Rock Progressivo Italiano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rock Progressivo Italiano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2023 Çarşamba

L'Uovo di Colombo / L'Uovo di Colombo (1973)

Rock Progressivo Italiano
'nun tek albümlü gruplarından biri L'Uovo di Colombo. Kısa bir süre içerisinde kurulup, albüm kaydedip ardından da dağılmışlar. Grup elemanlarının deneyimli müzisyenler olmasından kaynaklı olarak acayip iyiler. Başka bir özellikleri de albümü kendilerinin finanse etmesi. Herhangi bir yapımcı firma ile çalışmadan, onların isteklerini dikkate almak yerine kafalarına göre takılmışlar. Albümün müzikal kalitesinden de anlaşılıyor bu durum. Müdahale yok, o olmaz, bunu böyle yapınlık bir durum hiç sezinlenmiyor.

Grup üyeleri Enzo Volpini ve Ruggero Stefani daha önce I Fholks'da birlikte çalmışlardı. Enzo'nun kardeşi Elio Volpini ise Flea'da. Bir araya gelip 1973 yılında L'Uovo di Colombo'yu kurdular. Daha sonraları Tartarini soyadını kullanarak Cherry Five'da vokal yapacak olan Tony Gionta'nın katılımıyla kadro tamamlanmış oldu. Grup elemanlarının birbirlerini daha önceden tanıdıkları ve birbirlerinin tarzlarına hakim oldukları albümdeki parçalarda açıkça görülüyor.

Kaydedilen albüm piyasaya sürüldüğünde çok büyük etki yaratmadı. Rock Progressivo Italiano'nun en caf caflı dönemlerinde, arkalarında yapımcı firma desteği olmadan ayakta kalmaya çalışıyorlardı. Başaramadıkları ortada. Ama bu albümün başarısızlığı değil, tamamen çok fazla üretimin olduğu bir müzik ortamında gözden kaçmış olmaları ile alakalı.

L'Uovo di Colombo'nun Le Orme'nin klavye, davul, bass tarzına benzer bir yapısı var. Üzerine eklenen akustik ve elektrikli gitarlar ile değişik, bambaşka bir şeye dönüşüyor. Ritim bölümünden gelen sağlam vuruşlar ile klavyenin kendini öne çıkarmak yerine melodilerin içerisinde eriyip gitme alışkınlığının üzerine bazı noktalarda dengeli bir şekilde girdiği "ama her şeye rağmen buradayım" tarzı çıkışları albümü keyifli hale getiriyor. Gitarlar ise bütün yapıyı korumak ve nereye gidileceğinin kararını veriyor gibi bir pozisyonda duruyor.

Albümün ardından, ticari olarak büyük bir başarı elde edemeyeceklerini anlayan grup elemanları dağılmaya başlıyorlar. Elio Volpini, Flea'daki elemanlarla birlikte Etna'yı kurmak için geri dönüyor. Ruggero Stefani, Samadhi'ye katılıyor. Vokalist Tony Gionta ise az önce de bahsettiğimiz üzere, soyadını Tartarini yapıp Cherry Five'da boy gösteriyor.

Albüm o zamanlarda çok iş yapmasa da türü takip eden, bilen, içine düşen herkes tarafından en iyi RPI albümlerinden biri olarak kabul ediliyor.

L'UOVO DI COLOMBO

Toni Gionta / Lead Vokal
Enzo Volpini / Klavye, Akustik Gitar, Vokal
Elio Volpini / Bass, Gitar, Vokal
Ruggero Stefani / Davul, Vurmalılar, Vokal

L'UOVO DI COLOMBO

01. L'Indecisione (4:55)
02. Io (3:32)
03. Anja (4:37)
04. Vox Dei (4:57)
05. Turba (4:09)
06. Consiglio (4:48)
07. Visione Della Morte (6:42)
08. Scherzo (0:22)

8 Eylül 2023 Cuma

Genfuoco / Dentro L'invisibile (1979)

RPI
'ın (Rock Progressivo Italiano) geç dönem gruplarından biri de Genfuoco. Aslında kuruluşları 70'lerin ortalarına dayanıyor ama albüm yayınlama işi onlar için biraz fazla uzun sürmüş. 1975 yılında kendi çabalarıyla yayınladıkları ve plak olarak değil de kaset olarak piyasaya sürülen Antichi Confini'yi albüm olarak saymıyoruz. Zira stüdyoda bile kaydedilmemiş, olanaksızlıklarla var edilmeye çalışılmış bir demo.

Çok bilinen gruplardan biri de değildir Genfuoco. O dönemlerde öne çıkan Gen Hristiyanlık hareketine bağlı gruplardan biri olmaları dışında bilinirlikleri neredeyse yoktur diyebiliriz. Gen hareketininin başlıca gruplarından Gen Verde ve Gen Rosso ile de isimleri sık sık yan yana anılır. Temelde müzikal anlayışlarına nüfuz eden dini öğretinin etkisi vardır parçalarda. Fakat az önce saydığımız iki gruptan biraz daha arka planda kalmıştır. Daha çok müzikal yapı ve sesler öne çıkar Dentro L'invisibile'de.

Saksafon ve flütün öne çıktığı, klavyelerin iyi kullanıldığı akustik, sakin ve sade atmosferler hakimdir albümün geneline. Huzur bulma arayışının bir sonucu olsa gerek bu. Araya aldıkları senfonik öğeler, Jazz etkileri ve yumuşatılmış Prog Pop havasıyla değişik bir yapıları vardır.

Çok özel, çok önemli gruplardan değildirler. Fakat RPI'ın 80'lerin başına denk gelen döneminin de özellikli albümlerindendir. Bu janrın genel özelliklerine ters düşerek enstrümantal kısımları sınırlı sürede tutup vokal üzerine odaklanmışlardır. Bir nevi tersten bakış diyebileceğimiz bu anlayış hiç fena da durmamış aslında. Diğer yandan bu durum daha popülist bir kaygı ile öne çıkmaya çalıştıkları sonucunu doğruyor ki misyonları açısından yani Gen Hristiyanlığını tanıtma / yayma çabaları üzerinden düşündüğümüzde çok yanlış bir karar da olmasa gerek.

Dediğimiz gibi RPI'ın o uzun soluklu, insanı darmadağınık bir hale getiren sonra toparlar gibi yapıp yaka paça başka yöne savuran tarzından çok enstrümantal etkileri azaltılmış, vokalle var olmaya çalışan (bunu kötü de yapmayan) bir şekilde ilerlerken Symphonic Prog'a tutunan bir albüm Dentro L'invisibile.

GENFUOCO

Marco Brogogni / Lead Vokal, Flüt, Akustik Gitar
Tarcisio Bratto / Akustik Gitar, Saksafon
Franco Cecchi / Klavye, Synth
Giovanni de Luca / Bass
Paolo de Luca / Gitar
Marco Naldini / Davul, Vurmalılar

DENTRO L'INVISIBILE

01. Ouverture (6:12)
02. Della tana (4:01)
03. Traspare (6:27)
04. Terra Promessa - parte I e II (6:37)
05. Galassie (7:04)
06. La Serenata Del Fiume (3:56)
07. Dentro L'Invisibile (5:11)

1 Eylül 2023 Cuma

Festa Mobile / Diario di Viaggio Della Festa Mobile (1973)

Bari, İtalya çıkışlı Festa Mobile da az bilinen gruplardan. Tek albümle kalıp daha ileriye gidememiş gruplardan aynı zamanda. Ama doğal olarak tek albümlü efsaneler listemize giriş yapabiliyorlar. RPI'ın (Rock Progressivo Italiano) kendine has yapıya sahip gruplarından.

1973 yılında kurulduktan hemen sonra albüm kayıtlarına başlayıp, albümü yayınladıktan hemen sonra da dağılan grup kendinden sonraki Il Baricentro'nun da öncülü. Her iki grup da Francesco Boccuzzi ve Giaovanni Boccuzzi tarafından kuruluyor. Kardeşler oldukça başarılılar aslında. Hatta fazlasıyla da yetenekliler müzik konusunda. Lakin bir türlü istedikleri başarıyı da yakalayamıyorlar. Gerçi Il Baricentro bu tanımın biraz dışında kalıyor. Yine de onun başarısı da hak ettikleri başarıdan daha az diyebiliriz.

Grup ve albümü Diario di Viaggio Della Festa Mobile, Symphonic Prog'un ya da daha özele inersek RPI'ın en önemli, en başarılı, en iyi örneklerinden biri değil. Bunun yanında kötü bir örnek de değil. Senfonik müziğe kattıkları Jazz eklentisiyle değişik bir hava yakaladıkları ortada. Klavyelere ve vokale verdikleri önemden dolayı bir miktar popülist davranmaya çalıştıkları da aşikar. Yine de etkili ve keyif verici bir albüme sahipler.

