Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2022 Pazartesi

Barış Manço & Kurtalan Ekspres / Yeni Bir Gün (1979)

Avrupa’da aldığı eğitimi ile beraber 1962 yılında başlayan müzik hayatını, 1967 yılında sonlandırarak Türkiye’ye dönen Barış Manço önce Fransa’da tanıştığı Les Mistigris adlı Belçikalı grupla sonra Mazhar Alanson ve Fuat Güner’in (MFÖ’ün M ve F’si) de içlerinde bulunduğu Kaygısızlar ile başarılı çalışmalar yapar. Bizim Gibi, Trip Fairground ve Flower of Love gibi psychedelianın ağır bastığın bestelerden oluşan ilk döneminin ardından Moğollar ile birleşerek ManchoMongol adını verdiği grupla, Türk folk müziğine ağırlık vererek Avrupa’ya açılmayı hedefler. Fransa’da dört ay boyunca verdikleri konserlerden sonra ülkeye dönen grup, 1971 senesinde dağılır.

1972’de kurduğu Ohannes Kemer (gitar-yaylı tambur), Nur Moray (davul), Celal Güven (perküsyon) ve Özkan Uğur (bass, MFÖ’nün Ö’sü) ‘dan oluşan Kurtalan Ekspres (İstanbul - Güneydoğu arası sefer yapan tren hattı) ile sayısız çalışmalar yaptıktan sonra 1975 senesinde psychedelia - folk - space - funk harmanı eklektik bir tarza sahip ilk albümü 2023’ü piyasaya sürer. Bahsini edeceğim asıl albüme göre daha çiğ kalsa da keşke hayal ettiği gibi 100. yılında da böyle güçlü bir müzikal anlayışa sahip olabilsek. Az da olsa hala zamanımız var. (?)

1975 sonunda gruptan ayrılan Özkan Uğur’un (MFÖ’nün Ö’sü) yerine gruba Bunalım bas gitaristi Ahmet Güvenç katılır. Aynı sene Dadaşlar’dan Kılıç Danışman’ın klavye görevini üstlenmesi ardına yaylı ve nefeslilerden oluşan bir orkestra ve dört kadın back ile Belçika’da kaydedilen Baris Mancho ismini verdiği, Little Darlin, Old Paulin, Nick the Chopper, Blue Morning Angel, Ride on Miranda gibi yeni bestelerin yanında eski parçaların ve türkülerin yeniden düzenlenmiş ve İngilizceye çevirilmiş hallerinin yer aldığı albüm ile tekrar dünyayı açılmayı çabalar fakat sonuç yine hüsran olur. Ohannes Kemer de ayrıldıktan sonra gruba katılan Bahadır Akkuzu ile uzun süre beraber olacak kadro tamamlanır.

Barış Manço ve Kurtalan Ekspres; 1978 senesinin sonunda piyasaya sürülen ikinci albümü Yeni Bir Gün ile iki albüm daha sürecek en olgun müzikal döneminin başlangıcı yaptı. Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ve Aynalı Kemer İnce Bele gibi klasikleşmiş parçaların yanında Gesi Bağları ve Ham Meyvayı Kopardılar Dalından - ki bu parçada Kılıç Danışman’ın Fender Rhodes ile girişi muazzamdır- gibi türkü aranjmanları ve Ne Ola? Yar Ola? (maalesef bakınızı: Michel Polnareff) ve 2023’ün devamı 2024 / İkinci Yolculuk gibi yine döneminin ötesinde besteler barındıran albümün en can alıcı noktası Bahadır Akkuzu, Ahmet Güvenç, Caner Bora ve Celal Güven’in yarattığı kusursuz funky altyapının üzerine Kılıç Danışman’ın synth ve diğer bilimum tuşlularla yarattığı atmosfere Oktay Aldoğan’ın enfes nefeslilerinin eklendiği, beş bölümden oluşan Yeni Bir Gün oluyor. Manço’nun bugüne kadar en iyi vokal partilerinin de bu albümde bulunduğunu eklemek lazım. 

Manço'yu; 60’ ların sonlarına doğru yakaladığı başarıyı Yeni Bir Gün ile zirveye çıkaran müzikal serüvenine 90’lara doğru pop aranjmanları ile (Garo Mafyan) ket vurarak -çağa ayak uydurmak demeyin rica ederim- muazzam progresif dönemini en azından bizim gençlerimiz tarafından bile bilinemez hale getirmiş olsa da kültürümüze yaptığı sayısız katkılardan ötürü takdir etmemek mümkün değil.

BARIŞ MANÇO & KURTALAN EKSPRES

Barış Manço / Vokal
Kılıç Danışman / Akustik piyano, Fender Rhodes Elektro Piyano, ARP Solina String Ensemble Synthesizer, Korg 700s Synthesizer, Roland SH-3A Synthesizer, Hammond org
Ahmet Güvenç / Bass
Bahadır Akkuzu / Elektro Gitar, Akustik Gitar
Celal Güven / Vurmalılar
Caner Bora / Davul
Oktay Aldoğan / Flüt, Tenor Saksafon

