İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2023 Çarşamba

Fusioon / Fusioon (1972)

70'lerin İspanya'sından çıkma enfes gruplardan biri de Fusioon. Barcelona'da kurulan 4 kişilik grup, ardı ardına çıkardıkları 3 albümle bir anda parlamış ama devamını getirememiş. Halbuki bu konudaki potansiyelleri de bir hayli fazlaymış aslında. Ama bir arada durmayı başaramamışlar. Zaten genelde bu tip grupların en büyük açmazının da bu durum olduğunu artık öğrendik.

1972 yılında kaydettikleri ilk albümün ardından çıktıkları konserlerde epeyce bir tanınıp, fazlaca kitleye ulaşmışlar. 1974'de ikinci, 75'te ise üçüncü albüm gelmiş. Çok büyük boyutlarda bir ticari başarı kazanamamış olsalar da ortalamanın da üzerinde para kazanmışlar. 

Fusioon'un tarzı Eclectic Prog ya da (başka kaynaklara göre, grubun adından da anlaşılacağı üzere) Fusion olarak özetleniyor. Sanki Eclectic Prog biraz daha doğru gibi. Birbirini takip eden, birbirine bağlanan pek çok tür ve bu türler içerisindeki tarzları barındırıyor albümleri. Konumuz olan ilk albümde Klasik Müzik, Folk, Jazz, Symphonic Rock gibi türler ilerlemeci bir pota içerisinde eriyor. Hayli etkileyici ve başarılı bir albüm Fusioon. Kendilerine ait bir tarz yaratmış olsalar da parçaların bazı yerlerinde King Crimson, Tangerine Dream, Jethro Tull, Emerson, Lake & Palmer, Ekseption ve hatta Gentle Giant'e öykünen bölümler de bulunmuyor değil.

Yukarıda bahsettiğimiz türlerden en fazla Jazz tarafından besleniyorlar. Bu nedenle de parçalar daha bir görkemli, zorlayıcı ve üst seviyede duruyor. Dönemin başarılı pek çok İspanyol grubundan farklı olarak tarzları daha değişik bir çizgide ilerliyor. Albümde enstrüman kullanımları inanılmaz derecede iyi. İlk albüm olmasına rağmen grup elemanlarının yıllardır birlikte çalıyor olduğunu düşünebilirsiniz rahatlıkla. Aksaklık ya da tuhaf durumlar yaşamadan baştan sona albümü tamamlıyorlar.

Albüm etkileyici olmasının yanında bir hayli de coşkulu. Lakin parçaların intro kısımları daha dipten başlarken, ilerleyen bölümlerde yakalıyorlar coşkuyu. Sanki tutan bir yöntem bulduk, kaptırın gidelim mantığıyla yapılmış gibi geliyor dinleyene. Onun dışında albümle ilgili söylenebilecek kötü şeylerin sayısı çok azdır.

Arada İtalyan tarzına yaklaşan bir tarafları olsa da (Goblin'i duymuş gibi oluyorsunuz bazen) değiller. Ama İspanyol olduklarını söylemek de gerçekten zor. Alışkın olduğumuz İspanyol tarzı ya da Flamenco'dan gelen gitar yaklaşımları burada yok. Daha değişik, daha farklı ve gerçekten de iyiler.

FUSIOON

Santi Arisa / Davul
Marti Brunet / Gitar, Synthesizers
Jordi Camp / Bass
Manel Camp / Piyano, Klavye

FUSIOON

01. Danza Del Molinero (4:33)
02.Ya Se Van Los Pastores(5:16)
03. Ses Porqueres (3:13)
04. Pavana Espanola (3:01)
05. Negra Sombra (3:44)
06. En El Puerto De Pajares (4:13)
07. Rima Infantil (3:37)
08. El Cant Del Ocells (4:15)

1 Nisan 2023 Cumartesi

Goma / 14 De Abril (1975)

İspanya, Endülüs'ten tek albümlü efsaneler listemize sağlam giriş yapabilen gruplardan biri Goma. Oldukça yetenekli ve müzikal anlayışları oturmuş müzisyenlerden oluşuyor. Zaten grup, Chilcle, Caramelos Y Pipas ve Gong (İngiltere çıkışlı olan Gong değil) isimli grupların elemanlarından oluşuyor. Yani öncesinde oldukça iyi birikimleri var ve doğal olarak da bu albüme yansımış.