Hatta o sık sık söylediğimiz keşke ile başlayan cümle Festa Mobile için de geçerli. Daha fazla albümü hak eden gruplardan. Il Baricentro'yu ayırarak düşünmek gerekiyor doğal olarak. Zira onlar daha fazla Jazz odaklı bir müzik yapıyorlar, her ne kadar aynı elemanlara sahip olsalar da. 

Klavyeyi az önce bir miktar kötüler gibi olduk ama albümün tamamında kullanılan kısmını kast etmemiştik. Temelde (açılış parçasının girişi mesela) oldukça etkin bir klavye kullanımı ve başarılı bir çalışma olarak nitelendirilebilir albümün tamamı. Sadece müzikal arka plandaki ayrıntılara önem vermek yerine bazı yerlerde tamamen klavye ve vokal üzerine oynamışlar, onu anlatmaya çalışmıştık.

Albümün fantaziye yönelik bir konsept albüm olduğu pek çok kaynakta belirtilmekle birlikte, fantazi kısmına bir şey diyemesek de konsept olabilmesi için gerekli olan koşulları karşılamıyor gibi geliyor insana. Birbirinden fazlasıyla ayrı ve kopuk bölümlerden oluşuyor albüm. Kendi içinde bir hikaye anlattığı ve bunun üzerinde durduğu ortada ama konsept olabilecek denli de belirgin değil.

FESTA MOBILE

Renato Baldassarri / Vokal
Alessio Alba / Gitar
Giovanni Boccuzzi / Klavye
Francesco Boccuzzi / Bass, Klavye
Maurizio Cobianchi / Davul

DIARIO DI VIAGGIO DELLA FESTA MOBILE

01. La Corte di Hon (4:57)
02. Canto (6:11)
03. Aristea (5:05)
04. Ljalja (6:53)
05. Ritorno (8:43)

2 Ağustos 2023 Çarşamba

Procession / Frontiera (1972)

Hak ettiği yeri bulamayan, hak ettiği ilgiyi göremeyen gruplardan biri Procession. 1971 yılında Torino, İtalya'da kurulmuşlar. Kısa bir süre sonra albüm anlaşması yapıp (hem de Quella Vecchia Locanda'nın da ilk albümünü yayınlamış olan olan Help ile) kayıtlara başlamışlar. Frontiera ortaya çıktığında ticari olarak büyük başarı elde edemese de idare edecek kadarını vermiş gruba. Daha da önemlisi grubun öne çıkan gruplardan biri olmasını sağlamış.

2 yıllık bir aranın ardından da neredeyse tamamen farklı bir kadro ile ikinci albümü kaydedip yayınlıyorlar. İkinci albüm ilkinden farklı olarak Jazz'a doğru yöneliyor. Ama bu albüm de ticari olarak başarı kazanamıyor.

Her iki albümde de aradığını bulamayan grup dağılıyor doğal olarak. Fakat bu hiç de (grubun her iki formasyonu için de geçerli) hak ettikleri bir durum değil.  Kaldı ki çıktıkları konserlerde hem başarılı performanslar sergiliyorlar hem de çok fazla dinleyicinin önünde yer alıyorlar. Yine de yetmemiş işte.

İlk albümün öncesinde Torino'da yükselen bir değer haline geliyorlar. O kadar hızlı yükseliyorlar ki Villa Pamphili Festivali'nde sahne alıyorlar ve 50.000 kişilik bir dinleyici kitlesinin önünde çalıyorlar. Bu festivalde gösterdikleri başarılı performans onlara albüm anlaşmasını getiriyor.

Rock Progressivo Italiano'nun (RPI) iyi örneklerinden biri olan Procession, Hard Prog olarak tanımlanabilecek bir tarzda çalıyor. Grubun yetenekli ve yaratıcı 2 gitaristi var. Bu nedenle de gitar odaklı bir Hard Prog ile karşı karşıya kalıyoruz. Gianfranco Gaza'nın nefis vokalleri de bu işleyişi süslüyor. Üstüne bir de bu ikili gitarlar arasına arsız bir şekilde giren mandolin dinleyiciyi Akdeniz'in sıcak ve sevimli yapısı içerisinde sürüklemeye başlayınca güzelliğini tanımlamakta zorlanacağınız bir albüm ortaya çıkıyor.

Frontiera'da tuhaf olan ya da kulağa tuhaf gelen bazı şeyler de yok değil. Özellikle tam olgunlaşmamış hissi veren ve ham diye nitelendirilebilecek bölümler bulunuyor. Fakat bunu bile isteye yaptıklarını da anlıyorsunuz. Çünkü içine yaydıkları melodik bölümler ve seslerle bütünleştirip ham gibi görünen ama estetik şekilde işlenmiş bir hale getiriyorlar. Flüt ve armonika bölümleri ise hepsinin üzerinde güzel bir sos gibi görünüyor.

PROCESSION

Gianfranco Gaza / Lead Vokal, Armonika
Roby Munciguerra / Elektrikli GitarAkustik 12 Telli Gitar
Marcello Capra / Elektrikli Gitar, Akustik 6 Telli Gitar
Angelo Girardi / Bass, Elektrikli Mandolin
Giancarlo Capello / Davul, Vurmalılar

FRONTIERA

01. Ancora Una Notte (5:24)
02. Uomini E Illusioni (2:42)
03. Citta Grande (5:15)
04. Incontro (2:43)
05. Anche Io Sono Un Uomo (3:59)
06. Un Mondo Di Liberta (8:41)
07. Solo 1 (3:29)
08. Un'Ombra Che Vaga (5:09)
09. Solo 2 (2:10)

27 Temmuz 2023 Perşembe

Samadhi / Samadhi (1974)

Rock Progressivo Italiano
'nun (RPI) en iyi supergroup'larından biri SamadhiRaccomandata con Ricevuta di Ritorno'dan vokal ve gitar, Free Love ve Kaleidon'dan klavyeci, I Teoremi'den bass gitarist ve L'Uovo di Colombo'dan da davulcu birleşirse ortaya Samadhi çıkıyor işte. Tek albümlü efsaneler listemizin en üst sıralarında yer almayı hak eden gruplardan olan Samadhi, grup elemanların daha önce çaldığı gruplara bakıldığında ise bir miktar hafif ve altta kalıyor.

Etkili ve etkileyici bir soy ağacı olmasına rağmen bu kadar hafif kalması da muhtemeldir ki müzisyenlerin ticari düşünmelerinden kaynaklı. Lakin albümde ticari ayağa kaymak için uğraşan, Jazz ve hatta Pop etkiler içeren parçalara rağmen albüm tam anlamıyla ticari başarısızlık örneği olarak kalmış. Buradaki en büyük etkinin yapımcı firmanın yeteri kadar tanıtım desteği sağlamamasından kaynaklı olduğu söyleniyor. Doğal olarak da grup hem basının hem de dinleyicilerin ilgisizliği yüzünden grup tek albümle kalmış.

Samadhi diğer RPI grupları ile karşılaştırıldığında hepsinden bir miktar farklı yerde duruyor. Türün başlangıç özelliklerinin bir kısmını içinde barındırırken diğer yandan da yenilikler katıyor. Dün bloga konuk ettiğimiz Kaleidon'dan gelen Stefano Sabatini'nin ve klavyelerin yeniliklere katkısı çok fazla. Grubun müzikal anlayışının Jazz'a doğru evrilmesini sağlıyor.

Albümdeki parçalar Progressive Rock standartlarına göre biraz kısa. Son parça olan L'ultima Spiaggia'yı buna dahil etmiyoruz tabi. Parçaların kısa olmasının en büyük sebebi daha popüler bir hava yakalama kaygısından geliyor olsa gerek. Lakin bu çabaya rağmen başarılı olamamaları da enteresan. Gerçi parçaların bu konuda herhangi bir sorunu yok. Gayet iyiler ve Pop'a yakınlaşıyor olmalarına rağmen Progressive'den hiç kopmuyorlar ama bahsettiğimiz gibi tanıtım faciasının kurbanı olmuşlar.

Albüm keşif değeri taşıyabilecek niteliklere sahip. Sabatini'nin klavyeleri tarzlarının sınırlarını zorlarken Luciano Regoli'nin büyüleyici ve nefis vokalleri parçaların her yerinden fışkırıyor. Grubun ritim bölümüne diyecek çok fazla söz de yok elbette. 

Popüler kaygılar güdülerek hazırlanmış gibi dursa da, ticari ve dinleyici açısından son derece başarısız bir ivmeye (hatta ivmesizliğe) sahip olsa da Samadhi hakkı bir türlü verilmemiş gruplardan biri. Daha önce dinlemeyenler için büyük bir keşif, dinleyenler için ise coşkulu bir yolculuk.