YENİ BİR GÜN

01. Sarı Çizmeli Mehmet Ağa (4:23)
02. Gesi Bağları (4:32)
03. Çoban Yıldızı (4:20)
04. Bir Selam Sana Gönül Dağlarından (4:01)
05. Ne Ola? Yar Ola (5:29)
06. Aynalı Kemer İnce Bele (3:06)
07. 2024 / İkinci Yolculuk (6:21)
        - Uzay Üssünde Bir Sabah (Piyano Uvertürü: Kılıç Danışman) [3:16]
        - 3. Boyuttan Hareket (Bahadır Akkuzu, Celal Güven) [0:28]
        - Zaman Duvarına Doğru (Barış Manço, Caner Bora) [1:30]
        - Dördüncü Boyuta Geçiş (Ahmet Güvenç) [1:07]
08. Ham Meyvayı Kopardılar Dalından (4:08)
09. Yeni Bir Gün Doğdu Merhaba (2:05)
10. Anlıyorsun Değil mi? (2:10)
11. Ne Köy Olur Benden, Ne De Kasaba (1:36)
12. Elveda / Ölüm (3:03)
13. Bir Kelebeğin Yaşam Öyküsü (0:25)

13 Eylül 2022 Salı

21. Peron / 21. Peron (1977)

Milliyet
gazetesinin 1967 yılında düzenlemeye başladığı liselerarası müzik yarışmalarında boy gösteren genç gruplar sayesinde müziğimizin batı müziği ve özellikle rock ile etkileşimi artmış, dolaylı da olsa Unkapanı’nın müziğimizin gelişimine vurduğu ket de bir nebze yıkılmış. İşte 21. Peron da 1970 yılından itibaren katıldıkları bu yarışmalardan birbirlerini tanıyan Andreas Wildermann (klavye) ve Haluk Öztekin (gitar)’in yanlarına kattıkları Seyhan Eriş (gitar), Aron Serez (bass), Halil Yıldırım (davul) ve Alp Gültekin (keman) ile 1973 yılında kurularak, İzmir - Bornova’da çalışmalarına başlamış.

Yine Unkapanı sağ olsun (!) Anadolu Rock / Pop tıpkı günümüzde olduğu gibi saf rock dinleyicileri tarafından 70’lerde de hakir görülür oluşundan kaynaklı, müziklerinde bizden ezgileri bestelerini domine edecek şekilde değil bütünlüğü sağlayan motifler olarak kullanmayı tercih eden grup, Yes, Genesis, Gentle Giant etkileşimlerini cesurca sergilemekten geri durmamış. Hem enstrüman hakimiyeti hem de beste kabiliyetleri ile psychedelic’ten senfoniye uzanan tarzlarını; dönemin gruplarının yoğunluklu gitar, bass, davul ile sınırlı kalan unison  bestelerindeki kolaycılığa kaçmadan üzerine ciddi zaman harcadıkları, senkopların ve kontrapuanların havada uçuştuğu klasik batı esintileri ile harmanlamışlar.

Grup 1975’de isimlerini duyurmalarına ön ayak olacak dönemin müzik program yapımcıları Ümit Tunçağ ve İzzet Öz’ün desteklerini alarak aynı sene bu albümün ilk bölümü oluşturan parçaları canlı olarak 2 kanallı teybe kaydettiler. Ne miksleme, ne de hata yapma imkanları olmamalarına rağmen ortaya çıkan sonuçlar muazzam. (remaster işlemlerini kaset kayıtlarından yapmış olmaları da cabası) Tüm enstrümanların ve partisyonlarının bütünde yarattığı hissiyatın tarifinin zorluğunu geçtim, üzerinden geçen bunca yıla rağmen aynı havayı yakalayan grup sayısının bir elin parmaklarını geçmediği gerçeği hala baki.

İkinci bölüm, 1977 yılında ŞAT yapım stüdyolarında kayda aldıkları hem prodüksiyon kalitesi hem de ilk bölümü aratmayacak besteler ile bütünlüğünü hiç bozmadan devam ediyor. Tüm ekibi (neredeyse) net olarak duyabileceğiniz bestelerde solo enstrüman olarak sıra dışı biçimde Keman / Viola seçimi (ilk bölümde de böyle bu arada), bizden esintileri neden bu kadar iyi yansıtabilmiş olduklarının sonucu sanırım. Bu arada tamamı enstrümental olan yapıyı tek bozan parçanın da bu bölümde bulunması ve bunun nedenini hala “anlayamıyor” oluşum benim kaz kafalılığımdandır herhalde.

Memleketimizin müzik sohbetlerindeki kaçınılmaz “Ah başka ülkede olsalar, dünyaca ünlü olurlardı” eşiğine mutlaka meze edilmiş bir grup 21. Peron fakat saf Progressive Rock anlamında maalesef bu albümleri dışında adından bahsedebileceğimiz bir albümleri yok. Yaşadıkları türlü talihsizlikler (Eurovision ve darbe gibi) ve dönemin müzikseverleri tarafından anlaşılmamalarının sonucunda da “daha dinlenebilir şeyler lazım” diyerek uzaklaştıkları köklerine (tam anlamıyla) dönememelerini yadırgıyor olsam da yeniden toparlanıp yaptıkları besteleri ile günümüz gruplarına göre (hala) epeyce orijinal duruyorlar.

