7 Ekim 2010 Perşembe

Atlee - Flying Ahead (1970)

70'li yılların Krautrock ve Progressive rock ayaklanmalarını bir kenara bırakırsak geriye Amerika'dan çıkma psychedelic ve hard rock hareketleri kalır. Genel olarak fazla uzun ömürlü olmayan (tek albümle yetinmek gibi bi alışkanlıkları vardır) grupların oluşturduğu bu kuşakta yakınen bildiğimiz bir dolu grup olmakla birlikte ismini belki de hiç duymadığımız ama yaptıkları işin hakkını sonuna kadar verenler de vardır. Atlee'yi her iki gruba da dahil edebiliriz. Bilenlerin çok iyi bildiği, bilmeyenlerinse gerçekten farkına varamadığı bir zevktir Atlee. Esasen Atlee Yeager isimli bassist ve vokalistin bireysel projesi olarak bile sayılabilecek Flying Ahead'de Yeager'ın öne çıkması beklenirken albümde çalan diğer elemanlar bu işin grup işi olduğunu göstermek istercesine kendilerinden vererek çalarlar. Yeager vokali elbette öne çıkmaktadır ama gitar ve klavye hiç de azımsanmayacak derecede kalitelidir. Dönemi düşünürsek hard rock yapıyor olsalar da blues ve psychedelic etkileri görülmektedir.

Rip you Up, Swamp Rhythm, Dirty Old Man ve Dirty Sheets favoriler. Diğerlerini de es geçmemek lazım tabi, hemen hepsi üst düzeye yakın parçalar.

ATLEE

Atlee Yeager - Vokal, Bass
Michael Stevens - Gitar, Vokal
Bruce Schaffer - Klavye, Vokal
Don Francisco - Davul, Vokal

FLYING AHEAD

01.Rip You Up 4:21
02.Swamp Rhythm 3:51
03.Painted Ladies 4:05
04.Jesus People 5:06
05.Let's Make Love 5:58
06.Will We get Together 2:53
07.Dirty Old Man 5:19
08.Ain't That the Way 3:40
09Dirty Sheets 4:01

29 Eylül 2010 Çarşamba

Pappo's Blues - Pappo's Blues (1971)

Daha önce Arjantin'den herhangi bir grubu blogda misafir ettik mi hatırlamıyorum ama bugüne değin Pappo's Blues'u eklememekle ayıp etmişiz. Buenos Aires'ten çıkma en iyi gruplardandır. Esasen, Pappo olarak bilinen Norberto Anibal Napolitano isimli gitarist ve vokalistin kişisel çabalarıyla doğmuş ve ayakta kalmayı başarmış bir gruptur. Diğer üyelere haksızlık da etmemek lazım tabi. Trio olarak yol alan grupta bass ve davul'un üst düzeyde olmasa da oldukça iyi olduğu kabul edilmelidir. 70'li yılların çalkantılı Arjantin'inde ortaya çıkmak ve ayakta kalmak gerçekten zor bir iş iken bir de bunu mümkün olanın en üst düzeyinde yapmak bile Pappo's Blues'un en büyük başarısıdır.

Pappo'nun bu sorunlu Arjantin döneminde zamanının bir kısmını Brezilya'da diğer kısmını da İngilterede geçirdiğini söylemeliyim. İngiltere kısmı önemli zira Pappo burada olduğu dönemde boş durmamış Fleetwood Mac'ten tanıdığımız Peter Green ve Hawkwind'den çıkma Motörhead kurucusu Lemmy ile çalışmalar yapmıştır. Sadece Green'in ilgisini çekmiş olması bile Pappo'nun müzikal kalitesi ve enstrumentalist yönünün ne derece iyi olduğunun göstergesidir.

Konumuz olan albüm grubun ilk albümü olmasına rağmen sanki bu işi yıllardır yapıyormuşlarcasına deneyimli ve sanki daha yeni başlamışçasına heyecanlıdır. Arjantin'den kaynaklı olarak albümdeki parçalar İspanyolcadır. Pek alışık olmadığımız bir dil olmakla birlikte albüme can veren blues ve hard rock tınıları içerisinde eriyerek alışkın olduğumuzdan farklı bir şey gibi de gözükmez. Pappo'nun gitarıyla girdiği dalgalanmalar, vokalin bu dalgalar üzerinde sörf yaparmışçasına kayışı, bass ve davul'un verdiği "get your motor runnin" duygusuyla albüm, arşivlerde yer etmesi şiddetle tavsiye edilen bir çalışmadır.

Algo Ha Cambiado, Gris Y Amarillo, Especies ve Adonde Esta La Libertad albüme can veren parçalar.

PAPPO'S BLUES

Pappo - Gitar, Vokal
David "Davies" Lebon - Bass, Gitar
Black Amaya - Davul

PAPPO'S BLUES

01.Algo ha cambiado 2:20
02.El viejo 4:30
03.Hansen 9:00
04.Gris y amarillo 4:25
05.Adiós Willy 2:43
06.El hombre suburbano 3:48
07.Especies 4:40
08.Adónde esta la libertad 1:40

28 Eylül 2010 Salı

Rush - 2112 (1976)


Onca krautrock, zeuhl, vs grupları, çıtır çerez gibi ekleyip durmuş velhasıl rock tarihinin en önemli triolarından birini es geçmişiz. Hem de ne "es". Arkadaş 3 (yazıyla üç) senedir birimiz de uyanmamış mı bu duruma?

Her neyse, grubumuz Rush, albüm de "progresif" dönemlerine  geçmelerinden hemen önce, henüz hard rock  köklerinden kopmadıkları dönemden. Öncelikle baştan sona şaane parçalarla bezenmiş bir albüm olmasına rağmen bu albümün beni en etkileyen parçası, koca albümün en zayıf parçası "Lessons" dır. 

"Favori parçanın beyan edilmesi" faslından sonra albümün genel havasına gelelim. Tonlar bi önceki albümle hemen hemen aynı. Prodüksiyon kalitesi  daha temiz ve yüksek bir ses elde etmelerine olanak tanımış. Daha önce söylediğim gibi, albüm ağırlıklı olarak hard rock köklerinden vazgeçmedikleri parçalardan oluşuyor. Bu nedenle "The Twilight Zone" ve "2112" ilk bakışta dikkat çeken parçalardan.

Açılışı yapan "2112", aslen yedi bölümden oluşuyor. Parçanın tepe noktası; "Presentation" ve Geddy Lee coştukça coşuyor. Açılışındaki bazı space rock etkileri de dikkat çekici. "The Twilight Zone" albümün en başarılı bestesi ve diğerlerinde rastlamadığımız, aksak davul ritmleriyle, progresif ruhu en iyi yansıtan parça olmayı hak ediyor.