SAMADHI

Luciano Regoli / Vokal
Nanni Civitenga / Gitar
Aldo Bellanova / Bass, Akustik Gitar
Stefano Sabatini / Klavye
Sabdro Conti / Davul
Ruggero Stefani / Vurmalılar
Stevo Saradzic / Flüt, Saksafon

SAMADHI

01. Uomo Stanco (4:05)
02. Un Milion D'Anni Fa (4:47)
03. L'Angelo (3:11)
04. Passaggio Di Via Arpino (5:55)
05. Fantasia (3:38)
06. Silenzio (5:10)
07. L'ultima Spiaggia (8:25)

1 Temmuz 2023 Cumartesi

Gleemen / Gleemen (1970)

Efsanevi İtalyan gitarist Pier Niccolò "Bambi" Fossati'nin 1965 yılında kurduğu ilk gruptur Gleemen. Daha sonraları, edindikleri deneyimle kurdukları Garybaldi ve sonra da Bambibanda E Melodie'nin temelini de oluşturmuşlardır. Koyu bir Jimi Hendrix hayranı olan Fossati'nin hem gruba hem de albüme katkısı oldukça fazladır.

Cenova'da kurulan grup uzun süreli çalışmaların ardından ilk 45'liklerini yayınlama fırsatı yakalıyorlar. Açıkçası bu fırsatı da The Beatles'in Lady Madonna'sının enfes bir versiyonunu yaparak değerlendiriyorlar. Bu kayıt daha sonra albümde yer almasa da gruba albüm kapısını aralaması açısından oldukça önemlidir. 45'liğin ardından çıktıkları konserlerin sonrasında zaten belirli bir kitleye sahip olduklarını ve albüm aşamasına geçmeleri gerektiğini düşünüp kayıtlara başlıyorlar. Ortaya çıkan sonuç ise Blues'dan yola çıkan Psychedelic Rock tabanlı bu albüm oluyor. Albümdeki düzenlemeler Hard Rock, Heavy Rock ve Blues Rock düzenlemeleri içerirken, Fossati'nin gitarını da ön plana çıkarıyor.

Temelde grubun müziği Rock Progressivo Italiano (RPI) içerisine dahil edilir ama bu pek doğru bir yaklaşım değildir. Bahsi geçen İtalyan Progressive Rock müziğinden farklı bir tabana ve yöne sahiptir. belki başına bir ekle Proto-RPI denilebilir ama tek başına RPI olduğunu kabullenmek de oldukça güçtür. Burada bahsettiğimiz şey daha Hendrix ve Santana etkileri içeren bir müzikal anlayış. Özellikle Fossati'nin sert ve cesur gitarlarıyla öne çıkıp, gitarın klavye ile yaptığı kapışmaların sonuçlarına doğru evriliyor. 

Tür sorununu bir kenara bıraktığımızda karşımızda duran albüm teklifsizce tek albümlü efsaneler listemize rahatlıkla giriyor. Hendrix adından çok söz ettiğimiz halde albümde Hendrix bulnak da zordur. Çünkü Fossati kendi tarzını yaratabilmiş ve bunu Gleemen müziği ile çevreleyebilmiştir. Yani duyduklarınız bir Hendrix taklidi olmaktan çok ötede bir şeyler içeriyor. Bu noktada klavyelerin de bir hayli başarılı olduğunu söylemekte fayda var. Fossati ile kapışabilecek denli iyi düzenlemelere ve yaratıcılığa sahip. Diğer tarafta duran grubun ritim bölümü ise bu iki müzik aletine rakip olabilecek denli iyi bir şekilde işini yerine getiriyor.

Coşkulu, cesur ve gideceği yeri düşünmeden hareket eden albümlerden biri Gleemen albümü. Farklı açılardan bakabilen, sizi her dakika şaşırtabilen işlerden biri.

GLEEMEN

Maurizio Cassinelli / Davul, Vokal
Bambi Fossati / Gitar, Vokal
Lio Marchi / Klavye
Angelo Traverso / Bass

GLEEMEN

01. Farfalle senza pois (3:11)
02. Shilaila dea dell'amore (4:14)
03. Spirit (6:16)
04. Chi sei tu, uomo (6:46)
05. Un'amico (4: 36)
06. Bha-tha-hella (3:06)
07. Clakson (3:56)
08. Dei o kafa karışıklığı (3:32)
09. Induzione parte 1 and 2 (3:55)
10. Divertimento (2: 41)

21 Haziran 2023 Çarşamba

Exploit / Crisi (1972)

Exploit
, 60'ların sonlarına doğru Lamberto Fiaschi (vokal), Piero Stano (gitar), Luciano Livi (klavye), Mauro Picone (bass) ve Tonino Valeri (davul) tarafından kuruldu. Kısa bir süre sonra Livi, Picone ve Valeri gruptan ayrılıyorlar. Gruba yeni dahil olan elemanların ardından da vokal Fiaschi de ayrılıyor. Gidenler gelenler derken Exploit'in orijinal kadrosundan hiç kimse kalmıyor. Sonradan dahil olanlardan Carlo Crivelli, Enzo Cutuli ve Aldo Pignanelli küçük bir plak şirketi ile anlaşma imzalayıp albüm kayıtlarına başlıyorlar.

Gerçi albümden hemen önce bir 45'lik kaydı yapıyorlar. O dönemde grupların tanıtılması ve ticari açıdan neler yapabileceklerini görmek amacıyla İtalyan yapım şirketleri tarafından sık kullanılan bir yöntemmiş bu. Doğal olarak da bu tarz single / 45'lik'lerdeki parçaların çoğu popülarite gözeten parçalar oluyormuş. Exploit'in de ilk 45'liği bundan nasibini almış.

Kötü olanı ise bu parçaların daha sonra albüme konulması zorunluluğu olması. Genelde alakasız parçalar oldukları için albümün yapısını da bozuyorlar. Crisi'nin de ikinci tarafında bu bu parçalar bulunuyor. Aslında fena değiller ama Plak olarak düşünüldüğünde ilk bölümde yer alan Crisi Suite'in yanına bile yaklaşamıyorlar. 20 dakikalık nefis bir suite olan bu parça için albümü arşivlemek gerekiyor. Diğer parçaları tercih etmeyebilirsiniz ama Crisi Suite gerçekten de etkileyici bir güzelliğe sahip.

Rock Progressivo Italiano'nun (RPI) ortlamanın üzerinde diyebileceğimiz örneklerinden biri Exploit'in Crisi albümü. Dinledikçe keşke daha fazla kayıtları olsaymış hissine kapılmadan edemiyorsunuz. 3 kişilik bir kadro ile yapabileceklerinin en iyisi hatta daha fazlasını yapmışlar diyebiliriz. Dönemin bu tarz pek çok grubunda olduğu gibi Exploit'te de Emerson, Lake & Palmer etkileri mevcut. Fakat klavyeci Carlo Crivelli, Keith Emerson'dan farklı olarak klavye bölümlerine gösterişli Psychedelic etkiler ekliyor. 

Power Trio olarak düşünüldüğünde hakkını verdikleri ortada. Ritim bölümünün kendini döke saça ilerleyip bir anda toparlanması ardından ne zaman duracaklarını bilemediğiniz bir hızla sürüklenmesi dinleyicide tuhaf etkiler bırakıyor. 

Tek albümlü efsaneler listemize pek çok gruba fark atarak giriyorlar böylelikle. Arşivde olmazsa olmaz grupların ve albümlerin arasındaki yerleri de baki.

EXPLOIT

Carlo Crivelli / Org, Piyano, Vokal
Enzo Cutuli / Bass, Vokal
Aldo Pignanelli / Davul

CRISI

01. Crisi Suite (20:27)
02. Anche Se Ho Sbagliato (2:56)
03. Un Bambino (3:55)
04. Il Campanile Della Cattedrale (3:58)
05. L'Anima Nuda (2:24)
06. Giochiamo Insieme (2:49)
07. La Tua Pelle Scotta (3:00)

14 Haziran 2023 Çarşamba

Cherry Five / Cherry Five (1975)

Cherry Five
pek bilinen bir grup değil gibi görünür. Lakin işin aslı öyle değildir. Oliver adıyla kurulup daha sonra, albümün yayınlanmasından kısa bir süre önce Cherry Five adına geçiş yapıp en son Goblin'de karar kılmışlar. Yani Cherry Five'a Goblin'in başladığı yer demek yanlış olmaz. Gerçi isim değişiklikleri sırasında grup elemanlarında da değişiklikler olmuş ama temel kadro aynı diyebiliriz.

1973 yılında Roma'da kurulan Cherry Five, Symphonic Prog'un en değerli alanlarında kendine yer açabilmiş bir ülkenin en iyi gruplarından. Tek albümlü efsaneler listemize Rock Progressivo Italiano'dan güzel bir ek. Gerçi 2000'li yıllarla birlikte yeniden ortaya çıkmış olsalar ve albüm kaydetseler de onları saymıyoruz, malum konumuz 60'lı ve 70'li yıllar.