Albümün adı grubun kurulduğu gün olan 14 Nisan 1974'ten geliyor. Yetmemiş üstüne bir de kaydettikleri albümü 14 Nisan 1975 tarihinde yayınlamışlar. Bütün olay 14 Nisan üzerine dönüyor diyebiliriz yani. Lakin o 14 Nisan da artık nasıl bir günse, enfes bir albümün varlığına yol açmış. 

Albüm pek çok türe göndermeler içeren ve pek çok tarzdan beslenen bir yapıya sahip. Bu nedenle de Eclectic Prog olarak nitelendirebiliriz. Symphonic Rock / Symphonic Prog ile de içli dışlı bağlantılar bulunduğu için bu türe dahil edilmesi de kabul edilebilir bir anlayış olabilir. Ama hepsini bir kenara bırakın, albüm gerçekten de enfes. Dinledikçe daha fazla dinleyesiniz geliyor. Diğer yandan bazı gruplar için özellikle belirttiğimiz, keşke başka albümler de kaydetselermiş cümlesi bu grup için de fena halde geçerli. Fakat yapılabilecek çok fazla şey yok, eldeki ile idare etmek durumundayız.

Grubun tarzı ve albümün içeriği akustik gitar ile sağlanan İspanyol dokunuşlarını içerirken asıl ilhamını ise İngiliz Rock kültüründen alıyor diyebiliriz. Albümü dinlerken aklınıza Van Der Graaf Generator, King Crimson gibi gruplar geliyor ki bu tam da Goma'nın beslendiği tarzları işaret ediyor. Tabi bu beslenme biçimi aynen alıp kullanma gibi bir sonuç doğurmamış neyse ki. Grup kendine has bir müzikal anlayış yaratmayı başarabilmiş. Bazı noktalarda İngiliz bazı noktalarda İspanyol gibi görünse de onlar tam anlamıyla Goma diyebiliriz rahatlıkla.

Albüm 4 parçadan oluşuyor bu arada. En kısa parçanın 8 dakika olduğu düşünüldüğünde ne beklemeniz gerektiğini az çok çıkartabiliyorsunuz. Üstüne bir de beklentilerinizi daha fazla yükseltmeniz gerektiğini de belirtelim. Daha ne olsun?

Son olarak Goma'nın ve 14 De Abril'in, çölün ortasında sıcaktan kavrulurken karşınıza çıkan 1 kasa bira gibi geldiğini belirtmeden geçmeyelim.

GOMA

Alberto Toribio / Klavye, Sesler
Antonio Rodriguez / Davul, Sesler
Manuel Rodriguez / Gitar, Sesler
Pepe Lagares / Bass, Sesler
Pepe Sanchez / Saksafon

14 DE ABRIL

01. Aqui y Ahora (11:43)
02. Madre Tierra (8:11)
    a) Madre Tierra
    b) Pellicozo
03. Un Nuevo Abril Sin Sal (8:15)
04. Shooting Up (11:37)

28 Ocak 2023 Cumartesi

Triana / El Patio (1975)

Belki de İspanya'nın gelmiş geçmiş en iyi gruplarından biri Triana'dır. Bu tip cümleler kurmak diğerlerine de haksızlık gibi görünebilir ama bir noktada da insana böylesi iddialı cümleler kurduracak bir şeyler ortaya çıkıyor işte. 1974 yılında Endülüs'te kurulan Triana da insanın ayarları ile oynayan, coşturan, koşturan, yerin dibine sokan gruplardan ve müzikal anlayışlardan biri.

Temelde Progressive Rock ve Symphonic Prog olarak adlandırılsalar da doğruluğu tartışılır bir kategorilendirmedir bu. Progressive ve Symphonic öğelerin fazlasıyla bulunduğu ama Flamenko ile birleştirildiği bir müzikal anlayışa haksızlık da etmemek gerekiyor. Bu nedenle de Rock Andaluz ya da Andalusian Rock denilen bir tür oluşmuş / oluşturulmuş / adnlandırılmış zaman içerisinde. Triana'yı da en iyi karşılayan kategori bu olsa gerek. Aynı zamanda bu tarza Flamenco Rock da denir ama kişisel olarak bu tanımın tam olarak karşılamadığını da belirtmek isterim. Azahar, Alameda, Mezquita gibi gruplarla anılan Flamenco Rock, bu folklorik yaklaşımdan yola çıkıp onu genişleten bir anlayış. Rock Andaluz ise Flamenko'dan yola çıkıp müziği daha fazla benimseyen bir yapıya sahip. Genel olarak düşünüldüğünde hepsi aynı :)

El Patio en iyi albümleri olmasına rağmen, piyasaya çıktığı yıl 1000 adet kadar satmış olması grubun da yaptıkları işe olan inancını bir miktar kırmış ama yılmamışlar. 1976 yılında Madrid'de verdikleri konsere kadar dayanmışlar. Zaten o konserle birlikte de fena halde öne çıkmışlar. Diğer taraftan bakıldığında İspanya'da Franco döneminin bitmesiyle birlikte daha geniş kitlelere açılma imkanı da yakalamışlar.