"A passage to Bangkok" ile uzakdoğu yolculukları esnasında uğradıkları şehirlere dair bi iki kelam etmişler. "Lessons"  ile ağırlığını artırarak devam eden albüm, "Tears" ile duruluyor. Bir mahsunlaşıyor, elinde çakmağı havaya savuruyor, gözleri kapalı. Son olarak da "Something for Nothing", albümü başladığı gibi, gayet ağır bi şekilde bitiriyor. Bizlere en güzel öğüdü veriyor, "Bir şey almak için önce vermek gerek."

RUSH

Geddy Lee / Bass, Bass Pedal, Vokal
Alex Lifeson / Gitar, Bass Pedal
Neil Peart / Davul, Vurmalılar
*Hugh Syme / Mellotron (Tears parçasında)

2112

01.2112

i. Overture4:32

ii. The Temples of Syrinx2:13

iii. Discovery3:30

iv. Presentation3:40

v. Oracle: The Dream2:00

vi. Soliloquy2:22

vii. Grand Finale2:18
02.A Passage to Bangkok3:30
03.The Twilight Zone3:14
04.Lessons3:48
05.Tears3:29
06.Something for Nothing3:56
 

27 Eylül 2010 Pazartesi

Snafu - All Funked Up (1975)

Ve işte Snafu'nun son albümü. Pete Solley, Procol Harum'a gitmiş, yerine Hicnkley ve Chatton gelmiştir. Grubun müzikal liderliğini yeniden ele alan Moody tarzı ilk iki albümün karması haline sokmuştur. Snafu müziği artık Blues'dan Funk'a oradan Boogie ve Southern Rock'a uzanan bi bütüncül karmaşaya dönüşmüştür. Eğlenceli gitarlar, şaane bir Harrison vokali ile dinlenilmeye değer albümlerdendir. İnsana neşe katar bol bol. Açılış parçası Allman Brothers Band'in 1970 tarihli Idlewild South albümünden çıkma bir Gregg Allman parçası olan Don't Keep Me Wonderin'dir. Bu parça da tarzın nerede olduğunu iyi özetler.

Albümün ardından Snafu Almanya turnesine çıkar ve başırılı bir turne olur bu. Turne başarısı ile Moody yakından tanıdığı David Coverdale'e grupta yer alması için teklif götürür. Coverdale de kabul eder. Ama Snafu'nun sonu gelmiştir ve Coverdale Snafu ile çalışma fırsatı yakalayamaz.

Don't Keep Me Wonderin'i saymazsak Bloodhound, Deep Water, Keep On Running ve Dancing Feet akılda kalan parçalar.

SNAFU

Micky Moody - Gitar
Bobby Harrison - Vokal, Conga
Tim Hinckley - Klavye, Org
Brian Chatton - Piyano
Colin Gibson - Bass, Cowbell
Terry Popple - Davul
 
ALL FUNKED UP
01. Don’t Keep Me Wondering – 5:21
02. Bloodhound – 5:25
03. Lock And Key – 2:56
04. Hard to Handle – 3:22
05. Every Little Bit Hurts – 4:41
06. Turn Around – 4:23
07. Deep Water – 5:27
08. Keep on Running – 3:24
09. Barroom Tan – 3:48
10. Dancing Feet – 5:51

Snafu - Situation Normal (1974)

Eh, başladık bari devam edelim Snafu'ya. İlk albümdeki Blues etkileri bu ikinci albümde de görülmekle birlikte grubun kontrolü Moody'den Pete Solley'e kaymış ve doğal olarak, Solley'in hayran olduğu Country Rock tarzına yönelmişlerdir. Adam en sevdiği işi yapınca da klavye gerçekten öne çıkan, kendini farkettiren ve akıllara kazınan bir hale dönüşüyor. Moody'nin de duruma ayak uydurarak sıklıkla slide gitar'a dönmesi, Harrison'ın vokal tekniğini Country'e çevirmesi ile en iyi örnekleri Amerika'dan bile zar zor çıkan bir tarzda gerçekten başarılı bir çalışmaya imza atmış oluyorlar. Bu başarı ile birlikte Amerika turuna çıktıklarını da belirtmekte fayda var. Her ne kadar sonuç grup elamanlarının beklediği derecede başarılı olamasa da Snafu'nun günümüzde Situation Normal adıyla bilinmesine sebep olacak bir albüm kaydı yapmış olmaları bizim için de müzik tarihi için de yeterlidir. (acayip kaptırdım kendimi, müzik tarihini baştan yazıcam neredeyse :))

No More, No Bitter Taste ve Playboy Blues albümde öne çıkanlar. Özellikle Playboy Blues'da Solley, Moody ve Harrison'ın yeteneklerini konuşturduklarını belirtmeliyim. Ah, Ragtime Roll'u da unutmamak gerekir.

SNAFU

Micky Moody - Gitar
Bobby Harrison - Vokal, Conga
Peter Solley - Klavye, Arp Synth., Fiddle
Colin Gibson - Bass, Cowbell
Terry Popple - Davul
 
SITUATION NORMAL
01.No More 6:33
02.No Bitter Taste 3:30
03.Brown Eyed Beauty and the Blue Assed Fly 3:26
04Lock and Key 2:52
05.Big Dog Lusty 3:41
06.Playboy Blues 8:20
07.Jessie Lee 4:42
08.Ragtime Roll 5:14

Van Der Graaf Generator - Godbluff Live 75

Esasen blogda video incelemelerine pek yer vermedik. Ama arşivci mantığı üzerinden düşünürsek epeyce geri plana attığımız bir yönümüzdür. Biraderin eklediği Purple konseri ve Jamais'in Krautrock'ından hemen sonra Van Der Graaf Generator'ın 1975 yılı albümü Godbluff'un konser kaydına yer vererek devam ediyoruz. Grup için söylenecek çok söz olmakla birlikte edilecek lafların çoğu boşa gidecektir. Zira Van Der Graaf hiçbir zaman öne çıkmamış ama buna rağmen akıllarda yer edebilen bir gruptur ve tanımak ya da anlamak için sözden çok daha fazlasına ihtiyaç vardır. Peter Hammill önderliğindeki grubun en iyi albümlerinden Godbluff için verdiği konser kayıtlarından oluşan bu videoda aynı zamanda 1971 yılına ait The Lighthouse Keepers adıyla anılan 2 parçalık kayıt da bulunmaktadır. 