Cherry Five müziğinde bir miktar Emerson, Lake & Palmer ve çokça Yes bulunuyor. ELP kısmı tamamen klavyelerdeki virtüöziteden gelirken Yes kısmı daha melodik alanlarda kendini gösteriyor. Wakeman'a haksızlık edemeyiz elbette ama Cherry Five'taki klavyeler Yes'inkilerden daha etkili diyebiliriz.

Albümle ilgili enteresan bir durum da var. 1973 sonları gibi İngiltere'ye gidiyorlar kendilerine vokal bulmak için. Clive Heinz diye biri ile anlaşıp birkaç parça kaydediyorlar. Fakat çok beğendikleri bir vokal tarzı olmuyor ve Heinz'ı çıkarıyorlar gruptan. İtalya'ya döndüklerinde de Tony Tartarini ile anlaşıp kayıtlara girişiyorlar. Albüm kaydı 1974 yılında her şeyi ile bitmiş oluyor. Fakat grubun davulcusu olan Carlo Bordini, albümdeki işinin stüdyo müzisyenliğinden farkı olmadığını ve bunun kariyerine zarar verebileceğini düşünerek albüm için yapılması gereken anlaşmayı imzalamıyor ve gruptan ayrılıyor. Tam da o sıralarda efsanevi İtalyan yönetmen Dario Argento'nun Profondo Rosso filmine müzik yapmak için anlaşma imzalıyorlar. Grubun adını Goblin olarak değiştiriyorlar. Rafa kaldırılmış olan Cherry Five albümü ise 1975 yılı sonlarına doğru ancak piyasaya sunuluyor.

Albüm oldukça başarılı bir albüm ama yukarıda bahsettiğimiz Yes, ELP gibi benzerliklerden kaynaklı çok fazla eleştiri aldığı da bir gerçek. Fakat bu da baştan aşağı saçmalık zira albümdeki parçalar kendilerine has bir yaratıcılıkla üretilmiş nefis besteler. Tarz olarak bir miktar benziyor diye de Cherry Five'ın hakkını yemek çok doğru değil.

CHERRY FIVE

Tony Tartarini / Lead Vokal
Massimo Morante / Gitar
Claudio Simonetti / Klavye
Fabio Pignatelli / Bass, Akustik Gitar
Carlo Bordini / Davul, Vurmalılar

CHERRY FIVE

01. Country Grave Yard (8:18)
02. The Picture of Dorian Gray (8:28)
03. The Swan Is a Murderer, Part 1 (3:53)
04. The Swan Is a Murderer, Part 2 (5:07)
05. Oliver (9:30)
06. My Little Cloud Land (7:43)

1 Haziran 2023 Perşembe

Rocky's Filj / Storie Di Uomini E Non (1973)

1971 yılında Parma, İtalya'da kurulan Rocky's Filj, Rock Progressivo Italiano'nun (RPI) Symphonic Prog, Jazz Rock, Avant-Prog gibi türlerden beslenen bir türünü icra ediyor. Grubun adındaki Rocky bizim bildiğimiz Rocky değil elbette, grubun lideri olan Roberto "Rocky" Rossi'den geliyor. Oldukça cüretkar, bazen kaba saba bazense incelikli işçilik çıkartan İtalyan gruplarından biridir kendileri. Fazlasıyla değişken ve bir o kadar da etkileyicidirler.

1971 yılında kurulduktan sonra epeyce bir çabalayıp kendilerine yer edinmeye başlamışlar. 1972 yılının ortalarından itibaren efsanevi grup Banco Del Mutuo Soccorso ile turneye çıkıyorlar, alt grup olarak. Konserlerdeki başarıları yapımcı firmaların da ilgisini çekiyor ve kısa süre sonra albüm anlaşması yapıyorlar. Kaydedilen ilk, tek ve son albüm Storie Di Uomini E Non, RPI'ın nitelikli örneklerinden biri olarak hala ilgi görüyor.

Lakin grup ne hikmetse 1981 yılına kadar birlikte kalıp sahne aldıkları halde bir türlü başka albüm kaydetmiyorlar. Gerçi arada grup üyelerinden biri işlediği bir suç yüzünden hapse atılıyor ve bir süre grup olarak sessiz kalıyorlar. Hatta 1979 yılında Acqua Fragile'dan Pier Emilio Canavera'nın desteğini alarak çıkardıkları single bile sessizliklerini bozmaları için yeterli enerjiyi sağlamıyor. Amaçları bizim tek albümlü efsaneler listesine girmek midir bilemiyoruz ama tek albümle de birkaç albümlük performans göstermiş olduklarını belirtmeden geçmeyelim.

Eklektik bir yapıya sahip olan albüm temelde Symphonic Prog olarak nitelendirilebilir. Üzerine bolca eklenen Jazz Rock sosu ve sık sık kendini gösteren Avant-Prog öğeleri ile birlikte de nefis bir albüm kıvamına gelmiş. Rocky's Filj ile ilgili olarak sıklıkla King Crimson, Pholas Dactylus ve Osanna'nın adı geçer. Yani grup bahsi geçen bu gruplarla karşılaştırılarak eleştirilir. Bırakın kötü olmalarını filan zira zaten iyiler de bu gruplarla karşılaştırılmak bile Rocky's Filj'in ne kadar iyi olduğunun bir göstergesi.

Canlı, coşkulu ve başta da dediğimiz gibi cüretkar bir albüm Storie Di Uomini E Non. Kendine has vokal anlayışı, Jazz ile sürekli olarak yan yana evrilen enstrümantal bölümleri, insanı değişken bir ruh haline sokan saksafonları ve sağlam, sert, delici gitarlarıyla İtalya'nın en iyilerinden.

ROCKY'S FILJ

Rocky Rossi / Vokal, Alto Saksafon, Bariton Saksafon, Klarinet
Roby Grablovitz / Elektrikli Gitar, Flüt
Luigi Ventura / Bass, Trombon
Rubino Colasante / Davul, Double-Bass

STORIE DI UOMINI E NON

01. L'Ultima Spiaggia (13:15)
02. Il Soldato (6:17)
03. E (3:57)
04. Io Robot (7:41)
05. Martino (5:41)

15 Mayıs 2023 Pazartesi

Murple / Io Sono Murple (1974)

1971 yılında Roma, İtalya'da kurulan Murple döneminde tek albüm kaydedip dağılan gruplardan biri. Döneminde diyoruz, zira çok sonraları 2008 ve 2014 yıllarında 2 albüm daha kaydetmişler. Fakat bu albümler ne 70'lerin Murple'ı ile bağdaşıyor ne de ilk albüm kadar iyiler. Şu durumda, Murple'ı tek albümlü efsaneler listemize dahil etmek konusunda herhangi bir sıkıntı yok. Blog dahilinde 1960 - 1979 arasını konu olarak aldığımıza göre böyle yapmamızda sakınca yok denilebilir.

Kuruldukları yıldan sonra epeyce çabalayan grup ancak 3 yılın ardından albüm kaydı yapabilmiş. O arada epeyce bir deneyim kazandıkları da ortada. Çünkü albümün her yerinde birlikte uzun süre çalmış olmanın verdiği o ince his sezinlenebiliyor. Grup elemanları olarak albümde fazlasıyla uyumlu bir şekilde hareket ediyorlar.

3 yılın sonunda kaydedip yayınlayabildikleri Io Sono Murple ise, Rock Progressivo Italiano'nun (RPI) iyi örneklerinden biri olarak ortaya çıkıyor. Symphonic Prog olarak adlandırmak da yanlış olmaz albümü. Gerçi albümün daha kayıt aşamasındayken bile fazlasıyla eleştirildiği söyleniyor ama bunu da anlamak pek mümkün değil. Teknik olarak ya da müzikal kalite olarak RPI gibi, efsanevi isimlerin boy gösterdiği bir arenada olsalar da aşağı kalır yanları yok. Bazı kaynaklar, bu eleştirilerin albümün yayınlanma tarihinin gecikmesinden kaynaklı olduğunu söylüyor. Zaten albümü de ancak bu şekilde bir sorundan dolayı eleştirebiliriz ancak.

Io Sono Murple tam anlamıyla bir konsept albüm gibi durmasa da aslında öyle. Baştan sona, Murple adındaki bir penguenin kutupta başlayıp hayvanat bahçesinde devam eden hayatı üzerine kurulu bir hikaye ekseninde dönüyor. Plak olarak düşündüğünüzde albümün her iki yüzünde 1'er suit bulunuyor. Albümün müzikal başarısı oldukça üst seviyede olmasına rağmen ticari başarı elde edemeyeceği hem 2 suitten oluşmasından hem de bu 2 parçanın da zor parçalar olmasından belliymiş. Ama bize enfes bir albüm bırakmayı ihmal etmediklerini düşününce de seviniyoruz tabi para kazanamamış olmalarına.