21. PERON

Andreas Wildermann / Org, Piyano
Haluk Öztekin / Gitar
Seyhan Eriş / Gitar
Aron Şerez / Bass
Halil Yıldırım / Davul
Alp Gültekin / Keman
Erden Erdem / Davul
Gökhan Akçay Bass, Vokal

21. PERON

01 - Anne 7:27
02 - 18400 TL 6:59
03 - F.M.O. ( Film Müziği Olabilir ) 2:49
04 - Petruşka 5:20
05 - Çocukluk Anılarım 4:13
06 - İnilti 2:44
07 - Beş 3:27
08 - Şarap Mahzeninde Gece2:39
09 - F.M.O. ( Film Müziği Olamadı ) 3:21
10 - Arap Bebeğin Dansı 5:04
11 - Anlatamıyorum 3:17
12 - Köy Düğünü 2:57


8 Eylül 2022 Perşembe

Zen - Bakırköy Akıl Hastanesi'nde Live (1999)

Kırk kat yabancının girip çıktığı bir blog olarak Krautrock, Psychedelic vs derken zaman zaman tereciye tere satıyoruz gibi geliyor. Ama toplumsal basiretsizlikte dünyaca numune bir millet olarak müzikte (ve dahi sanatın pek çok dalında) zamanın ruhunu yakalamakta hep güçlük çekmiş olmamız, bizim havaların bahsini geçirmeyeceğimiz anlamına da gelmez. Kimi yanlış yerde yanlış zamanda bulunarak, kimi de zamanının ötesinde işlere imza atarak yitip gitmiş gruplarımız arasında Zen tıpkı isminin tüm anlamları gibi zamansız ve mekansızlığın temsili olup, her zaman müzik tarihimizin yüz aklarından biri olarak kalacak. Şimdilik trivia yapmaya hiç gerek yok.

1999 yılında (gerçekten) Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde çalmış olmaları kulağa anormal geliyor olsa da orada tedavi gören hastaların da insan oldukları gerçeğini gözler önüne serme misyonunu ziyadesiyle yerine getirmişler. Yaklaşık bir saat boyunca full doğaçlama giden performansları da yağ gibi akıyor.

Oktav gitarlar, pitch shift vokaller ve türlü ilginç sampleları ile kafadan psychedelinin içine girdiğimiz ilk parça, kreşendoyu ateşleyecek (ağırdan ağırdan aranan) gitar rifi bulununca önce sessizleşip ardından o riff ile beraber yükselerek bitiyor. Bu arada grubun doğaçlama formülü yok denecek gibi zira herkes enstrümanlarında büyük usta ve gerekli atmosferi oluşturmak için canla başla çalışıyor. Genelde konuşarak yapılan vokallere kimi zaman Blues tandanslı gitar yürüyüşler kimi zaman da orta doğu oryantali elektro bağlama riffleri eşlik ediyor.

Albüm "arkadaşlarımız oldu buraya girdiler, çıktılar, kaldılar filan....” açılışıyla, Neyzen Teyfik’in bu hastanenin tercihli sakinlerinden biri olduğunu anlattıkları parça ile devam ediyor. Ardına gelen parçada aralarda “Hasta alma, hasta dışlama” diyerek de yine malum felsefe üzerinden inceden inceye dönemin sağlık sistemini güzelliyorlar. Eh olacak o kadar.

Albümün en uzun ve en yoğun parçası Arkadaşım Ateş, muazzam elektro bağlaması ve ona eşlik eden sample ile vokallerin altında müthiş tınılıyor. Hesapsız bir şekilde atağa kalkan parça (davulun ölçü kaçırması) gerçekten ölüyü diriltecek tempoda. Bağlamanın ve bass gitarların yoğunlukta olduğu parçanın son bölümünde o ortamda bulunmayı ne kadar istediğimi tarif edemem.

Tamam Dut Ali, Mazhar Neyzen ve Köpeği ile benzerlik gösteren bir formül, kabul de… Bakırköy Havası’nın doğaçlama olma ihtimalini sorgulamamak mümkün değil. En azından girişteki soloyu önceden yazmışlardır herhalde, di mi?

Kapanış olarak tüm hastaları koğuşlarına uğurlarken, felsefe yapmaktan geri durmayarak dışarıda kaçırdığımız hayatı sorgulamamızı da sağladıkları için ayrıca teşekkürler, Zen.

“Perdeleri açın bakın, dışarıda güneş var güneş”

ZEN

Murat Ertel / Vokal, Elektro Gitar, Elektro Bağlama
Emre Önel / Darbuka, Kastanyet, Sampler, Vurmalılar
Fahri Aykut / Davul
Merih Öztaylan / Vokal, Sampler, Talking Drums, Vurmalılar
William Macbeth / Kontrbas, Bass, Echo, Sampler
Levent Akman / Def, Ziller, Vurmalılar, Sampler

BAKIRKÖY AKIL HASTANESİ'NDE

01 - Bu Dünya Benim Dünyam
02 - Mazhar, Neyzen ve Köpeği
03 - Burda Bizden Başkası Yok
04 - Arkadaşım Ateş
05 - Dut Ali
06 - Bakırköy Havası
07 - Birozdan


ICG

4 Eylül 2022 Pazar

Nekropsi / Mi Kubbesi (1996)

Necropsy
adıyla yayınlanan ilk demoları olan Speed Lessons Part I ile dönemin metal camiası tarafından yanlış anlaşılarak büyük tepki toplamış, (kime neyin dersini veriyorsunuz demiş, henüz 10 sene kadardır var olan bir camianın ağaları paşaları) ardına 4 sene sonra isimlerini Türkçe okunuşlu Nekropsi’ye, tarzlarını da büyük oranda bizim havalardan harmanlı bir senteze dönüştürerek kaydettikleri ilk albümleri Mi Kubbesi ile yine aynı güruhun büyük saygısını kazanmış nadide bir grup Nekropsi. (asıl dersi böyle vermiş babalar)