Her iki kayıt da VDGG'yi neden dinlememiz gerektiğini anlatan 2 kısa öyküdür. Hammill'in yaratıcılığı ile birleşen grubun diğer elemanlarının doğaçlamaya yatkın tarzları hem görülmeye hem de duyulmaya değer bir gösteriye dönüşüyor. Jackson'ın saksofon ve flüt varyasyonları Hammill'in klavyesiyle birleşirken sofistike yapı ve ayrıcalıksız vokal tekniği sınırları zorluyor.

24 Eylül 2010 Cuma

Window - Window (1974)

Hakkında neredeyse hiç bilgimizin olmadığı bi grupla karşı karşıyayız. İngiliz kökenli oldukları ve folk rock içerisinde tek albüm ile yer aldıkları dışında grup elemanlarından bile haberdar değiliz. Pürüzsüz bir bayan vokal ile yumuşak gitarlar ve melodik yapısıyla arşivde yer etmesi gereken, sık sık olmasa da arada sırada mutlaka dinlenilmesi gereken akustik albümlerdendir. Affinity, Linda Hoyle, Joni Mitchell gibi isimleri akla getiren bayan vokal kimi zaman ses oyunlarına girişse de belki de folk'un doğal getirisi olan sakinlikten uzaklaşmıyor. Standart bass ve davul bi folk grubundan bekleyebileceğinizden fazlasını vermiyor. Tadında, kararında ve bildik bir tarz özetle. 

Albümün esasında arkadaşlarının düğünde okumak için yazılmış şiirler ile başladığını sonra bu şiirlere müzik eklenmesiyle "hadi artık albüm olsun bu bari" mantığıyla hazırlandığını belirtmekte fayda var. Özellikle sakin akşamüstlerinde güneş artık kendinden bile sıkılmışken gerçekten keyif alarak dinleniyor.

Silver, Noah, Begenning, Shine ve Jenny's Song öne çıkanlar.

WINDOW

Alan Stevens - Gitar
Ed Helbing - Gitar
Judy Kelly - Piyano
Liz Volk - Piyano
Beth - Vokal
Guy Moore - Vurmalılar

WINDOW

01.Silver 2:58
02.Noah 3:24
03.Lullaby You 3:26
04.Day Star 2:29
05.Comfort Me 2:42
06.Happy to See You 2:15
07.Jamie 2:33
08.Beginning 3:29
09.The Magician 1:55
10.You Can Pray 2:09
11.Window 2:07
12.Shine 3:59
13.Jenny's Song 2:47
14.The Garden 3:13

17 Eylül 2010 Cuma

Tin House - Tin House (1971)

Yahu yıllar olmuş neredeyse Amerikan müziği dinlemeyeli. Bereket sonbahar geldi de benim de kalıma düştü. Günlerdir Grateful Dead, Jefferson Airplane ve Tin House dinliyorum. İlk ikisi tamam da üçüncüsü de ne ki diyen çıkar elbet. Eh bu elemanlar da Mariani misali tek albümle olayı götürenlerden. Dinlemeden bilinemez tabi.

Arkadaşlar sırtlarını blues'a yaslayarak hard rock basamaklarını tırmanıyorlar. Albüm içinde gezindikçe seviye de inanılmaz şekilde yükseliyor ki I Want Your Body gibi şaane bi parçayla başlıyorlar. Dönemin çoğu grubunun aksine uzun sololara ihtiyaç duymadan, jam diye tabir edilen doğaçlamaya pek bulaşmadan takılıyorlar. Melodik yapının üzerine işlemiş mistik sözler ile maceradan maceraya sürüklüyor insanı. Dikkatli kulaklar arada progressive rock'a da kaydıklarını fark edeceklerdir. Kullandıkları 3 gitarla da üst düzeyde bir işe imza attıkları ortada.

I Want Your Body, Silver Star, Personal Gain ve Lady Of The Silent Opera albümde benim açımdan öne çıkanlar. 

TIN HOUSE

Floyd Radford - Gitar, vokal
David Mikeal - Vokal, gitar, klavye
Robbie Crouse - Gitar
Jeff Cole - Bass, vokal
Jimmy Smith - Bass gitar
Mike Logan - Davul, vokal

TIN HOUSE

01.I Want Your Body 1:45
02.30 Weight Blues 2:19
03.Be Good and Be Kind 2:36
04.You've Gone Too Far 3:45
05.Silver Star 4:01
06.Personal Gain 4:25
07.Jezebel, Give Me Your Lovin' 2:41
08.Tomorrow 2:55
09.Endamus Finallamus 3:49
10.Lady of the Silent Opera 3:35

16 Eylül 2010 Perşembe

Dirty Blues Band - Dirty Blues Band (1967)

Sonbahar yaradı. Bütün karamsarlığına rağmen insan üzerinde harekete geçirici bi etkisi olduğu kesin. Kendimden bekleyemeyeceğim şekilde arka arkaya albüm ekliyorum, sonumuz 'hayır'olsun...

Dirty Blues Band Los Angeles'tan çıkma bir gruptur ve blues rock / boogie blues etkilerindedir. Parçaları dinledikçe Allman Brothers Band tadı alırsınız ama farklı olarak Chicago Blues daha ön plandadır. Blues'un olmazsa olmazlarında armonika albümde sık kullanılır. Melodik yapı, davulun başta tekdüze gelen ama bass'la birleşerek sonsuza doğru uzanan atakları ve sadeliğiyle göz doldurur. Vokal bildik blues vokalidir. Arada konuşur, çığlık kadar olmasa da etkili bağırtıları vardır. Tam bir yol albümüdür yani. Can acıtmaz, can sıkmaz fena halde cana can katar.

Don't Start Me Talkin', New Orleans Woman, Worry worry blues ve Spoonful benim bu albümdeki favoriler.

DIRTY BLUES BAND

Rod 'Gingerman' Piazza - Vokal
Glenn Ross Campbell - Lead Gitar
Robert Sandell - 6 Telli Gitar
Pat Maloney - Klavye
Les Morrison - Bass
John Milliken - Davul

DIRT BLUES BAND

01.Don't Start Me Talkin' 2:55
02.What Is Soul, Babe? 3:56
03.Hound Dog 2:52
04.New Orleans Woman 1:55
05.I'll Do Anything Babe 4:20
06.Checkin' Up on My Baby 3:40
07.Shake It Babe 2:56
08.Worry, Worry Blues 3:46
09.Born Under a Bad Sign 2:50
10.Spoonful 3:50
11.Chicken Shack 4:03

15 Eylül 2010 Çarşamba

Snafu - Snafu (1973)

Bakerloo, Colosseum, Humble Pie, Paladin, Procol Harum gibi gruplardan elemanlar toplanırsa sorusunun cevabıdır Snafu. Micky Moody liderliğinde 3 yılda 3 albüm kaydederek iyiler arasına girmeyi beceren gruplardandır. Moody'nin yumuşak ama oyunlara açık gitarı, Bobby Harrison'ın dipten ve derinden gelen vokali ile öne çıkar. Peter Solley'nin klavyesi ve Colin Gibson'ın yön veren bass'ı ile hem arşivlik hem de tadından yenmez durumdadır bu albüm de.