Albümün hemen ardından Villa Pamphili Pop Festivali'nde başarı bir sahne performansı gerçekleştirmişler ve o sırada da 2. albümün kayıtlarına başlamaya niyetlenmişler. Söylenilenlere göre 2. albüm için epeyce de ümitliymişler ama albümü kaydetme şansları hiç olmamış. 

Son olarak, albümü beğenmeyenlerin sayısı da beğenenlerin sayısı kadar var. Murple hakkındaki kararınızı kişisel zevkleriniz, tercihleriniz ve beklentileriniz belirliyor.

MURPLE

Giuseppe "Pino" Santamaria / Lead Vokal, Elektrikli Gitar, Akustik Gitar, 12-Telli Gitar
Pier Carlo Zanco / Lead Vokal, Org, Piyano, Eminent, Synthesizer, Bowed Kontrabass
Mario Garbarino / Bass, Bongo, Triangle
Duilio Sorrenti / Davul, Konga, Timbales, Gong

IO SONO MURPLE

01. Antartide / Metamorfosi / Pathos / Senza Un Perché / Nessuna Scelta / Murple Rock (17:37)
02. Preludio E Scherzo / Tra I Fili / Variazioni In 6/8 / Fratello / Un Mondo Così / Antarplastic (16:37)

10 Mayıs 2023 Çarşamba

Maxophone / Maxophone (1975)

Maxophone
da tek albümle öne çıkan gruplardan biri. 1973 yılında Milano / İtalya'da kurulup 1977 yılına kadar bir arada kalmışlar. Arada kaydettikleri 2 versiyonu olan tek albümle de oldukça iyi bir işe imza atmışlar. 77'deki dağılmalarının ardından uzunca bir süre yan yana gelmeyip 2008 yılında tekrar birleşmiş ve 2017 yılında bir albüm daha kaydetmişler. 2 versiyonu olan tek albüm dedik az önce, aynı albümü hem İtalyanca hem de İngilizce olarak piyasaya sürmüşler. İtalyanca versiyon fena halde beğenilince böyle bir ticari atılımla hem para kazanma hem de uluslararası arenada boy gösterme çabası vermişler ama açıkçası İngilizce versiyon İtalyancasının yanında çok sönük kalıyor.

RPI'ın (Rock Progressivo Italiano) ilginç gruplarından biri Maxophone. Müzikal anlayışları biraz geniş ve geçişli diye özetleyebiliriz. Tuhaf bir şekilde Jethro Tull ile Canterbury Scene arasındaki kayıp köprü gibi duruyorlar. Her iki türden de bolca sos bulunuyor albümde. Ama her ikisi de değiller. İkisi arasında ama bambaşka bir seviyedeler. Kendilerine has bir müzikal anlayışları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu durumun en büyük sebebi, hiç kuşkusuz, grup elemanlarının yarısının Klasik Müzik eğitimli diğer yarısının da Rock müzik geçmişine sahip olması. Doğal olarak bu bileşim klasik müzikten gelen ve Rock içerisinde çok da alışkın olmadığımız Korno, Trompet, Vibraphone gibi aletlerin nefis bir gitar ve elektrikli piyano eşliğinde kullanıldığı, pastorelden sert Rock'a geçişler sağlayan bir albümün ortaya çıkmasını sağlıyor.

Temelde, düşünüldüğünde Maxophone'u Rock Progressivo Italiano içerisinde konumlandırmak da zorlaşıyor. Fena halde kendilerine has bir yapıları var. Bazılarınca Premiata Forneria Marconi ve Banco Del Mutuo Soccorso gibi İtalyan grupları ile yakınlaştırmalar yapılsa da bunun yanlış bir tavır olduğu açık şekilde ortada. Bahsi geçen her iki grup da kendilerine has bir anlayışa sahip olduğu tartışmaya kapalı bir konu. Maxophone ikisinden de farklı bir şekilde kendine ait bir türü / tarzı devam ettiriyor. Aynı ya da benzer değiller yani.

Bazı noktalarda melodik bir Rock'a doğru kayacaklarını düşünseniz bile hiç bu çukura düşmüyorlar ve sizi baştan sona enfes bir albümün her yerinde dolaştırıyorlar.

MAXOPHONE

Alberto Ravasini / Lead Vokal, Bass,Akustik Gitar, Recorder
Roberto Giuliani / Elektrikli Gitar, Piyano, Vokal
Sergio Lattuada / Piyano, Elektrikli Piyano, Org, Lead Vokal
Maurizio Bianchini / Horn, Trompet, Vurmalılar, Vibraphone.
Leonardo Schiavone / Klarinet, Flüt, Alto Saksafon, Tenor Saksafon
Sandro Lorenzetti / Davul

Konuk Müzisyenler:
Tiziana Botticini / Arp
Eleonora de Rossi / Keman
Susannna Pedrazzini / Keman
Giovanna Correnti / Çello
Paolo Rizzi / Double Bass

MAXOPHONE

01. C'è Un Paese Al Mondo (6:39)
02. Fase (7:04)
03. Al Mancato Compleanno Di Una Farfalla (5:52)
04. Elzeviro (6:47)
05. Mercanti Di Pazzie (5:21)
06. Antiche Conclusioni Negre (8:54)

9 Mayıs 2023 Salı

Odissea / Odissea (1973)

Italian Progressive Rock
janrının (RPI - Rock Progressivo Italiano) en belirgin albümlerinden birini kaydeden Odissea, 70'li yılların başında Pow-Pow adıyla kurulmuş. Kısa bir süre sonra, hayallerini büyütmeleri gerektiğini anladıklarında ismin grubu taşıyamayacağını düşünüp Odissea'da karar kılmışlar. Odissea isminin ortaya çıkmasında ve seçilmesindeki en büyük etkinin, gruba 1972 yılında katılan gitarist Luigi Ferrari tarafından yapıldığı da biliniyor.

Albümün öncesinde ve sonrasında çıktıkları konserlerde tam bir konser grubu olduklarını kanıtlayan grup, bu başarılı portre sayesinde İtalya'ya turneye gelen Genesis ve daha sonra da o dönem İtalya'nın en iyilerinden biri olan Banco Del Mutuo Soccorso'nun konserlerinde destek grubu / ön grup olarak sahne almışlar. Oldukça başarılı bir albüme ve çıktıkları konserlere rağmen çok fazla da bir arada kalamamışlar ve grup 70'lerin sonlarına doğru bir daha birleşmemek üzere dağılmışlar.

Odissea'nın en önemli tarafı karmaşık, enfes ya da uzun parça yapıları filan değil. Grup, Rock Progressivo Italiano'nun iyi - kötü, doğru - yanlış, ahlaksız - erdemli tüm yanlarını yansıtan, bütüncül bir albüm kaydedip yayınlamış olmalarıyla öne çıkıyor. Beklentilerinizi koskoca bir janrı nitelendirme, özelliklerini ortaya koyma ile sınırlandırarak dinlemeniz, Odissea'yı daha iyi anlamanızı sağlıyor yani.

Bunun yanında melodik bir yapıya sahipler. Progressive Rock'a, az önce de bahsettiğimiz gibi karmakarışık düzenlemelere sahip olmayan ve melodik olarak genişleyen tarafına yaslanıyorlar. Albüm, konsept bir albüm olmasa da parçaların birbirini ilgi çekici şekilde tamamladıklarını ve neredeyse birbirlerinin devamıymış gibi algılandıklarını belirtelim.

Albümde enstrüman kullanımları da oldukça iyi. Zaten Luigi Ferrari bile bu konuda tek başına gösterilebilecek bir örnek diyebiliriz. Roberto Zola'nın vokali de albüme pek çok farklı ton katıyor. Özellikle 80'lerde moda olan tarzda bir sese sahip Zola. Az hırıltılı, keskin ve insanın içine dokunan bir yanıklıkta. Bu arada Zola'nın yaptığı en büyük hatanın da 1974 yılında, solo kariyere başlamak için grubun albümünden hemen sonra gruptan ayrılması olduğunu söyleyelim. Hata diyoruz, çünkü Zola'nın solo kariyeri hiçbir zaman başlamamış. :)

Melodik taraftan yaklaştıklarını vurguladığımız grubun, doğal olarak ritim bölümü gerçekten de işin hakkını vererek yapıyorlar. Bir anda değişen ama sonra ana melodiye dönen yapısı ve davul / bass uyumu gerçekten de iyi.