Albüm neredeyse tamamında denk geleceğiniz cleane yakın crunch tonlardaki gitar partisyonlarına sahip Crying Game ile açılışı yapıyor. Tüm enstrümanların atak halinde olduğu, harmonilerin birbirini kovaladığı, kategorize etmenin de pek zor olduğu - gitarların bağlama gibi tınıladığını da işin içine katarsak- bu tarz ile albüm boyunca bir kaç parçada daha karşılıyoruz. (Efsane ve Ateis bunların en belirginleri) Bu arada albümün miksajından da anlaşılabileceği üzere parçalar farklı zamanlarda kaydedilmesine rağmen, parça diziliminde bütünlük çok başarılı korunmuş ve ilk beş parçadaki enerji tüm albüme paylaştırılmış. Ve evet ilk beş parçaya gelirsek, (itiraf zamanı) albümü ilk dinlemeye başladığımda altıncı parçaya geçmeme engel olacak kadar yoğun ve etkileyici gelmişti de anca bir kaç hafta sonra albümü tamamlayacak kıvama gelebilmiştim. (biraz o dönemki mevcut müzikal anlayışım ve kavrama yetimle de alakalı olabilir tabi)

Bu arada Cevdet Erek’in albüm için yazdığı kısa hikayedeki metoforlardan hareket edersek albümün altıncı parçası Derinlik ile mevzunun derinleştiğini düşünmek de mantıksız değil. Zira parça kaotik açılışı sonrası tıpkı okyanusun derinliklerine indiğinizi hissedeceğiniz flanger ve delay kombinli gitarları ile soft jazz hissiyatıyla kapanış yapıyor. Dımlı Mi ve Lim, ağırlaşan tempo ve kararan atmosferlerine rağmen gubun yine rahat durmadığı anlar içeren, ağır toplardan saymasınız da bütünlüğü sağlayan parçalar.

Delicesine hızlı davulların üzerine yürüyen bağlamayı andıran gitar melodisiyle John Zorn işlerini andıran Hindu sonrasında iyice sertleşen ve karanlıklaşan albüm, Yollar ile Son’ a yaklaşıp 41 ile kapanışını yapıyor. (tabi bu benim gibi saplanıp kalmaz da altıncı parçaya geçerseniz şahit olacağınız bir durum) Bu arada daha önce isimlerini duymama rağmen (Kurban’dan Kerem Tüzün’ ün katılması ile ilgili haberlerini okuduğumu bile hatırlıyorum) grubun müziği hakkında hiç bir bilgim yoktu da Hiçbaymaz sağolsun “sen seversin bunu” diyerek dinletmişti. Hatta bir kaç hafta sonra da beraber Peyote’de canlı izlemiştik. (2007 ortası gibi olmalı)

NEKROPSİ

Cem Ömeroğlu / Gitar, Vokal
Cenk Turanlı / Bass, Perdesiz Bass, Vokal
Cevdet Erek / Davul, Vokal, Darbuka, Bendir
Tolga Yenilmez / Gitar, Vokal, Efektler, Sample, Bass, Perdesiz Bass, Kemençe, Yaylı Bass, Bağlama

Mİ KUBBESİ

01. Crying Game (2:43)
02. Fok (4:43)
03. Efsane (6:29)
04. Çarsı (1:15)
05. 94 Kor (2:58)
06. Derinlik (5:49)
07. Dımlı Mi (6:26)
08. Lim (2:07)
09. Hindu (2:19)
10. Çarklar (5:20)
11. Ateis (2:46)
12. Göç (5:20)
13. Kubbealtı (0:32)
14. Yollar (8:39)
15. Son (5:11)
16. 41 (9:35)


ICG

5 Temmuz 2009 Pazar

Asia Minor - Crossing The Line (1979)

Evet. Gentleoctopus haklı bence de. Albüm ekleme zamanımız çoktan geldi de geçiyor. Bu kadar yaymak olmaz dedim, Asia Minor’u eklemeye niyetlendim. Grubumuz Asia Minor 2 Türk 2 Fransız üyeden oluşuyor. 70lerin sonlarında 2 albüm yayınlamışlar. Grubun Türk üyelerinden Setrak Bakırel daha sonra Yılmaz Güney’in “Duvar” filminin müziklerini yapmış.

Sözünü ettiğimiz “Crossing the Line” ise grubun ilk albümü. 1979 tarihli albüm 1993 yılında tekrar yayınlanmış. Albümün oldukça atmosferik bir havada seyrettiği söylenebilir. İnsanı melankolik bir havaya sokuyor, az vokal çok enstrüman mantığı güdülmüş… Ki bence iyi de olmuş. Yalnız düşüncem o ki vokal pek güçlü değil. Sanki “normalde şarkı söylemem ama iş başa düştü n’aapalım” havası hissediliyor. Buna rağmen sıkılmadan dinlenebilecek sağlam bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Bu grubu tanımak benim için ilginç bir deneyim oldu. Daha önce duymadıysanız bir göz atın derim. Neyse ben sıramı savdım galiba şimdilik. Yüklenecek albümleri bekliyorum, tamam. 

ASIA MINOR

Eril Tekeli / Flüt, Gitar, Bass
Setrak Bakirel / Vokal, Gitar, Bass
Lionel Beltrami / Davul, Perküsyon
Nick Vicente / Klavye

CROSSING THE LINE

1 - Preface (4:18)
2 - Mahzun Gözler (8:13)
3 - Mystic Dance (1:45)
4 - Misfortune (4:30)
5 - Landscape (3:50)
6 - Vision (5:35)
7 - Without Stir (1:50)
8 - Hayal Dolu Günler İçin (4:38)
9 - Postface (2:00)

11 Ocak 2009 Pazar

Metin H. Alatlı - Sentetik Oyun Havaları (1974)

Aslında Gentle'ın kafasına koca bir taşla birlikte gelecek başka bir albüm yayınlamayı düşünüyordum ama bi tane daha bizden bir şeyler olsun diyerek bu albümde karar kıldım. Artık başka bir zaman yararız kafasını napalım.