Grubun kökeni karışık olsa da blues rock üzerinde gezinirler. Uzamayan soloları, ritme yönelik yaklaşımları ve özellikle de "dur ulen tabakhaneye yetişmemize gerek yok" tavırlarıyla oldukça sakin, sıkıcılıktan uzak, belli bir standartın üzerindedirler.

Uzun bi aradan sonra tekrar yazıyor olmak güzel tabi de ısınmak lazımmış önceden. Adamlar hakkında söylenebilecek bi dolu şeyi kafada kurgularken yazıya dökmekte zorlanıyor insan. Eh, daha fazla çaba göstericez artık. Sonbahar da geldi.. alışık olduğumuz üzere, kışa doğru uykuya yatan ayıların aksine blog sakinlerinin hareketlenmesi yakındır ki sakinlerimiz yaz boyunca da ortamı boş bırakmamışlardır. Ha bu arada 3. yılımızı da bitirdik blog aleminde. Birilerine ulaşabiliyorsak ne mutlu bize!

SNAFU

Micky Moody - Gitar
Bobby Harrison - Vokal, Conga
Peter Solley - Klavye, Arp Synth., Fiddle
Colin Gibson - Bass, Cowbell
Terry Popple - Davul

SNAFU

01Long Gone5:15
02Said He the Judge4:31
03Monday Morning3:16
04Drowning in the Sea of Love5:50
05Country Nest5:19
06Funky Friend4:05
07Goodbye USA4:22
08That's the Song6:03

22 Ağustos 2010 Pazar

Krautrock: Rebirth of Germany

Krautrock, buralarda sıkça adını duyduğunuz bir müzik türü. Ama farkındayız ki türün yabancıları için bu müzik karanlık bir oda gibi. BBC televizyonunca hazırlanan bu belgesel türün yabancılarına olduğu kadar bu türü hâlihazırda
dinleyip sevenler için de iyi bir rehber olacaktır kanaatimce. II. Dünya savaşı sonrasında, yaralarını sarmaya çalışan bir toplumda yeni ve kendine ait bir müzikal kültür yaratmaya çalışan bir avuç insanın hikâyesi anlatılmakta. Krautrock’ın doğmasına yol açan etkenleri, dönemin müzisyenlerinin kendi müziklerini nasıl oluşturduklarını, çağdaşları olan diğer müzisyenleri nasıl etkilediklerini bizzat kendi ağızlarından dinlememize vesile oluyor bu belgesel. Ayrıca Anglo-amerikan kökenli rock müziğin, farklı bir millet tarafından ne kadar farklı yorumlanabileceğini görüyoruz.
Belgeselde Amon Düül II, Neu, Can, Faust ve Kraftwerk gibi bu blogta örneklerini bolca bulabileceğiniz zamanının öncü gruplarıyla röportajlar, müziklerinden örnekler ve gruplar hakkında birçok bilgi bulabilmeniz mümkün. Konuyla biraz bile olsa ilginiz varsa izlemeye değer bir prodüksiyon. Türkçe altyazının bulunmaması ise tek handikap; ancak belgeselin dili o kadar anlaşılmaz değil zannımca.

17 Ağustos 2010 Salı

Thirsty Moon - You'll Never Come Back

Çıkayım dedim ortaya artık. Orta Anadolu’nun kavurucu güneşini bahane etmeden biraz da albüm eklemediğim sürenin uzunluğundan dolayı özür dileyerek yapmam gerekeni yapıyor ve yeni bir albüm tanıtıyorum. Şunu da belirteyim, Yonçin’in büyük emekleri sayesinde blogtaki linkler en az benim kadar yaşıyor. Blog kanlansın, canına can katsın isteyen ben de size Thirsty Moon’u sunuyorum.
Thirsty Moon, 70’lerin başında progressive jazz-rock yapan Bremen kökenli bir alman grubu. Müziklerinde ara ara vokale rastlansa da ağırlıklı olarak enstrümantal bir tarzı benimsemişler. Dönemin diğer alman grupları gibi tabiri caizse oldukça “jazzy” müzik yapıyorlar. Yer yer dinamik, yer yer asude duygulara gark eden bir müzikle karşı karşıya bırakıyorlar bizi.
You’ll Never Come Back’ten bahsetmek gerekirse (ki gerekir amaç bu zaten) grubun ikinci ve en başarılı albümlerinden biri. Albümdeki şarkılar uzun ve oldukça değişken ritimli, sizi ters köşeye yatırabiliyor zaman zaman. Üflemeli çalgıların ağırlıklı olması benim gibi adamları sevindirir diye düşünüyorum. Kişisel favorim albümün adını aldığı “You’ll never come back”. Oldukça sakin başlayıp yavaş yavaş açılan sonlara doğru patlama yapan ve size de yaptıran bir şarkı.
Thirsty Moon’a ve onların güzide albümleri “You’ll never come back”e mesai harcamaya değecektir. Ay’ı susuz bırakmayın, kendinizi de tabii.


THIRSTY MOON


Jürgen Drogies / gitar, perküsyon
Norbert Drogies/ davul
Michael Kobs / klavye
Harald Konietzko / bas, akustik gitar, vokal
Erwin Noack / perküsyon
Willi Pape / üflemeli çalgılar


You’ll Never Come Back:


1. I See You (7:18)
2. Trash Man (14:27)
3. Tune In (5:00)
4. You'll Never Come Back (12:34)
5. Das Fest Der Völker (5:05)

23 Temmuz 2010 Cuma

Cannabis India - SWF session 1973


izmirin yanıp tutuştuğu şu günlerde,tarifsiz bezginliğime yakışır küçük bir çakallık yaparak,bu albümün açıklamasını octopedia da kvartetten'ın albüm üzerine yazdığı tanıtımını(affına sığınarak)komple kopyala yapıştır yapıp ekliyorum.

o değilde böylesi çok rahatmış yav,umarım alışkanlığa dönüşmez:) neyse,bu nadir ve güzel albümün tadını çıkarmanız dileğiyle sözü kvartettene verelim...

1971 yılında Düsseldorf civarlarında, Klavyeci Petry 6 sene piyano eğitimi aldıktan sonra "Emerson Lake & Palmer" dan etkilenip klavyeye dönmüş ve 16 yaşında grubu kurmuştur. 1973 yılında bir dizi konser ve festival etkinlikleriyle adını duyurmuştur. Kin Pin Meh, Eiliff gibi büyük gruplarla beraber çalmışlardır.

