:27)
4. Tania (5:05)
5. Le monstre de la main (6:05)
6. Y'a juste de t'ça (3:49)
7. Les 3/4 de l'archevêque (6:07)

BONUS TRACKS

8. Le Coeur Su'l Cant (3:20)
9. Dou-Ra-Ra-Dou (3:16)

28 Eylül 2010 Salı

Rush - 2112 (1976)

Onca krautrock, zeuhl, vs grupları, çıtır çerez gibi ekleyip durmuş velhasıl rock tarihinin en önemli triolarından birini es geçmişiz. Hem de ne "es". Arkadaş 3 (yazıyla üç) senedir birimiz de uyanmamış mı bu duruma?

Her neyse, grubumuz Rush, albüm de "progresif" dönemlerine  geçmelerinden hemen önce, henüz hard rock  köklerinden kopmadıkları dönemden. Öncelikle baştan sona şaane parçalarla bezenmiş bir albüm olmasına rağmen bu albümün beni en etkileyen parçası, koca albümün en zayıf parçası "Lessons" dır. 

"Favori parçanın beyan edilmesi" faslından sonra albümün genel havasına gelelim. Tonlar bi önceki albümle hemen hemen aynı. Prodüksiyon kalitesi  daha temiz ve yüksek bir ses elde etmelerine olanak tanımış. Daha önce söylediğim gibi, albüm ağırlıklı olarak hard rock köklerinden vazgeçmedikleri parçalardan oluşuyor. Bu nedenle "The Twilight Zone" ve "2112" ilk bakışta dikkat çeken parçalardan.

Açılışı yapan "2112", aslen yedi bölümden oluşuyor. Parçanın tepe noktası; "Presentation" ve Geddy Lee coştukça coşuyor. Açılışındaki bazı space rock etkileri de dikkat çekici. "The Twilight Zone" albümün en başarılı bestesi ve diğerlerinde rastlamadığımız, aksak davul ritmleriyle, progresif ruhu en iyi yansıtan parça olmayı hak ediyor.

"A passage to Bangkok" ile uzakdoğu yolculukları esnasında uğradıkları şehirlere dair bi iki kelam etmişler. "Lessons"  ile ağırlığını artırarak devam eden albüm, "Tears" ile duruluyor. Bir mahsunlaşıyor, elinde çakmağı havaya savuruyor, gözleri kapalı. Son olarak da "Something for Nothing", albümü başladığı gibi, gayet ağır bi şekilde bitiriyor. Bizlere en güzel öğüdü veriyor, "Bir şey almak için önce vermek gerek."

RUSH

Geddy Lee / Bass, Bass Pedal, Vokal
Alex Lifeson / Gitar, Bass Pedal
Neil Peart / Davul, Vurmalılar
*Hugh Syme / Mellotron (Tears parçasında)

2112

01.2112

i. Overture4:32

ii. The Temples of Syrinx2:13

iii. Discovery3:30

iv. Presentation3:40

v. Oracle: The Dream2:00

vi. Soliloquy2:22

vii. Grand Finale2:18
02.A Passage to Bangkok3:30
03.The Twilight Zone3:14
04.Lessons3:48
05.Tears3:29
06.Something for Nothing3:56
 

29 Kasım 2008 Cumartesi

Dillinger - Dillinger (1974)

Octopedia için çalışmalar süredursun -diğer arkadaşlar adına konuşuyorum, ben daha yeni başlayabildim- hazır kollar sıvanmışken bloga da bir albüm eklemeden duramadım.

Dillinger, temeli Robert ve Jacques Harrison kardeşler tarafından atılmış, toplamda dört kişiden oluşan, Quebec diyarlarından bir gruptur. Kendi adını taşıyan albümleri 1974 yılında Daffodil Records etiketiyle piyasaya sürüldü sonra da unutuldu gitti. Sonraki zamanlarda tekrardan yayınlanmamış bir albüm olarak elimize geçen plak kaydı elbette kusursuz değil fekat parçalara ayrı bir orijinallik katmakta.

Albüm adeta progresif dersi niteliğindeki dört parçadan oluşmaktadır. Her bir enstrümanın sınırı zorlanmış ve kesinlikle işini bilen isimler tarafından kullanılmıştır. Sert, agresif ve caz altyapılı bir havası vardır albümün. Genellikle parçalarda teknik konuşurken melodi de bir kenara bırakılmamış, beklenmedik geçişler ve yerinde devreye giren senfonik öğelerle iyiden iyiye taçlandırılmıştır.

Albümdeki favorim dördüncü sıradaki "Live and Return" adlı parçadır. 17 dakikalık bir beyin fırtınasıdır. Özellikle bas partisi ve bateri solosu için tekrar tekrar dinlenesi bir eserdir.

Evet... 70'ler Kanadası'ndan kötü grup çıkmaz sözünü her zaman için destekler, okuyuculara hatırlatır, Dillinger'ı gururla takdim ederim.

DILLINGER

Robert Harrison / Davul, Vokal
Jacques Harrison / Klavye, Vokal
Paul Cockburn / Gitar, Vokal
Terry Bramhall / Bas Gitar, Vokal

DILLINGER

1 - People (6:19)
2 - City Man (4:55)
3 - Nature's Way (3:55)
4 - Live & Return (17:03)


13 Mayıs 2008 Salı

Harmonium - Si On Avait Besoin d'Une Cinquème Saison (1975)

'70'li yıllardan kalma Quebec'li grup kısaca. Maneige gibi zamanının Quebec progresif müziğini sırtlamışlar ve Kanada'lı Fransızlara progresif müzik bağlamında altın çağını yaşatmışlar. Folk öğeler, jazzy soundu, senfonik ve yer yer saykodeli yapısı ile çok farklı ve kendilerine göre bir tarz oluşturmuşlar. Zaten Fransızların jazz rock/fusion türüne olan bağımlılıklarının bu grubu da yansıması beklenebilecek bir şey. Normandeau kardeşlerin başı çektiği grubun beyni ağabey Fiori. yazdığı lirikler ve yarattığı müzik pastoral, sessiz ve sakin bir göl kenarı özlemi gibi imgesel bir anlatıma sahip.

Albüm; "Eğer beşinci bir mevsime daha ihtiyacımız olsaydı" anlamına gelip son parça olan "Histoire sans parole" bu beşinci mevsimi anlatır. Zaten albüm kapağından da göreceğimiz gibi "Voyage dans la Lune" filminden fırlama bir atmosfere sahip albüm.

Neyse efendim bana dediler ki, sen bir iki Clapton albümü eklesene. Ben de ekleyecektim ama bunu ekledim sonra. Neden bilmiyorum. Çok şahane bir albümdür, daha çok akustik bir havası vardır albümün, davul neyin kullanılmaz. Dingin, sakindir yani kısaca. Neyse efendim. siftah yaptım. Milli oldum.

Ehu. Saygılar.

HARMONIUM

Pierre Daigneault / Flüt, Piccolo, Soprano Saksafon, Klarnet
Serge Fiori / Gitar, Flüt, Zither harp, Bass davul, Vokaller
Serge Locat / Piyano, Mellotron, Synthesizer
Michel Normandeau / Gitar, Akordion, Vokaller
Louis Valois / Bass gitar, Elektrik piyano, Vokaller
Judy Richard / Vokal (5)

SI ON AVAIT BESOIN D'UNE CINQUEME SAISON

1 - Vert (5:34)
2 - Dixie (3:26)
3 - Depuis L'Automne (10:25)
4 - En Pleine Face (4:51)
5 - Histoires Sans Paroles (17:12)

Toplam Zaman: 41:28