Kardeşim, hep ecnebilerden mi çıkacak bu tür müzikler, var da biz mi duymadık diyen progressive severlere ahanda işte, var bizde de kardeşim diyerek Türk işi moog eseriyle Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren Metin Alatlı'ya geçiyorum.

Metin Alatlı: Sentetik Oyun Havalari isimli LP'si ile Türk elektronik müziğinin ilk örneklerinden bir kısmının altına imzasını atmış, eski siluetler grubunun klavyecisidir. Unutmadan da belirtelim film müzikleri alanında da bir kaç çalışması olup Türkiye’de aranjman türünü ilk uygulayan kişilerdendir.

Alaturka'dan Alamoog'a Esinlemeler: Metin Alatlı tarafından modern ritimlere özellikle moog ve arp 2600 synthesizer'ına uyarlanmış birbirinden güzel parçalar içeriyor. Bize has melodilerin, moog tarzı müzikle icra edilmesinin sonucu aslında bu albüm. Metin Alatlı siluetlerin dağılmasından sonra üniversitenin bitiminde dışarıya açılıp Avrupa'dan Asya'ya, Uzakdoğu'dan Ortadoğu’ya kadar çalışmadığı yer ve müzisyen neredeyse kalmamış. Yedi yıllık bu uzun gezinin sonrasında, 1974 yılında Türkiye’ye geri dönmüş. 1975 yılında da Stephan Umutyan ve Duyal Karagözoğu'nun gayretleriyle işte bu albümü çıkarmışlar.

Öte yandan albümün kaydı o zamanlara göre de çok iyi başarılmış, sesler temiz pürüzsüz. Dinlenmesi oldukça zevkli kıpır kıpır bi albüm Alaturka'dan Alamoog. Zaman zaman Zeki Alasya, Metin Akpınar filmleri hatırlayacaksınız albümü dinlerken. Müzisyen kadrosu da oldukça iyi albümde, enstrüman çeşitliliği de tarza göre pek bol. Hammond, sitar, tumba, arp, vurmalılar vs. Favori parça olayına girmeyeceğim çünkü hepsi birbirinden güzel de "Mevlana Böyle Dedi" adlı parça sanki birazcık daha favori gibi. :) Neyse keyifle dinleyin.

Metin Alatlı 1989 yılında vefat etmiştir. Bizlere böyle güzel bir yapıt bıraktığı içinde rahmetle anıyoruz ayrıca. 

Ulen ne güzel bir şey be, geride anılacak bir şeyler bırakıp gitmek bu dünyadan anasını satayım. Hislendim bak şimdi. Ağustos böceği misali gez, toz, ye, iç, uyu bir şey üretmeye çaba harcama, sonrada hayıflan. Lenn var yaa,var ya aahyaaakk uleyn. :(