"The Nice" ve "ELP" etkisinde olduğu açıkça belli olan grubun bu 2'sinden hiçte aşağı kalır bir yanı yoktur. Son 2 şarkı bonus olup, sonuncu dışında grup tamamen enstrümantal müzik yapmaktadır..

Cannabis India - SWF sessions 1973

Oliver Petry - klavye,Piyano
Rüdiger Braune - Davul
Dirk Fleck - Gitar

1.hand of the king
2.lapis
3.revolver
4.beethoven's 9th
5.mirror
6.the hunt

18 Temmuz 2010 Pazar

CARAVAN - IN THE LAND OF GREY AND PINK (1971)

selam millet...
şu sıcak yaz günlerinde canımız hiçbirşey yapmaz istemezken, kıçımızı devirip yatarken bize eşlik edecek bir albüm paylaşmak istedim.
canterbury scene ekolünün en iyi temsilcilerinden biri bence bu grup. bu albüm de en sevdigim caravan albümü. yorulmadan sıkılmadan terlemeden dinleyebilirsiniz bütün parçaları. ingiliz vokalleri daha bi sevmeye başladım şu günlerde sanırım bu yüzden bu grubu seçtim. hele hele winter wine beni benden alan bir parçadır efendim tekrar tekrar dinlenesi bir çalışmadır.
yazarken de dinliyorum albümü ne güzel geliyor tuşlular alttan alttan mırıl mırıl... bir kedi olmalıydı yanımda. bi de limonata...
offff neyse bu kadar gevşeklik yeter albüm bilgilerini verip aradan çekilmeyi, biraz da sol tarafıma yatmayı düşünüyorum. siz de keyfini çıkarın...
CARAVAN
-Richard Siclair ; bas ve akustik gitar, vokal
-Pye Hasting ; elektrik, akustik gitar , vokal
- David Sinclair; org, melatron,piyano, armonika
- Richar Coughlan; davul, perküsyon
-Jimmy Hasting ; flüt, tenor saksafon, pikkalo
-David Grinsted; cannon, bell, wind ( bunların ne oldugunu bilemedim valla sanırım zil)
In the Land Of Grey and Pink
1. Golf Girl (5:05)
2.Winter Wine (7:46)
3.Love to Love You ( And tonight pigs will fly) (3:06)
4.In the Land of Grey and Pink (4:51)
5.Nine Feet Underground (22:40)

11 Haziran 2010 Cuma

Spirale - Spirale 1974

Yaşam içindeki faktörler ne kadar zorladıkça o kadar çok sarılıyorum müziğe. Arşiv hastalığından bu sene kurtulduğumu sanıyordum ama öyle olmuyormuş, arada dayanamayıp düşüyorum yine albüm peşlerine, sanki hepsini dinleyebilecekmişim gibi. Ciddi bir hastalık bu ve bağımlılık.

Yaklaşık üç yıl öncesinden keşfettiğim, başucu albümlerimden sayılabilecek Spirale'le tanıştırmak istiyorum sizleri.

Pek tanınıp bilinmeyen bir grup Spirale. (Bilinmeyen dediysek tarzı sevenler de mevcuttur da) tek albümlük gruplardan ve İtalyanlar. Roma çıkışlı olup jazz rock müzik yapıyorlar, zamanında da bu işi şahane becermişler bence.

Başka prog gruplarla bağlantıları var mı diye baktığımda dişe dokunur pek bir şey bulamadım. Sanki bir albüm yapmak için kurulup, dağılan gruplardan biri Spirale. Grup üyeleri kendi kulvarlarında müzik yaşamlarına devam etmişler ama tek albümde kalmaları gerçekten çok acı.

Baterist, saksafonist ve basist başta olmak üzere grup elamanlarının enstrüman kullanım ve uyumları, parça arasındaki tarz geçişleri gerçekten mükemmel. Su müzik aletinin kullanıcısı kendini öne çıkartıyor dememeliydim aslında (oysa dedim:) çünkü her enstrüman kullanıcısı kendi çapında gerçekten harika çalıyor.

Parça arası tarz geçişleri demişken, albümün etno-jazz rock üzerine kurulu oradan oraya sıçrayan bir yapısı var. Özellikle 16:13'lük en uzun parçada, piyanist Dave Brubeck'in Time Out parçasının yorumuyla başlayan ve Meksika civarlarına uğrayıp oradan blues'a kayan tarzlarında bu fazlasıyla hissediliyor olunduğu için böyle belirttim.

Grup zamanında tanınmalarını daha çok, uluslararası festivallere çıkarak sağlamış. İlk ve tek plaklarını 1974 yılında yayınlamışlar. Albümde klavyeliler olarak electrik piyano kullanılmış olup enstrüman kullanımı keman, trumpet ve çeşitli ritim aletleriyle de desteklenmiştir.

Sözün kısası harika, oldukça enerjik bir jazz rock grup ve albümle karşı karşıyasınız keyfini çıkarın.

SPIRALE

Corrado Nofri / Klavye
Gaetano Deflini / Trampet, Vokal
Giancarlo Maurino / Saksafon, Flüt
Peppe Caporello / Bass, Gitar
Giampaolo Ascolese / Davul

SPIRALE

1 - Rising
2 - Capral
3 - Una Ballata Per Yanes
4 - Peperoncino(Cose Vecchie, Cose Nuove)

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Amon Düül II - BBC Radio 1 Live in Concert Plus (1973)

Kedi coştu galiba azcık daha gaz alsam neler yaparım kim bilir; uzaya bile çıkarım ben yahuuu...

Efenim isminden de anlaşılacağı üzere Amon Düül'ün 1973 yılındaki Live kayıtlarından oluşuyor bu albüm ama 1992 yılında piyasaya çıkmış sanırım.

Aslında çok da bir şey söylemeye gerek yok nihayetinde onlar Amon Düül! Almanlar bu işi iyi yapıyor abi dememe tekrar tekrar sebebiyet veriyorlar.

Albüm atmosferi oldukça tribal bence. Enteresan vokal ve onu takip eden gitar ile davulun birleşimi... Offf yaaa yazarken de dinlemekteyim hala ne güzel ses yaaa. Bazen kıskanıyorum; abi neden benden de o sesler çıkmıyo neden neden nedeeeennnn...

Albümde öne çıkan parçalar bence Kanaan, ve Chewing Gum Telegram ile Marylin Monroe Memorial Drums' dır abilerim ablalarım. Ama siz yine de sıradan gidin Allah ne verdiyse dinleyin gariiiiii...