ODISSEA

Roberto Zola / 12 Telli Gitar, Akustik Gitar, Vokal
Luigi "Jimmy" Ferrari / Elektrikli Gitar, Akustik Gitar, 12 Telli Gitar
Ennio Cinguino / Piyano, Org, Mellotron
Alfredo Garone / Bass, 12 Telli Gitar
Paolo Cerlati / Davul
"little" Simona / Sesler

ODISSEA

01. Unione (6:06)
02. Giochi Nuovi Carte Nuove (4:57)
03. Crisalide (4:45)
04. Cuor di Rubino (2:47)
05. Domanda (5:32)
06. Il Risveglio di un Mattino (4:16)
07. Voci (4:04)
08. Conti e Numeri (4:33)

7 Mayıs 2023 Pazar

Latte E Miele / Passio Secundum Mattheum (1972)

RPI
'ın (Rock Prgressivo Italiano - Italian Progressive Rock) en sağlam klasik etkilerine sahip gruplarının başında Latte E Miele geliyor. 1971 yılında Cenova'da kurulan grup, Le Orme ve Emerson, Lake & Palmer tarzında bir klavye üçlüsü. Lakin adı geçen her iki grupla da müzikal bir benzerliği yok diyebiliriz. Klasik müzik anları Latte E Miele'de daha fazla gibi görünüyor.

Başarılı bir grafik çizerek birbiri ardına 3 albüm kaydedip 76 yılında dağılıyorlar. Daha sonraları, 90'ların başında tekrar bir araya gelip yeni albümlere imza atsalar da bu albümler ilk dönemin üçlüsü için yetersiz ölçüde kalıyor. Elbette kötü albümler değiller ama ilk dönemin ruhunu yansıtmak yerine modernleştirilmiş bir yaklaşım sergiliyorlar.

Konumuz olan ilk albüm Passio Secundum Mattheum, geneli itibari ile Bach'tan esinlenen bir yapıt. Bach'ın küçük parçalarının modernleşmesi ve Rock ile birleşmesi gibi düşünebilirsiniz. Albümün genelinde fazlasıyla dinamik ve coşkulu bir hava var. Bazı noktalarda, özellikle vokalin anlatıcı gibi algılandığı bölümlerde bir miktar sıkıcılığa yönelse de kalan her yerinde fazlasıyla keyif alacağınız bölümler bulunuyor.

Az önce de dediğimiz gibi sırtını Klasik Müzik'e dayayıp Rock sosuyla farklı bir seviyeye taşıyan, İtalya'nın ilk ve en iyi gruplarından biri Latte E Miele. Kendilerine has bir yapıları ve orijinal bir durumları var. Aynı yıllar içerisinde ortaya çıkan ve hem ticari hem dinleyici kitlesi açısından daha fazla popülerlik kazanan İngiliz ve Amerikalı gruplara oranla daha az bilinirler ama en az onlar kadar da iyiler. Hatta bir öneri olarak, aynı yıl çıkan Yes'in Fragile'ı ile bile karşılaştırabilirsiniz. Fragile kadar iyi görünmese de kafa tutacak kadar da başarılı.

Klavyenin ön planda olduğu bir grup diye tanımlamıştık zaten. Ama adını verdiğimiz ELP'nin klavyeleri gibi de sert ve yırtıcı değil. Bu nedenle de onlar gibi bir klavye üçlüsü olsalar da onlardan çok da farklılar. Klasik müzikten gelen bütün incelikleri kullanırken diğer yandan ritim bölümünün insanüstü çabasıyla parçaları farklı yerlere taşıyorlar. Bazı noktalarda ritim bölümünün kendini tekrar ettiği düşünülse de konsept mantığına yakın bir şekilde gelişen albüm için bu da gerekli bölümlerden biri.

LATTE E MIELE

Marcello Giancarlo Dellacasa / Akustik, Gitar, Klasik Gitar, Elektrikli Gitar, Keman, Bass, Lead Vokal
Oliviero Lacagnina / Piyano, Hammond Org, Mellotron, Crumar Harpsichord, Celesta, Moog, ARP Solina, Vokal
Alfio Vitanza / Davul, Bongo, Conga, Timpani, Çanlar, Whip, Flüt, Vokal

PASSIO SECUNDUM MATTHEUM

01. Introduzione (2:16)
02. Il Giornio Degli Azzimi (1:26)
03. Ultima Cena (1:48)
04. Getzemani (4:14)
05. Il Processo (1:29)
06. I Testimoni (1° parte) (6:02)
07. I Testimoni (2° parte) (2:12)
08. Il Pianto (1:48)
09. Giuda (0:43)
10. Il Re Dei Giudei (1:40)
11. Il Calvario (7:04)
12. Il Dono Della Vita (3:43)

27 Nisan 2023 Perşembe

Jumbo / Vietato Ai Minori Di 18 Anni ? (1973)

Şarkıcı, söz yazarı, besteci, klavyeci, saksafoncu Alvaro Fella'nın solo albümü olarak başlayan Jumbo, RPI'ın (Rock Progressive Italiano / Italian Progressive Rock / İtalyan Progressive Rock'ı işte özetle) iyi gruplarından biridir. Adını Alvaro Fella'nın lakabından alır. Dediğimiz gibi ilk albüm kayıtları bitmek üzereyken bile albüm, Fella'nın solo albümü olarak düşünülmüş ama gruptakilerin yoğun katkısının göz arı edilmemesi gerektiğine inanan Fella tarafından Jumbo adıyla grup albümü olarak sonlandırılmış.

1969 yılında bir araya gelen grup elemanları başlangıçta grup olma niyetinde bile değillermiş. Fella'nın ilgi çekici sesinin arkasında çalarak biraz para yaparız kaygısı gütmüşler gibi de durmuyor değil. Zaten ilk albüm hem ticari hem de kalite açısından ortalamanın altında. Dönemin RGI arenası düşünüldüğünde ortalamanın altı, kabul edilebilir bir yer de değil. Fakat grubun fark ettiği en önemli şey, birbirleri ile olan uyum olmuş. Bu nedenle de devam etmeye karar vermişler. Aynı yıl, yani 1972 içerisinde ikinci albüm DNA'i kaydetmişler.

DNA ilk albümle karşılaştırılmayı bile kabul etmeyecek kadar iyi bir albüm olarak ortaya çıkmış. O noktadan sonra da kendilerine yer edinmeyi başarabilmişler. Çıktıkları başarılı konserlerin ardından da üçüncü albüm kaydına başlamışlar. Edindikleri deneyim ve kazandıkları ticari başarı onları biraz rahatlatmış olsa gerek zira üçüncü albüm Vietato Ai Minori Di 18 Anni ? enfes bir kayıt olarak görülüyor. Biraz deneysel, biraz Blues içeren, arada Heavy Prog'a selam verip ardından hafif bir Psychedelic esinti yayan ilgi çekici bir albüm olmuş.

Fella'nın dipten, derinden ve yırtıcı şekilde gelen vokali ile birlikte iyi ilerleyen bir albüm Vietato Ai Minori Di 18 Anni ?. Ritimleri ile de göz dolduruyor. Gitarlar kendinden geçip bir oraya bir buraya saldırır şekilde ilerlerken aralara giren klavyeler, flüt ve saksafon ise albümdeki parçaları bambaşka yerlere taşıyor.

Albümdeki alçalıp yükselme konusunda bir hayli iyiler. Derinden bir yerden başlayıp hiç beklemediğin bir anda Orta Çağ'da savaş alanındaymış hissiyatı yaratan bir yüksek ritme ulaşıyorlar. Coşkulu anlarda ise bir anda sizi yerin dibine sokacak kadar derine iniyorlar.

JUMBO

Alvaro "Jumbo" Fella /Vvokal, Elektrikli Piyano (3,7), Org (3), Saksafon (7)
Daniele "Pupo" Bianchini / Akustik Gitar (4), Elektrikli Gitar
Sergio "Samuel" Conte / Klavye
Dario Guidotti / Flüt, Ağız Harp, Akustik Gitar, Sixtro (7), Vokal (2)
Aldo Gargano / Bass, Mellotron (5), Bells & Sixtro (6)
Tullio Granatello / Davul, Timpani (6,8)

Konuk Müzisyenler:
Lino "Fats" Gallo / Slide Gitar (5)
Franco Battiato / VCS3 Synthesizer (5)
Angelo Vaggi / Minimoog Synthesizer (5)
Lino "Capra" Vaccina / Tabla, Vurmalılar (5)

VIETATO AI MINORI DI 18 ANNI ?