TANZER ALATLI'nın Notu: METiN ALATLI iSTANBUL'DA 10/02/1943 ' TARİHİ' NDE DOĞMUŞ, İLKOKULU, ŞİŞLİ ŞİŞLİ İLKOKULU'NDA, ORTA VE LİSE ÖGETİMİNİ, BUGÜN BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ OLAN ROBERT COLLEGE' DE, ÜNİVERSİTE ÖĞRETİMİNİ DE İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ'NDE TAMAMLAMİŞDIR. DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ 'NDE OKURKEN PATOLOJİ DALI'NA DA MERAK SARMIŞ 1981-1982 YILLARI'NDA DA İBAŞ ASİSTANKEN, İSTANBUL ONKOLOJİ ENSİTÜTÜSÜ' NÜN KURULUCULARI ARASINDA İLK SIRALARDA OLMUŞDUR. DİŞ HEKİMLİĞİ DİPLOMASI VE PATOLOJİ İHTİSAS D0İPLOMASINI ALMIŞ,KANSER UZMANI OLMUŞDUR.1949 YILI' NDA O YILLARDAKİ ADIYLA,İSTANBUL BELEDİYESİ KONSERVATUAR'NDA PİYANO DERSLERİ ALMIŞ,AKERDİON VE ÇÜMBÜŞ VE BUNUN GİBİ KLAVTELERİ,TELLİ ÇAŞGİLARI ÇALMAYI ÖĞRENMİŞDİR.DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ'NDE ÖĞRENCİYKEN 1963 YILI'DA,ELMADAĞ'DAKİ KORDON BLAU GECE KÜLÜBÜ 'NDE, PİYANİST ŞANTÖRLÜK YAPMIŞ, SAYIN :AYTEN ALPMAN VE SAYIN :İLHAM GENCER TARAFINDAN DA PROFOSYONELLİĞE TEŞVİK EDLMİŞDİR. DAHA SONRA SÜLÜETLER ORKESTRASININ KURUCULARI ARASINDA OLMUŞ, HAVALI KİLİSE ORGLARINDAN ,HEMMOND 100 MODELİNİ TÜRKİYE 'YE GETİREREK, YAPTIKLARI ANADOLU VE YURTDIŞI KONSERLERİNDE,ORGUN UÇAKLARLA TAŞINMASI,O YILLARIN MAGAZİN DÜNYASI MÜZİSYENLERİ VE HALK İÇİNDE DİKKATİ ÇEKMİŞDİ.1966 HÜRRİYET ALTIN MİKROFON YARİŞMASI'NA DÜZENLENMESİNİ YAPTIĞI, LORKE LORKE VE DEDE EFENDİ 66 NÜZİK ESERLERİYLE YARIŞMADA SÜLÜETLER BİRİNCİ OLMUŞDUR..BU PLAK,TRT MÜZİK DAİRESİ ARŞİVİNDEDİR. COCUKLUĞU SIRASINDA AMATÖR SU ALTI BALIKCILIĞI, BENZİNLİ MODEL UÇAK VE OTOMOBİL KOLLEKSİYONCULUĞU YAPMIŞDIR.DAHA SONRA SÜLÜTLER' DEN AYRILMIŞ,ALATLILAR İSİMLİ ORKESTRASINI KURMUŞ,ANADOLU DUBAİ,ABUDABİ.BAĞDAT.HOLLANDA VE EN ÖNEMLİSİ 1971 YILI'NDA LEFKOŞE'DE ÇALIŞIRKEN ,SAYIN:RAUF DENKTAŞ'IN KIZI,SAYIN:ENDER DENKDAŞ ' A MÜZİK EĞİTİMİNE YARDIMCI OLMUŞ 1975 DEN SONRA ,PROFOSYONEL MÜZİĞİ BIRAKIP KANSER TÜRLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞMALARA KATILMIŞ,YURTİÇİ,YURTDIŞI AKEDEMİK SEMİNER VE KONFERNSLARA BİZZAT ÇAĞIRILMIŞDIR.DOÇENTLİĞİ SIRASINDA,DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ TİYATRO KULUBUNDE ÖĞRENCİLERİNE YARDIMCI OLMUŞ,TİYATRO ESELERİNİN MÜZİK VE ESERLERİNİ HAZIRLAMIŞDI.ÇOK İYİ BİR ARANJÖRDÜ. -ÇOCUKKEN DENİZ ALTI YÜZMELERİNDEN DOLAYI BÜYÜYEN KALBI,KALP HASTALIĞINI İLERLETMİŞ, 1989 YILI'NDA ANİ GEÇİRDİĞİ KALP KRİZİ SONUCUNDA.12/06/1989 YILINDA VEFAT ETMİŞ AŞİYAN ALİE MEZARLIĞINA GÖMÜLMÜŞDÜR. YAŞAŞAYDI PROFOSÖR KADROSU GELDİĞİNDEN PROFOSÖR OLACAKDI, ,ÇALİŞMALARI ARASINDA BALTA LİMANI KEMİK HASTASİ'NDE:* KEMİK İLİĞİ BANKASI!NI KURACAKDI.BERABER YAŞADIĞIMIZ,ANILARINDA KALAN YILLARININ ANISINA. AMCASINI OĞLU. TANZER ALATLI

METİN H. ALATLI


Metin H. Alatlı / Arp 2600, Synthesizer, Hammond H-112 org, l-220 Leslie, Sitar
Stephan Umutyan / Fender Jaguar, Telecaster Elektro, Gibson Dove Akustik, Gibson Les Paul bas gitar, Shankar sitar
Yaz Baltacıgil / Fender Jazz Bas
Atilla Ceyhan / Tüm Taksimler
Erdoğan Aktuğ / Ludwig Super Classic Davul
Veysel Çadır / Ludwig Down Beat Davul, Tumba
Duyal Karagözoğlu / Kayıt Yeşil Giresunlu / Moral Destek

SENTETİK OYUN HAVALARI


1 - Beyoğlu’nda Gezersin
2 - Gül Ağacı Değilem
3 - Silifke – Bombili - Niksar’ın Fidanları
4 - Fındık Kurdu - İbibikler - Dere - Düriyem
5 - Çayda Çıra
6 - Dede Efendi
7 - Haydar Haydar
8 - Nikriz Longa
9 - Dök Zülfünü
10 - Rast Saz Semaisi
11 - Silemezler Gönlümden
12 - Olam Boyun Kurbanın - Aman Avcı - Hoş Bilezik
13 - Nasıl Geçti Habersiz
14 - Mevlana Böyle Dedi

22 Aralık 2008 Pazartesi

Hardal - Nasıl? Ne Zaman? (1978)