AMON DÜÜL II

Danny Fichelscher / Davul, Gitar, Bass, Vokal
Chris Karrer / Gitar, Keman, Saksafon, Vokal
Renate Knaup / Vokal
Peter Leopold / Davul
Falk Rogner / Synth, Org
John Weinzierl / Gitar, Bass

BBC RADIO 1 LIVE IN CONCERT PLUS

1 - Ladies Mimmikry (4:51)
2 - Kanan (4:52)
3 - Dem Guten, Schönen, Wahren (5:39)
4 - Green Bubble Raincoated Man (4:59)
5 - Manana (4:42)
6 - Trap (4:20)
7 - Marilyn Monroe Memorial Drums (11:19)
8 - Chewing Gum Telegram (3:51)

27 Mayıs 2010 Perşembe

Van der Graaf Generator - Vital (1978)

Melodik yıldız tozlarını yavaş yavaş çekiyorum içime. İngiltere'nin bağrından kopup da gelen Van der Graaf Generator, bende hafiften kafa yapıyor a dostlar! Vokaliyle, enstrümanlarıyla, kısacası her şeyiyle sizi etkileyecek bir grup diye düşünmekteyim. Bu eklediğim Live albümü tabii ki tadı biraz daha farklı stüdyo albümlerinden ama farklı olması diğer albümlerinin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Bu albümü çok sevdiğimden midir nedir bilemem ama başucu albümü yapılası bir çalışma yapmış abiler.

Uzun zamandır ses seda çıkmaz oldu benden. Hiç bir mazeret uyduramayacağım tamamen tembellik benimkisi. Başka sebepler de var ama zamanla bertaraf edeceğim eteğime dolanan çalıları.

Aslında çok şey söylemeye gerek yok. Eminim hepimiz bir kere de olsa duymuşuzdur bu abilerin adını ya da bir parçasını. Peter Hammill vokali üzerinde söyleyecek söz bulamıyorum. Derinden gelen bir ton güçlü ama bir o kadar da hisli bir yorum. David Jackson amca da saksafonuyla...

Şarkı sözleri var bir de hepsini anlayamasam da anladığım kadarıyla ağzıma sıçmıştır. Bence bu grubu dinlemek için özel zaman ayırmalıyız çünkü bu müzik arka planda çalacak ve biz işlerimize bakacağız dersek saygısızlık etmiş oluruz. Ayrıca iş yaparken bi şarkıda çalınan bir nota öyle bir bam telinize basar ki höt diye kalıverirsiniz iş miş yalan olur. Demedi demeyin sonra.

Bol keyifler diliyorum efenim...

VAN DER GRAAF GENERATOR

Graham Smith / Keman
Nic Potter / Bass
Peter Hammill / Vokal, Gitar, Klavye
Guy Evans / Davul
Charles Dickie / Çello, Klavye
David Jackson / Saksafon, Flüt

VITAL

1 - Ship Of Fools (6:43)
2 - Still Life (9:42)
3 - Last Frame (9:02)
4 - Mirror Images (5:50)
5 - Medley (Parts Of 'A Plague Of Lighthouse Keepers' And 'The Sleepwalkers') (13:41)
6 - Pioneers Over C (17:00)
7 - Door (6:00)
8 - Urban / Killer / Urban (8:20)

5 Nisan 2010 Pazartesi

Birth Control - Live (1974)

Merhabalar...
Uzun zaman oldu ses etmeyeli affola...

Blog’da hangi gruplar eksik diye düşünürken Birth Control'ün olmadığını fark ettim. Aslında bu albümü Mart ayında ekleyecektim takma adımla ilişkilendirilsin komiklik olsun diye ama olmadı işte. Allahımdan buldum sonra kıçımı kaldırdım.
Biraz gruptan bahsedeyim.

Grup altmışların sonunda kuruluyor ve ilk dönemlerinde jazz rock elementleri ağır basıyor. İkinci albümleri ''Operation''dan sonra ise Birth Control’ü Birth Control yapan şeyler ortaya çıkıyor diyebiliriz.

Bu albüm diğer grupların, mesela Eloy'un Live albümleriyle kıyaslanacak olursa biraz sönük kalıyor gibi. Ama uzun davul soloları araya karışan huysuz gitar nağmeleri solistin genizden gelen sesi… Sizi sizden almaya yetiyor; ya da beni... Benim bu albümdeki favori parçam tahmin edebileceğiniz gibi 20 dakikalık “Gamma Ray”.

Neyse dinleyin güzelleşin diyorum...

BIRTH CONTROL

Peter Föller / Bass, Vokal, Perküsyon
Bruno Frenzel / Gitar, Vokal, Perküsyon
Zeus B. Held / Klavye, Perküsyon, Back Vokal, Alto Saksafon (1), Mızıka (5)
Bernd Noske / Davul, Perküsyon, Vokal

LIVE

1 - The Work Is Done (16:50)
2 - Back From Hell (15:35)
3 - Gamma Ray (20:33)
4 - She's Got Nothing on You (5:35)
5 - Long Tall Sally (10:50)

22 Mart 2010 Pazartesi

Bad Company - Straight Shooter (1975)

Uzun bir aradan sonra tekrar selamlar blog ahalisine. Arayı çok uzattım ama bu süre içinde müzik bile dinleyemedim desem anlarsınız halimi herhalde. Daha fazla gevezelik etmeden Bad Company'ye geçelim.

Bad Company dendiğinde ilk akla gelen isim Paul Rodgers. Free grubundan Simon Kirke ile birlikte ayrılıp 1973'te Boz Burrell ve Mick Ralpstir ile grubu kurdular. Grubun menajeri oldukça dikkat çekici bir isimdi; Peter Grant. Peter Grant'i efsanevi Led Zeppelin'den hatırlayacaksınız. Zaten Bad Company ilk albümlerini Zeppelin'in plak şirketi olan Swan Song'tan çıkardılar. İlk albümleri "kendi isimleri" ile piyasaya çıktı. Hemen belirtmek lazım ki ilk albümleri gerçekten muhteşemdir. İleride elbette ona da değiniriz. Bu arada Paul Rodgers'ın bir de Queen hikâyesi vardır ki o çok ayrı bir yazının konusudur.

Bad Company'yi ilk dinlediğinizde size "Ben Amerika'nın güneyinden geliyorum" diye bağıracak. Grubun tarzı net bir şekilde Country Blues olarak tanımlanmakta zaten. Fakat Bad Company bir İngiliz grubu.