01. Specchio (7:23)
02. Come Vorrei Essere Uguale A Te (5:43)
03. Il Ritorno Del Signor K (2:03)
04. Via Larga (6:59)
05. Gil (7:12)
06. Vangelo? (5:41)
07. 40 Gradi (6:41)
08. No! (2:21)

18 Şubat 2023 Cumartesi

Flea / Topi O Uomini (1972)

Kimliğini bir türlü bulamamış gruplardan biri Flea. 1971 yılında Sicilya, İtalya'da Flea On The Honey adıyla kuruluyorlar. Grup üyeleri çıkardıkları 3 albüme de değişmiyor ama grubun adını ikinci albüm'de Flea, üçüncü albümde ise Etna olarak değiştiriyorlar. İlk albümdeki Hard Rock'tan yola çıkan tarz, ikinci albümde yine sert öğeler içeren bir Progressive Rock'a, ardından yani üçüncü albümde de Jazz varyasyonuna dönüşüyor. Farklı bir açıdan bakıldığında grup elemanlarının ne kadar yetenekli oldukları da söylenebilir elbette. Ama durdukları yerde durabilselermiş, özellikle de konumuz olan Topi O Uomini albümündeki müzikal başarıyı devam ettirebilselermiş daha da iyi olurmuş. Hoş, Etna olarak a fazlasıyla iyiler ama kişisel olarak Flea daha çekici geliyor.

Genel olarak RPI yani Rock Progressivo Italiano içerisine dahil edilen grubun bu kategoriye dahil edilmesine sözümüz yok elbette. Aksi düşünülemeyecek kadar janrın bütün hikayesine uyuyorlar. Lakin ilk albümdeki, müzisyenlerin isimlerini İngilizce yapma çabası biraz komik de kaçıyor. Neyse ki Topi O Uomini'de bu yanlıştan dönüp kendi isimleriyle albümde yer alıyorlar. Popülerleşme kaygısı güderek böyle bir oyun oynadıkları aşikar, lakin buradan bakınca da çok saçma duruyor.

Flea On The Honey albümündeki müzikal başarısızlık (zira kalitesi sonraki albümlere oranla oldukça kötü) ticari açıdan çok fazla etkilememiş ve bir miktar kazanç sağlamışlar. Ama kendilerini tam anlamıyla gösterdikleri, hem müzikal hem de ticari başarı yakaladıkları albüm da Topi O Uomini olmuş. 4 uzun parçadan oluşan albüm RPI'ın iyi niteliklere sahip örneklerinden biri.

Bazı bölümlerde kendinden sonra albüm kaydeden ve daha önce de blog'a konuk ettiğimiz Lard Free ile benzeşiyorlar. Fakat bu bire bir benzerlik değil. Tarzları, bakış açıları birbirlerine yakın gibi geliyor dinlediğinizde. Enstrüman kullanımları da Lard Free kadar iyi. Hatta bazı açılardan bakıldığında daha iyi oldukları bile söylenebilir. Vokalin ses özellikleri çok olmamakla birlikte albüme sağladığı katkı da yadsınamaz.

Aynı elemanlardan oluşan 3 farklı albüm dinlemek isterseniz bu grup o iş için biçilmiş kaftan. Her albümde de yaptıkları işin hakkını verdiklerini de söylemek gerek. Yine de grubun en iyi albümü olarak Topi O Uomini'nin adını vermek yanlış olmaz.

FLEA

Carlo Pennisi "Charlie" / Gitar, Mandolin, Vokal
Antonio Marangolo "Tony" / Piyano, Harmonium, Armonika, Lead Vokal
Elio Volpini "Nigel" / Bass, Soprano Saksafon, Vokal
Agostino Marangolo "Dustin" / Davul, Vurmalılar, Vibes

TOPI O UOMINI

01. Topi O Uomi (20:21)
02. Amazzone A Piedi (4:08)
03. Sono Un Pesce (6:28)
04. L'Angelo Timido (5:49)

13 Şubat 2023 Pazartesi

Planetarium / Infinity (1971)

Planetarium
, uzun süre hakkında bilgi sahibi olunamayan gruplardan biri. Albümde adı geçen A. Ferrari ismi dışında bilinen çok fazla bir şey yokmuş haklarında uzun yıllar boyunca. 90'lı yılların başında ise hikayenin tamamı ortaya çıkmış.

Grup 1959 yılında I 4 Assi (4 As ya da Full As olarak çevrilebilir) adıyla kurulan bir Beat grubu. 1964 yılına kadar bu isimle devam etmişler ama daha büyük bir mecraya açılma fikrine kapıldıklarında I 4 Assi'nin yeteri kadar iyi olmadığını düşünüp Gli Scooters'a çevirmişler grubun adını. 1965 yılından 1970 yılına kadar da epeyce iş çıkarmışlar ortaya. Başladıkları gibi Beat üzerinden giden Gli Scooters adıyla 3 albüm kaydedip pek çok konsere çıkmışlar ve popülerliği de yakalamışlar. Hatta o kadar popülerleşmişler ki Arjantin'de bir turneye dahi çıkmışlar. Tabi bu turnenin ardından dağılmış olmaları da ayrıca enteresan bir durum. Zira fazlaca ticari başarı elde eden bir grupmuş Gli Scooters.

Grup elemanlarından üçü, albümde de adı geçen Alfredo Ferrari, Mirko Mazza ve Franco Sorrenti, bir arada kalmayı tercih ederek 1971 yılında Planetarium adını almışlar. Dönemin etkisi ile de Beat'ten vazgeçip Progressive Rock semalarında dolaşmaya başlamışlar. Kısa süre içerisinde kaydettikleri Infinity albümü ile müzikal açıdan başarıyı yakalasalar da ticari başarı bir türlü gelmemiş. Kaydettikleri iki 45'liğin ardından da Planetarium'u dağıtma kararı almışlar.

Infinity, konsept olarak tanımlanmasa da yapısına bakıldığında tam anlamıyla bir konsept albüm. Baştan sona anlatılan bir hikayeye sahip. Parçaların isimlerinden çıkarabiliyorsunuz bu sonucu rahatlıkla. Başlangıç, Hayat, İnsan (part 1 ve 2), Aşk, Savaş, Ay ve Sonsuzluk ismindeki parçaların bir hikaye anlatıyor olması çok normal. Albüm boyunca kullanılan seslerin ve ses efektlerinin de bu hikayeye katkısı çok büyük.

RPI (Rock Progressivo Italiano) içerisine dahil edilseler de biraz ya da bir miktar bunun dışında durduklarını söylemekte fayda var. Senfonik yapının derinliklerine çok fazla girmeden, etrafında geziniyorlar. Albümden anlaşılan o ki atmosfer yaratmak için uğraşmışlar ve bunu fazlasıyla da sağlamışlar. Vokal kullanmayı tercih etmeyip tekrar sesleri ile etki bırakmayı amaçlamışlar ki fazlasıyla da iyi olmuş denilebilir. Albümde güçlü klavyeler ve hem elektrikli hem de akustik olarak kullanılan gitarlar öne çıkarken, ritim bölümü de gerçekten enfes bir hava yaratmayı başarıyor.

PLANETARIUM

Alfredo Ferrari / Klavye
Franco Sorrenti / Gitar
Mirko Mazza / Gitar
Piero Repetto / Bass
Giampaolo Pesce / Davul

INFINITY

1. The Beginning (3:13)
2. Life (7:05)
3. Man - Part 1 (1:54)
4. Man - Part 2 (3:57)
5. Love (2:46)
6. War (2:42)
7. The Moon (4:03)
8. Infinity (6:41)

10 Şubat 2023 Cuma

Dalton / Riflessioni: Idea D'Infinito (1973)

Dalton
, 1966 yılında kuruduğunda Beat yapan bir grup olarak tanımlamışlardı kendilerini. Ama değişen rüzgarın etkisiyle daha karmaşık ve etkili bir türe evrildi müzikleri.1967 yılında kaydedip yayınladıkları Monia 45'liği ile ilk büyük başarılarını elde ettiler. Uzun bir çabanın ardından 1969 yılında Shocking Blue'nun Venus parçasının İtalyanca versiyonu ile tekrar öne çıktılar. Grup oldukça popülerleşmişti. Ama 1970 yılında anlaşmazlıklar yüzünden dağıldılar.

Grubun yapımcı firmasının çabasıyla eski elemanlara eklenen yenileriyle The Daltons adıyla yeni bir oluşuma gidildi. Fakat isim kısa süre sonra tekrar Dalton'a döndü ve Rock Progressivo Italiano'nun (Italian Progressive Rock / İtalyan Progressive Rock) en iyi albümlerinden birine imza attılar. İşin ilginç yanı, İsviçre'nin Zurich kentinde yapılan İsviçre Pop Festivali'nde, albümün katkısıyla birinci olmalarına rağmen, İtalya'da az sayıda kopya ile piyasa sunulmasından dolayı bir süre boyunca kendi evlerinde çok bilinmez durumdaydılar. Sonra işler değiştiğinde birbiri ardına konserlere çıkma fırsatı da elde ettiler.

1975 yılında ikinci albüm Argitari'yi kaydettiler ama albüm hem müzikal açıdan hem de ticari olarak yetersiz kalmıştı. Buna rağmen grup 1979 yılına kadar ayakta kalmayı başardı. 2019 yılında oldukça başarılı Eden albümüyle geri dönmeyi de başardılar.