Kvartetten'a katılıyor ve gaza gelip eskilerden güzide bir albümümüzü eklemeye karar veriyorum. Hardal, yetmişlerin ikinci yarısının başlarında toplanan bir gruptur. İlginçtir grup elemanları kendiliğinden değil, önceden tanışıklıkları olan Burhan Ağaoğlu adında bir müziksever tarafından tek tek seçilmiş ve bir araya getirilmiştir. O aralar Sedat Avcı, Aydın Şencan ve Cahit Kukul "Yeraltı Dörtlüsü" adlı gruptadırlar ve teklife oldukça sıcak bakarlar. Daha sonra ise Şükrü Yüksel'e teklif götürülmüştür. O da tereddütsüz kabul edince bir araya gelirler ve provalar başlar. Kısa süre sonra bestelerde klavye çalacak bir elemana ihtiyaç duyarlar. Sonunda Özkan Turgay'ın da kadroya dahil edilmesiyle grup oluşumunu tamamlar ve albüm kayıtlarına başlanır. Albüm Türk Rock'ının önemli eserlerindendir. Enstrüman kullanımı yeterli düzeydedir. Vokaller oldukça hisli ve ön planda olup, grubun yüksek melodik temasıyla harika bir uyum içerisindedir. Parçaların her biri kendi içerisinde ayrı bir güzelliğe ve bütünlüğe sahiptir ki baştan sona insanı sıkmadan diyardan diyara sürükler. Arşivlerde mutlaka bulundurulmalı, özellikle genç arkadaşlara zor kullanarak dinletilmelidir. *Seneler önce Kadıköy'de beni bu albümle (ve akabinde eskiler Türk müziğiyle) tanıştıran Muhsin'e teşekkürlerimle.. Bir de buradan yak abi, LP ile nereye kadar (: HARDAL Şükrü Yüksel / Gitar, Vokal Cahit Kukul / Gitar Özkan Turgay / Klavye Aydın Şencan / Bas Gitar Sedat Avcı / Davul, Vokal NASIL? NE ZAMAN? 1 - Bir Yağmur Masalı (6:10) 2 - Unuttum (3:33) 3 - Sen Gittin Diye (2:58) 4 - Nasıl? Ne Zaman? (5:52) 5 - Zor (3:23) 6 - Ne Kadar Zaman Geçti? (3:26) 7 - Lanet Olsun (4:02) 8 - Başka (2:40) 9 - Gece Vakti (3:46) 10 - Yalnızım (3:33) 11 - Ne Kaldı? (5:53)

19 Aralık 2008 Cuma

Mustafa Özkent Orkestrası – Gençlik ile Elele (1973)

Başka bir ayıbımız da bizde yapılmış olanlara yeterince yer vermememiz. Bu ayıbı güzel bir albümle örtmeye çalışayım dedim. Mustafa Özkent Orkestrası… Bir Türk’ün yaptığı en “kaliteli” çalışmalardan biridir. Albüm, Türk motifleri ile bezenmiş başarılı bir Fusion (jazz/rock) çalışmasıdır. Gitarist Mustafa Özkent’e Ümit Aksu, Cezmi Başeğmez, Veysel Çadır, Kamil Taşpınarlı, Merih Dumlu, Cahit Oben gibi isimler eşlik etmiş. Kendisi, Barış Manço, Okay Temiz, Moğollar… ile yakın temasta olmuştur. 1976’da Belçika’da Barış Manço ile, İstanbul’da da Okay Temiz ile bir süre çalışmıştır. İlginçtir 1976 Montreal Olimpiyatların’da Aranjör ve Gitarist olarak bir grupta yer almış, Fransa’da bir Tv kanalında program bile yapmıştır. Amerika’da New York Madison Square Garden’da konser bile vermiş. 1973 yılında çıkan bu albüm son senelerde birçok ülkede büyük bir ilgi ile karşılanmış, çeşitli ülke radyolarında haftalarca listelerde kalmıştır. Eh haksız da değiller. 30 küsur sene önce, hem de bu müziğin en önemli yıllarında, böyle bir albümü nasıl gözden kaçırdıklarına inanamıyorlar. Hatta okuduğuma göre albüm açık arttırmalarda fahiş fiyatlara alıcı buluyormuş. Onların bu albüme bakışı ile bizim bakışımız biraz farklı diye düşünüyorum. Bizler, aşina olduğumuz melodilerin rock motifleri çerçevesinde harmanlanmasını keyifle dinliyoruz. Hatta güzel bir gururla…Ancak onların bizden farklı olarak büyük bir şaşkınlıkla dinlediklerini biliyorum. Barış Manço, Erkin Koray, Cem Karaca, Moğollar…vb. gibi ünleri ülkemizi aşmış kişiler veya gruplar dışında, onlar kadar ünlü olmasalar da Ersen, Selda… vb. gibi yerel motiflerin kullanıldığı müziğe büyük bir hayranlıkla bakmaktadırlar. Hele birde bu motifler Fusion, psych… vb. ile yorumlanırsa nasıl şaşırdıklarını tahmin bile edemiyorum.. :)) Albüme gelince söylenecek çok fazla bir şey yok. Türkiye’ye ait ender “kaliteli” isimlerinden biri olan bu renkli üstadın benzersiz işi. Beğenen beğenmeyen herkesin elinin altında olması gereken, “çok farklı” ve güzel bir albüm. Her zamanki gibi keyfini çıkarın…. Not: Tür konusunda Fusion’da ısrarcı değilim folk, funk, psych, crossover her şey mevcut :) GENCLIK ILE ELELE 1 - Ayaş Yolları (3:10) 2 - Burçak Tarlası (2:58) 3 - Çarşamba (2:19) 4 - Dolana (4:38) 5 - Emmioğlu (3:04) 6 - Karadır Kaşların (2:56) 7 - Lorke (2:26) 8 - Silifke (3:39) 9 - Üsküdar'a Giderken (2:03) 10 - Zeytinyağlı (4:11)

20 Eylül 2008 Cumartesi

Bunalımlar - Bunalımlar (1970)

Dedim ki bizden de bir şeyler olması gerekir burada. 70’lerin havasını soluyan, hatta kendinden çok şey katan, “Anadolu Rock” başlığını hayata geçiren önemli sayıda rock grubu vardı. Bu ülkeden çok değerli müzisyenler çıktı. Maalesef birçoğu en iyi ihtimalle bir 45’lik ile müzik kariyerlerini noktaladılar. Bazılarının bu şansı dahi olmadı.