Straight Shooter benim özellikle sevdiğim bir albüm ve grubun ikinci (1975) albümü. Country, blues ve rock ezgileri albümün tamamına mükemmel bir şekilde dağılmış durumda. Albümde benim özellikle sevdiğim bir tarz var; şarkılarda bariz bir duygusallık var fakat bu duygusallık biraz enteresan. Ben bunu; kafası pek güzel, elinde de bir içki şişesi ile sakin sakin takılan bir adamın duygusallığı olarak tanımlıyorum. Zorladığımın farkındayım ama tam olarak hissettirdiği budur bana.

Paul Rodgers'ın vokali bence bu grup için çok kritik. Bu gruba başka bir vokal kesinlikle yakıştıramıyorum. (ki emin olmamakla beraber böyle bir dönemleri olduğunu hatırlıyorum)

Albümde yılların eskitemediği (klişe timi alsın beni) Feel Like Makin' Love şarkısını birçoğunuz hatırlayacaksınız muhtemelen. Bad Company'yi en güzel tanımlayan şarkı da bence budur işte. Bu şarkıyı dinleyen bundan sonra da Bad Company şarkılarını duyduğu zaman tanımaya başlayacaktır.

Shooting Star ise bu albümdeki bir başka şaheser. Elinde içki şişesi diye sayıklama sebeplerimden bir tanesini de bu şarkıda bahsederler. Deal With The Preacher ile biraz hareketlenecek, Wild Fire Woman ile tatil yolculuklarına çıkacak, Anna ile durulacaksınız.

Eminim ki bu albümü sık sık pikabınıza koyacaksınız ve bol bol dinleyeceksiniz. Bad Company'ye de ilk adımınızı atmış olacaksınız. Şimdiden uyarayım, sakın ha Feel Like Makin Love ve Shooting Star'ı tekrar tekrar dinleyip albümün tamamının keyfini kaçırmayın. Gerçekten bütün halinde muhteşem bir albüm.

BAD COMPANY

Paul Rodgers / Vokal, Gitar, Piyano
Mick Ralphs / Gitar, Klavye
Simon Kirke / Bateri
Boz Burrell / Bass

STRAIGHT SHOOTER

1 - Good Lovin' Gone Bad (03:35)
2 - Feel Like Makin Love (05:13)
3 - Weep No More (03:59)
4 - Shooting Star (06:15)
5 - Deal With The Preacher (05:01)
6 - Wild Fire Woman (04:33)
7 - Anna (03:42)
8 - Call On Me (06:04)

19 Mart 2010 Cuma

St. Tropez - Icarus (1978)

Ciro Perlino, müzik hayatına davul-perküsyonla başlamış olmasına rağmen, on parmağında on marifeti olan, klavyeliler başta olmak üzere pek çok enstrümanı çalabilen güzel bir abimiz. İlk grubu Il Sistema, önemli bir oluşum çünkü bir süre sonra dağılmasından Celeste ve Museo Rosenbach ortaya çıkıyor.

Celeste 1976 yılındaki "Principe di un Giorno"nun ardından 90'larda yine Celeste adı altında eski yayınlanmamış kayıtlarından oluşan iki albüm daha yayınlıyor. Ayrıca 80'ler ve sonrası Ciro Perlino, Celeste müziğinden farklı olarak (Solare ile başlayan) New Age tarzında daha bi yoğunlaşıp solo albümler yayınlıyor.

Pek duyulup bilinmeyen Icarus, Celeste sonrasında St. Tropez'i tek albümlük gruplar sınıfına sokuyor. Bu albüm, Ciro Perlino ve arkadaşlarının 1977-1978 arası kayıtlarını içeriyor. Mellow Records tarafından 1992 yılında dinleyiciye CD olarak sunulan St. Tropez – Icarus, Ciro Perlino'nun Snc, Compagnia Digitale gibi dahil olduğu kısa ömürlü gruplardan biri.

Kısaca albüm içeriğine de değinecek olursak, parmaklarınızın arasından bir avuç deniz kumu kayıyor hissiyle dalıyorsunuz 11:18 dakikalık ilk parçaya. Müzik yaz güneşi sıcaklığında ve öyle umutlu ki, bir anda her şeyi olduğu gibi bırakmış bir kumsalda düşlüyorsunuz kendinizi. Derken... Birçok parçada sesini duyup hayran kalacağınız Lady Mantide çıkıyor karşınıza. Bu bayanın sesi, neredeyse albümün olmazsa olmazı durumunda. Albümün Gong'a benzerliğine değiniliyor pek çok yerde, haksız da sayılmazlar doğrusu. Hatta Steve Hillage'ın isim değiştirerek gitarcı Alex Magazzino adıyla grupta yer aldığı söylentiler arasındaymış falan :)) gibi de bi espri yapıp son noktayı koyalım yazıya. Zira albümü upload edeli 1 ay oldu, bir kaç cümle için kaldı gitti işte öyle... Uzatmayalım, ekleyiverelim siz de dinleyin güzel güzel... Link de ölmüş zaten…

ST. TROPEZ

Ciro Perrino / Synths, Eminent, Fender Rhodes E-Piyano, ARP Sequencer, Davul, Bass, Flüt, Vokal, Perküsyon, Marimba, Glockenspiel & Ritm Makinesi
Giorgio Battaglia / Bass
Silvano Cecchini / Bass
Francesco "Bat" DiMasi / Davul
Enzo Cioffi / Davul
Mimmo De Leo / Davul
Alex Magazzino / Gitar, Bass, Vokal
Lady Mantide / Ses

ICARUS

1 - Noccioline, caramelle, gelati (11:12)
2 - Segnale limpido (8:55)
3 - Il Laghetto del Cigna (4:24)
4 - Nella cascata (6:23)
5 - Bollito misto (4:05)
6 - Icarus (8:37)
7 - Re del deserto (12:17)
8 - Verdure saltate (6:09)
9 - Luna in vergine (7:18)
10 - Il Lato sconosciuto (4:34)

1 Şubat 2010 Pazartesi

Canned Heat - Boogie With Canned Heat (1968)

60’lı yılların en sağlam “beyaz” Blues grubu karşınızda. Canned Heat. Albümden önce biraz gruptan bahsetmek gerek. Grup 1965 yılında Los Angeles’da kuruldu ve o yıllarda en iyi beyaz Blues grubu olarak gösterildi.

Kuruluş kadrosunda Alan "Blind Owl" Wilson, Bob "The Bear" Hite, Frank Cook ve Henry Vestine vardı. Boogie with Canned Heat albümünde ise bateride Frank Cook'un yerini Fito De La Para aldı. 1970’de gruba tam anlamıyla dahil olan basçı Larry Taylor ilk olarak gruba sadece stüdyoda dahildi. Grubun John Lee Hooker ile Hooker’N’Heat adlı bir albüm yaptığını, The Doors ile turnelere çıktığını ve Jim Morrison’ın favori gruplarından biri olduğunu da ekleyelim.