Virtüözlük kıvamındaki klavyeleri, sağlam Blues tabanlı gitarları, işinin hakkını vererek çalan ritim bölümü, nefis vokalleri ve İtalyan zarafetiyle birleşmiş melodik yapısıyla nefis olarak nitelendirilebilecek albümler biri Riflessioni: Idea D'Infinito. Bazı bölümlerde Deep Purple ve Jethro Tull vari yaklaşımlar sezinleseniz de bunun tesadüften öte gidemeyecek bir durum olduğunu kısa sürede anlıyorsunuz. Dalton da kendine has bir müzikal anlayış geliştirebilmiş gruplardan.

28 dakika gibi kısacık bir süreye sahip olması albümün en sinir bozucu yanı. Keşke daha fazla materyal olsaymış diyorsunuz ama maalesef ki elde kalan malzeme de bu. Yine de o kısa süreye rağmen, efsaneleşmiş RPI (Rock Progressivo Italino) gruplarıyla aynı yerde, aynı sırada, yan yana anılmayı fazlasıyla hak ediyorlar. Efsaneleşmiş gruplar dediklerimiz de PFM (Premiata Forneria Marconi), Le Orme gibi gruplar. En az o kadar iyiler yani.

DALTON

Temistocle Reduzzi / Piyano, Org, Mellotron, Moog, Synthesizer, Vokal
Aronne Cereda / Akustik Gitar, Elektrikli Gitar, Vokal
Rino Lamonta / Bass, Vokal
Walter "Tati" Locatelli / Davul, Vokal
Alex Chiesa / Flüt, Vokal

RIFLESSIONI: IDEA D'INFINITO

01. Idea D'Infinito (4:49)
02. Stagione Che Muore (4:20)
03. Cara Emily (4:55)
04. Riflessioni (3:50)
05. Un Bambino, Un Uomo, Un Vecchio (3:35)
06. Dimensione Lavoro (6:42)

3 Aralık 2022 Cumartesi

Hero / Hero (1974)

Progressive Rock
'ın kayıp gruplarından biri Hero. Değişik bir hikayeleri var. 70'lerin başında İtalya'da kuruluyor grup. 2 yıllık uğraşının ardından da albüm kayıtlarını tamamlıyorlar ama albüm 2 yıl daha yayınlanma şansı yakalayamıyor. Grup İtalya'dan Münih, Almanya'ya taşınıyor, daha iyi işler yapabilmek için. Fakat Heavy Progressive Rock'un bu acayip üçlüsünün gitaristi Massimo Pravato geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybediyor. Albüm 1 yıl sonra yani 1974'te, sınırlı sayıda ve sadece Almanya'da plak olarak piyasaya çıkıyor. Hero'yu o dönemde fark edebilenlerin sayısı da oldukça az tabi. Ve grup 2006 yılında albümü CD formatında yayınlanana kadar unutuluyor. Tek albümlü efsaneler listemize hızlı şekilde girip kendine sağlam yer edinecek albümlerden biri olarak tanımlayabileceğimiz enfes albümle tarihin tozlu rafları arasında saklanıyorlar.

Albümün 1972 yılında kaydedildiğinden yola çıkarak Hero'nun, Italian Progressive Rock janrına dahil olduğunu söylemeden geçmeyelim. Lakin albümün tam olarak bu janrın içerisindeki durmadığını da ekleyelim. RPI'ın (Rock Progressive Italiano, nam-ı diğer Italian Progressive Rock) bazı özelliklerini bünyesinde barındırmakla birlikte tam anlamıyla da kökten bir Itailan olduğunu söylemek doğru değil. İngiliz müziğinden de Avrupa folklorundan da Amerikan Psychedelic'inden de izler görebilmek mümkün Hero'da. Eklektik bir yaklaşım sergilemedikleri ama etkilendikleri tarzlardan da vazgeçmedikleri açıkça belli oluyor.

Melodik yapısı çok fazla varyasyona açık şekilde ilerliyor. Aralardaki geçişler, albümü daha da tempolu hale getiriyor. Hammond org üzerine kurulu bir müzikal anlayışı olmakla birlikte diğer enstrümanların öne çıkışları da fena halde iyi. Grup elemanlarının virtüöz oldukları söylenemez ama gerçekten de hakkını vererek çaldıkları ortada. Grubun 3 kişiden müteşekkil bir trio olduğu düşünülürse albümde çıkardıkları sesler ve orkestrasyon 20 kişilik bir etki yaratıyor. Buna ek olarak grubun atmosfer yaratma konusunda da çok başarılı olduklarını söylemek lazım. Albümü dinlerken kendinizi farklı yönlere doğru koşuşturup dururken buluyorsunuz. 

Ne yazık ki tek albümle kalmışlar. Hatta az önce de bahsettiğimiz gibi daha albümü piyasaya çıkaramadan grup elemanlarından biri hayatını kaybetmiş. Devam edebilselerdi gerçekten de etkili 1- 2 albüm daha çıkarabileceklerine dair inancımız tam. 

HERO

Robert Deller / Klavye, Vokal
Massimo Pravato / Gitar, Bass
Umberto Maschio / Davul

HERO

01. Merry Go Round (4:21)
02. Crumbs of a Day (4:41)
03. Sunday Best (5:57)
04. Seminar (3:17)
05. Childrens Game (5:02)
06. Knock (4:52)
07. Clapping and Smiing (9:05)
08. Dew-Drops (7:03)
09. Buzzard (1:48)

12 Aralık 2011 Pazartesi

Goblin - Suspiria (1977)

Korku filmleriyle arası iyi olan biri değilim, ancak işin içine çok acayip yönetmenler girince bazı filmler dikkatimi celbediyor. Bir film yönetmeniyle, müzikleriyle, oyuncularıyla, senaryosuyla bir bütün olarak değerlendirildiği zaman izlemek veya hakkında bilgi toplamak için pekçok neden ortaya çıkıyor. Progressive Rock'tan pek hazzetmeyen, fakat korku filmleriyle arası iyi olan bir arkadaşımın Suspiria'dan bahsetmesi üzerine macera başladı. 

Filmin yönetmeni Dario Argento'yu, pek müthiş kızı Asia Argento'dan ötürü takdir ve takip ederdim. Baba-kız müthiş projelerin insanları bunlar. İtalyanlar. Daha ne olsun. Neyse efenim, gelelim Suspiria'nın müziklerini yapan dehşetengiz grup Goblin'e... 
Italian Progressive Rock icra eden Goblin elemanları bir dizi korku filmi müzikleri yapmışlar. Hatta şöyle diyim film müziği olmayan sadece üç albümü var. Onların müzikleri sayesinde izlenmeye değer görülen korku filmlerinin olduğundan bahsedilir. Korku filmi izleyen arkadaşlar daha iyi varır bunun ayrımına tabii. 

Albümü dinlediğimde hissettiğim ilk şey, her şarkının farklı korku, gizem unsuruyla bezenmiş olmasıydı. Ciddi ciddi içine çeken dinledikçe zihinde iz bırakan bir albüm Suspiria. Albümün şahsi fikrimce en dikkat çeken parçaları; Suspiria, Black Forest, Witch, Markos. Hepsini saydım neredeyse. İçlerinde bir parça daha var ki grubun kara mizahını temsil ediyor adeta: Death Valzer. Dinleyin bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız. 
Diğer parçalara bakınca bu şarkı acayip psikopat geliyor bana. Diğerleriyle insanın içine ürperti salmaktan aldıkları keyfi bu şarkıyla ifade ediyorlar sanki. Çocukların birisine kötülük yapıp sonra da bundan aldıkları psikopatça zevki anlatıyorlar adeta. Tüm parçaları dinlediğinizde kafanızda oluşacaktır bir şeyler işte. Böyle ya da değil. Dinleyin ama.

Teknik bilgiler verelim biraz. Suspiria, Goblin'in 1977 yılında çıkardıkları stüdyo albümü. Albüm parçaları, grup elemanları, çaldıkları enstrümanlar falan hepsini bilelim, bilgilenelim. Hadi bakalım:

GOBLIN

Claudio Simonetti / Mellotron, organ, string machine, celesta, electric & acoustic piano, Minimoog, Moog system 55
Massimo Morante / electric & acoustic guitar, bouzouki, voices
Fabio Pignatelli / bass, tabla, acoustic guitar, voices
Agostino Marangolo / drums, percussion, voices

SUSPIRIA

01. Suspiria (5:57) 
02. Witch (3:10) 
03. Opening To The Sighs (0:32) 
04. Sighs (5:15) 
05. Markos (4:03) 
06. Black Forest (6:06) 
07. Blind Concert (6:11) 
08. Death Valzer (1:51) 

Bonus tracks on re-release
09. Suspiria (celesta and bells)
10. Suspiria (narration)
11. Suspiria (intro)
12. Markos (alternate version)