Grubun ve döneminde satmayan albümün en önemli başarısı, Flamenco Rock'ın başlangıcı olması ve bu tarzda müzik yapan gruplara bir şans verilmesini sağlamasıdır. Özellikle Madrid konseri ve Franco sonrası dönemde İspanya'nın en bilinen, en sevilen gruplarından biri haline gelmişler. İlk albüm de dahil olmak üzere kaydettikleri albümler defalarca yeniden basılmış.

Triana'yı oluşturan grup elemanları arasında özellikle bu albüme Rock namına çok bir şey olmadığını söylemek yanlış olmaz. Klavye, Davul ve Flamenko gitar çalıyorlar. Albümde gitar ve bass ise konuk müzisyenlerin desteği ile tamamlanıyor. 3 müzisyenin de kökeninin Flamenko olmasından kaynaklı acayip bir içe işleyiş durumu var yani. Parçaların bazı yerlerinde, onca coşkuya rağmen, canınızın acıdığını bile hissediyorsunuz. Öyle böyle değiller, çok değişikler. Dinlemekten sıkılmayacağınız, vazgeçmekten korkacağınız tarzda bir albüm El Patio.

TRIANA

Jesús De La Rosa / Vokal, Klavye
Eduardo Rodriguez / Flamenko Gitar
Juan José Palacios / Davul, Vurmalılar

Konuk Müzisyenler:
Antonio Perez / Elektrikli Gitar
Manolo Rosa / Bass

EL PATIO

01. Abre la Puerta (9:53)
02. Luminosa Mañana (4:05)
03. Recuerdos de una Noche (4:42)
04. Sé de un Lugar (7:10)
05. Diálogo (4:32)
06. En el Lago (6:38)
07. Todo es de Color (2:09)

5 Ekim 2022 Çarşamba

Máquina! / Why? (1970)

60'lı ve 70'li yılların teknik yetersizlikleri, zorlayıcı koşulları altında müzik yapmak zor gibi gelebilir. 68 Öğrenci Hareketleri ile başlayan süreçte bazı konularda değişiklikler ve kazanımlar olsa da kaydedilen pek çok albüm, pek çok şeye rağmen kaydedilmiş sayılır. Amerika'daki rahatlığı bunun dışında tutuyoruz elbette. Konu Avrupa'yı kapsıyor esasen. Yukarıdaki koşullara bir de Franco Diktatörlüğü'nü ekleyin. İspanya'da 70'lerin ortalarına kadar müzik yapmanın ne kadar zor olduğu anlaşılabilir. Franco'nun 1975 yılındaki ölümü ile birlikte daha rahat bir ortama kavuşan İspanyolların içinden hem de 1969 yılında çıkmış bir grup Máquina!.

Diktatörlüğün olduğu bir ortamda Underground olmadıklarını da kimse iddia edemez. Tarihsel sürece bakıldığında yüksek ihtimalle de İspanya'nın ilk underground rock grubu olarak tanımlayabiliriz Máquina!'yı. Özetle çok zor zamanlarda, zor koşullar altında kurulup, üstüne bir de albüm kaydetmeyi başarabilmişler. Albümün adının Why? olması da olan bitenlere bir tepki. İşin daha hoş tarafı, Barcelona çıkışlı grubun Why parçasına karşılık, Madrid'de kurulan dost / kardeş grup Tapiman'dan geliyor; Don't Ask Why.

5 kişiden oluşan grup kendine özgü bir Psychedelic Rock / Progressive Rock bileşimine imza atmayı başardı. 2 Lead Gitarın sık sık öne çıktığı parçalarda dengeyi Hammond org ile sağladılar. Parçalar beklentinin çok üzerinde bir şekilde gelişip değişirken, farklı kültür ve kökenlerden besleniyor olmaları başka bir ayrıcalık yaratıyordu. Sadece bu özellikleri ile bile Progressive Rock içerisinde isimleri rahatlıkla anılabilir. Her ne kadar pek çok çevre tarafından Proto-Prog olarak adlandırılsalar da İspanya'nın ilk Progressive gruplarından biridir demek de yanlış olmaz.