Boogie With Canned Heat safkan bir blues albümü. Zaman zaman Blues Rock dolaylarında da gezindiğini söyleyebiliriz. Grubun en ünlü şarkılarından bazıları bu albümde çıktı. On the Road Again ve Amphetamine Annie’yi bir yerlerde duymuş olma ihtimaliniz yüksek. Fried Hockey Boogie ise grubun kendine has şarkılarından biri.

Albümde safkan blues tonlarının yanında Bob Hite’ın (The Bear) muhteşem vokali oldukça dikkat çekici. Bob Hite’ın farklı vokal tonlarını gerçekten çok seveceksiniz. Bunun yanında bir blues grubundan bahsederken bastan bahsetmemek olmaz. Larry Taylor grubun tam ortasında işini muhteşem bir şekilde yapıyor. Tüm şarkıları birbirine bağlıyor ve sanırım kendisi deli. Turpentine Moan ise bu albümdeki favori şarkım. Albümü dinlerken sırasını bozmayın elbette ama bu şarkıya da kendinizi hazırlayın.

Grup Woodstock 69'da çalan şanslı gruplardan. Leaving This Town'ın canlı performansını dinlediğiniz zaman grubu tam olarak tanımış olacaksınız aslında. İnanılmaz bir enerji ve sempatiyle çalıyorlar. Ben dahil birçok kişiyi de bu halleriyle kendilerine aşık ettiler. Bu albümde de çok da farklı değiller. Derler ki; albümü dinlerken dans etmeyen olursa Bob Hite mezarından kalkıp gelecek ve sizinle birlikte dans edecek.

Canned Heat oldukça keyifli ve Altmışların havasını size yaşatan, içinde o dönemin naifliğini barındıran bir grup. Dinlerken kolunuzu, bacağınızı yerinden oynatacak, yüzünüzde gülümseme oluşturacak bir gurup. Kimi zaman yollara düştüğünüzde dinlersiniz, kimi zaman dinlenirken dinlersiniz, kimi zaman da deli gibi eğleneceğiniz zamanlarda dinlersiniz. Ama mutlaka dinlemek için bir sebep bulursunuz. Başladığınız zaman bırakamazsınız.

Benden Size Bonus Track:

http://www.youtube.com/watch?v=EM1CS17lrA0

CANNED HEAT

Bob Hite / Vokal
Alan Wilson / Slide Gitar, Vokal, Mızıka
Henry Vestine / Lead Gitar
Larry Taylor / Bass
Fito de la Para / Davul

BOOGIE WITH CANNED HEAT

1 - Evil Woman (2:59)
2 - My Crime (3:57)
3 - On the Road Again (5:01)
4 - World in a Jug (3:29)
5 - Turpentine Moan (2:56)
6 - Whiskey Headed Woman No. 2 (2:57)
7 - Amphetamine Annie (3:56)
8 - An Owl Song (2:43)
9 - Marie Laveau (5:18)
10 - Fried Hockey Boogie (11:07)

21 Ocak 2010 Perşembe

Jefferson Airplane - Volunteers (1969)

Blog'un bütün sakinlerine selamlar öncelikle. Bu kadar çok güzel insanın toplandığı bir ortamda yazmak gözümü biraz korkutsa da, nihayetinde aranızdayım ben de. Tanışma faslını çok uzatmadan hemen uçağa yetişmek istiyorum.

Jefferson Airplane ile ilgili çok söz söylemeye gerek yok elbette. Hemen herkesin iyi bildiği bir efsane zaten kendileri. Volunteers ise grubun altıncı albümleri. Bu albüm Woodstock 69'dan hemen sonra çıktı. Hatta albümdeki şarkılardan bazıları zaten Woodstock'ta çalınmıştı. (Wooden Ships'in Woodstock versiyonu aklınızın bir köşesinde bulunsun) Fikrimce, bu albüm, dönem olarak uçağın epey yüksekte olduğu bir dönemde yapılmış ve grubun tüm karakterini oldukça iyi yansıtan bir albüm. Jefferson Airplane, Volunteers ile bizlere aşkı, barışı ve özgürlüğü tatlı tatlı dikte ediyor. Biz de farkına bile varmadan kapılıp gidiyoruz.

Benim için bazı albümler vardır. Belli bir enstrüman ya da vokal çok ön plana çıkar. Volunteers ise hiç böyle değil. Bu durum kulağımın hamlığından mı kaynaklanıyor, yoksa kafamın durumundan mı bilemiyorum ama neticem budur. Bu albümde de elbette her sesi tek tek takdir etmeniz gayet mümkün, fakat kendinizi rahatça bıraktığınız anda sizi bütün halinde sarmalayacak bir albüm Volunteers.

Bu albümden bahsederken albüme adını eksik bir şekilde veren Volunteers of America'dan bahsetmemek olmaz elbette. Dönemin savaş karşıtlarının dilinden hiç düşmeyen, sembol bir şarkı olmuş Volunteers. Yıllarca da bu sembol özelliğini sürdürmüş. Akıllara Vietnam savaşı geldiğinde tam karşısında kendine yer bulmuş. Adını eksik bir şekilde veren dedim, zira albümün adı Volunteers of America olarak düşünülmüş fakat yapımcılar Volunteers olmasına karar vermişler.

Albümün kapağının da size kendini epey sevdireceğini düşünüyorum. Ekmeğin birine fıstık ezmesi, diğerine de reçel sürün, sonra ikisini kapatıp afiyetle yiyiniz efenim!

Son olarak albümdeki kendi favorilerimden bahsedeyim. Good Shepherd, The Farm, Eskimo Blue Day ve Volunteers'ı ayrı bir yere koyabilirim. Hemen ardından da We Can Be Together ve Wooden Ships'i başka bir yere koyarım...

Hepsini tek tek bir yerlere koymadan önce size iyi dinlemeler dileyip çekileyim.

JEFFERSON AIRPLANE

Marty Balin / Gitar, Vokal
Jack Casady / Bass
Spencer Dryden / Davul
Paul Kantner / Gitar, Vokal
Jorma Kaukonen / Gitar, Vokal
Grace Slick / Klavye, Vokal

VOLUNTEERS

1 - We Can Be Together (5:50)
2 - Good Shepherd (4:22)
3 - The Farm (2:55)
4 - Hey Fredrick (8:31)
5 - Turn My Life Down (2:55)
6 - Wooden Ships (6:00)
7 - Eskimo Blue Day (6:31)
8 - A Song For All Seasons (3:30)
9 - Meadowlands (1:01)
10 - Volunteers (2:03)