İşte Bunalımlar. Cem Karaca’nın menajerliğini yaptığı grup, Türk Rock müzik tarihinin en önemli Underground Psychedelic grubudur. Daha da önemlisi Türk müziğinin “Yardbirds” üdür. Bilindiği üzere Yardbirds’de Eric Clapton, Jeff Beck ve Jimmy Page çalmış, grup dağıldıktan sonra her biri efsane mertebesine ulaşmıştır. İşte bizim efsanelerimiz de bu gruptan.

Grup 1969 yılında gitarda Aydın Çakus, basta Ahmet Güvenç, davulda Hüseyin Sultanoğlu kadrosuyla kuruldu. Grubun 3 senelik kariyerinde Aydın Çakus dışında kalan kadro, maddi kaygılardan dolayı, sürekli değişmiş, ancak kalitesinden ve çizgisinden asla ödün vermemiştir. Her ne kadar konserlerinde hiç Türkçe şarkı çalmasalar da yaptıkları 45’likler, o dönemin modası “Anadolu Rock” tarzına yakın, Türkçe sözlü şarkılardan oluşur. Yardbirds olayına gelirsek: Ahmet Güvenç gruptan ayrıldıktan sonra “Kurtalan Express” da halen müzik kariyerine devam etmektedir. Nihat Örerel uzun yıllar Erkin Koray ile çalıştı, hatta Şaşkın ve Krallar şarkıları ona aittir. Hüseyin Sultanoğlu,1970’de “Kardaşlar”da, daha sonra “Dervişan” da davul çaldı. Cengiz Teoman “Kardaşlar”da, Mehmet Gözüpek “Dadaşlar”da baget salladı. Grubun kurucusu ve değişmez elemanı Aydın Çakus, Nur Yenal ve Özkan Uğur ile birlikte “Ter” grubunu kurdular. Bilindiği gibi “Ter” bir süre Erkin Koray ile birlikte çalıştı. Ayrıca Aydın Çakuş’un “Haramiler”de de çaldığını belirtmek lazım.

Şarkılara gelince: yazımda daha önce bahsettiğim gibi tam bir psychedelic albüm. Tabi Türk motiflerini de içinde barındırdığını belirtmek lazım. Albümün genelinde sert sound’un, yani Aydın Çakus’un ön planda olduğunu görüyoruz. “Taş Var Köpek Yok”un olduğu 45’lik, o dönem Amerika’sında bile baya popüler olmuş. Bestesini Ahmet Çakus’un yaptığı şarkının (sözleri 500’lü yıllarda yazılmış) sonunda konuşan ses, grubun prodüktörü Cem Karaca’dan başkası değil. Arka yüzdeki “Yeter Artık Kadın” grubun tarzını yansıtan güzel bir şarkıdır. 1972 yılı şarkısı “Kınalı Gelin” de Aydın Çakus ile basist Melik Yirmibir çok sağlam çalmışlar. “Aşk Senin Bildiğin Gibi Değil”de Aydın Çakus yine döktürmüş. Aydın Çakus, Berç Yenal, Nur Yenal ve Melik Yirmibir’li kadro ile yapılan enstrümantal çalışma olan “Bunalım” grubun yaptığı en kaliteli çalışmalarından biridir. Diğer enstrümantal çalışmaları “Başak Saçlım” grubun en çok ilgi gören şarkılarındandır. Son yılında yaptıkları şarkılar rock motifinden çok “Anadolu Pop” çizgisine yakındır.

Gerçekten Türk Rock müzik tarihinin mihenk taşıdır bu grup. Onlar için kullanılan “Müzik okulu” tabirine kesinlikle katılıyorum. Hak ettiği yerde mi? Kesinlikle hayır. Yurtdışında bile halen birçok yerde büyük saygı ve ilgi ile dinlenirler. Yabancı birçok müzikseverin dinledikten sonra hayretle bana grup ile ilgili sordukları sorulara maruz kaldım. Hatta işi abartanlar oldu. “Dinlediğim en iyi etnik psychedelic grup” diyen heyecanlı insanlarla tanıştım. Ne kadar haklılar? Bence çok haklılar.

Küçük bir ses dahi olsa bu grubu ve değerli müzisyenleri bilmeyenler için tanıtmak, 3-5 cümle de olsa onlardan bahsetmek gurur veriyor insana. Böyle gruplar da var işte bizde… Keyifle, saygıyla ve gururla dinleyin…

BUNALIMLAR

Aydın Çakus / Gitar, Vokal
Ahmet Güvenç / Bas Gitar
Hüseyin Sultanoğlu / Bateri
Nihat Örerel / Bateri
Berç Yenal / Gitar
Nur Yenal / Bateri
Melik Yirmibir / Bas Gitar, Vokal
Cengiz Teoman / Bateri
Mehmet Gözüpek / Bateri

BUNALIMLAR

01 - Bir Dunya Da Bana Ver Tanrim (3:49)
02 - Ask Senin Bildigin Gibi Degil (3:43)
03 - Kinali Gelin (3:52)
04 - Guzel (3:01)
05 - Tas Var Kopek Yok (3:59)
06 - Yeter Artik Kadin (3:27)
07 - Basak Saclim (3:00)
08 - Bunalim (3:36)
09 - Bir Yar Icin (2:47)
10 - Ayrilik Olmasaydi (3:37)
11 - Zeynebim (4:15)
12 - Dosta Bizden Selam (2:50)
13 - Hele Hele Vay (3:28)
14 - Iste Geldim Gidiyorum (3:40)