Belirtmek gerekir ki grubun daha sonra canlı olarak kaydettikleri ama Live olarak anılamayacak bir albümü daha var. Bu albüm ilki ile hiç benzeşmiyor. Bundaki en büyük etkinin grubun 2 gitaristinin de ayrılmış olmasından kaynaklı olduğu aşikar. Daha Blues'a yakın ama Chicago Transit Authority tarzını da fena halde andıran bir albüm olduğu için kişisel olarak pek beğenmediğimi de belirteyim.

Tek albümle kalmış olmalarına gerçekten üzüldüğümüz gruplardan da biridir. Yine de bu tek albüm bile kendini defalarca dinleten, dinledikçe bambaşka keşifler yapmanızı sağlayan türden. Keyfini çıkarın!

MÁQUINA!

Enric Herrera / Hammond Org, Piyano
Jordi Batiste / Bass, Vokal
Lluís Cabanach / Bass, Wah-Wah, Gitar
Josep María Vilaseca / Davul
Josep Maria París / Gitar, Fuzz Gitar

WHY?

01 - I Believe 4:11
02 - Why? 11:52
03 - Why (Continuació) 12:58
04 - Let Me Be Born 3:03

29 Mayıs 2009 Cuma

Granada - España, año 75 (1976)

Şu konuya girme işi ne zor birşey ya, bir girilebilse arkası gelecek muhtemelen ama... Makedonların medar-ı iftahar'ı Leb i Sol'u görünce, ben de uzun süredir eklemek isteyip de ekleyemediğim (hatta unuttuğum) İspanyolların medar-ı iftahar'ı Granada'yı ekleyeyim bari dedim. Hem blog hareketlenmiş olsun biraz.

“España, año75” Granada’nın 1976 tarihli ikinci albümü. Toplam üç albüm, bir single olmasına rağmen ikinci albümde karar kılmamın sebebi sanırım, dört bölümden oluşan "El Color que Pasamos este Verano" adlı parçanın giriş kısmındaki melodinin bana çok tanıdık gelip ama bir türlü çıkartamayıp kendime sinir olmam. Bir filmden mi duydum yoksa bizden bir türk grubun bir çalışması mı? Hatırlayan olursa yorum kısmına yazsın lütfen. :))

Albümün tamamı enstrümantal. Synth, mellotron'ın ve diğer klavyelileri yoğun olarak kullanan gurup(Carlos Carcamo) bu albümde konuk müzisyen Jorge Pardo'nun soprano saksafonuyla ayrı bir fusion tat katmış albüme. Parça arası geçişler deyim yerindeyse su gibi akıyor diyebiliriz. Civa gibi bir yerde durmayan sürekli devinim hissi veren neşeli, tahrik edici ilerlerken bir anda karanlık bir atmosfer hemen ardından duygusal notaların akıvermesi enstrümanlardan... Tarif etmesi zor. Ne kadar sıradışı bir grup olduğunu ancak dinleyince anlayacaksınız Granada’nın. Ülkelerine has flamenko ezgilerini de unutmamak gerekir ayrıca. Zaman zaman başka sanatçılardan etkilenme hissi yaratsa da, kesinlikle bir tarzları olan kompozisyon ve entrüman hâkimiyetleriyle bünyenizi tarumar edecek bir grup Granada. Diğer iki albümü de es geçmemeli ayrıca. Konsept olarak az farklılık gösterse de año 75’den aşağı kalır yanları yoktur.

Sabahı da yaptık gene iyi mi?.. Gidip sıcak bi kıymalı börek almalı. :))

GRANADA

Juan Bona / Davul
Carlos Carcamo / Klavye, Synth, Mellotron, Keman, Mandolin
Antonio Garcia / Bass
Javier Monforte / Gitar
Jorge Pardo / Soprano saksafon

ESPAÑA, AÑO 75

01 - Elcalor que Pasamos este Verano
        a)Pordonde Andamos
        b)Todo Hubiera sido tan Bueno
        c)La Autentica Cancion del Verano
        d)No me Digas Bueno, vale
02 - Setiembre
03 - Noviembre Florido
04 - Ahora Vamos a ver que pasa