Yeni Zelanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Zelanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2023 Çarşamba

Airlord / Clockwork Revenge (1976)

Wellington, Yeni Zelanda'da 1976 yılı başlarında kurulan Airlord, önce barlarda çalarak deneyim kazanmış, hemen ardından Avustralya'ya giderek tek albüm kaydetmiş nefis gruplardan. Symphonic Prog'un Yeni Zelanda'dan çıkmış en iyi, en önemli temsilcisi demek bile yanlış olmaz onlar için.

Diğer yandan bakıldığında ise yaptıkları müzik ile kendi ülkelerinde tutunamamış olmaları ayrıca üzücü. O dönemlerde daha popüler müzikler dinleyen Yeni Zelandalılar, kendi orijinal içeriklerini üreten ve bunu yaparken de değişik yapılar kullanmaktan çekinmeyen Airlord'a pek alışamamışlar. Avustralya'da ise kendi ülkelerinden daha iyi, çok ve sağlam bir hayran kitlesine sahip olan Airlord'un müzikal birlikteliği ise 1978 yılında son bulmuş. Sık sık bahsettiğimiz o tek albümlü efsaneler listemize teklif dahi almadan girebilen grupların da başında geldiklerini belirtelim.

Çoğunlukla farkına varılmayan ve belki de Yeni Zelandalı oldukları için ciddiye de alınmayan bir albüm kaydetmişler. Doğal olarak da pek çok müzik dinleyicisi grubun da albümün de hakkını yemiş gibi görünüyor. Siz o dönemin alıklarına aldanmayın! Clockwork Revenge gerçekten de enfes albümlerden biri. Özellikle de kaydedildiği, ortaya çıktığı coğrafyayı ve bu coğrafyanın Symphonic Prog ile ilişkisi düşünüldüğünde nadide ve değerli albümlerden aynı zamanda.

Coşkulu ve devingen bir yapıya sahip Clockwork Revenge. Adından da anlaşılabileceği belirgin bir sertlik içeriyor ama bunu yaparken çok sert yerlere çıkmamayı ilke edinmişler. Ara ara Kanadalı grup Rush'tan bazı etkiler var gibi gelse de aslında iki grubun da birbiriyle alakası yok. Airlord'un müzikal anlayışına başka bir açıdan yaklaşırsak, Pavlov's Dog ile Peter Gabriel dönemi Genesis'in kafa kafaya birbirine girmesi şeklinde özetleyebiliriz. İki grubun da tarzından izler taşırken kendilerine has bir anlayış geliştirmeyi de ihmal etmemişler.

Kısa sürede bir araya gelip, yine kısa bir sürede albüm kaydı gerçekleştiren grubun elemanları enstrüman konusunda oldukça yetkinler. Olması gerekenleri tam zamanında yapmak, gereksiz yere uzatmamak, rafine lezzetler oluşturmak için bir araya gelmişler gibi görünüyor. Ritim bölümünün zor parçaların altından kalkışı ve albümün yönünü belirleyiş hızı takdire şayan. Arşivde olması gereken albümlerden.

AIRLORD

Steve MacKenzie / Vokal, Lead Gitar, Ritim Gitar
Raymond Simenauer / Vokal, Lead Gitar, Ritim Gitar
Alan Blackburn / Klavye
Brad Murray / Bass, Harmony Vokal
Rick Mercer / Davul, Vurmalılar

CLOCKWORK REVENGE

01. Clockwork Revenge (6:39)
02. Pictures In A Puddle (4:03)
03. Ladies Of The Night (9:46)
04. Earthborn Pilgrim (4:58)
05. Out Of The Woods (7:18)
06. Is It Such A Dream (5:11)
07. You Might Even Be (4:27)

8 Kasım 2022 Salı

Lutha / Lutha (1972)

60'lı yılların sonunda Flower Power'dan etkilenen Yeni Zelandalı gruplardan biri de Lutha. 1969 yılında Kaleidoscope, Pussyfoot ve Throb gruplarının elemanlarınca kurulan bir supergroup aynı zamanda. Parça yapma konusunda da oldukça hızlılar. Grup elemanlarından Garry McAlpine, bir öğleden sonra içerisinde 4 parça yazdıklarını hatırlıyor mesela. Albüm için yapımcı firmaya gönderilen bu 4 parça beğenilince apar topar Wellington'a albüm kaydına gidiyorlar. Stüdyoda geçirdikleri 30 saatin ardından da kayıtlar bitiyor. 

Albüm Yeni Zelanda içerisinde oldukça başarılı bir albüm olarak biliniyor. O dönemde dışarı açılma fırsatı bulamadıkları için pek fazla popülerleşememişler ama Avustralya kıtasında da oldukça bilinen bir grup haline gelmişler. Bununla yetinmek zorunda kalırken 2. bir albüm daha kaydetmişler ve o da ilk albüm gibi olmasa da başarılı bir albüm olarak kayıtlara geçmiş.

Temelde Folk'tan beslenen bir Progressive Rock anlayışına sahip Lutha. Albümün neredeyse tamamına yakını akustik olarak kaydedilmiş. Bu durum da albüme daha hafif ve yumuşak bir hava katmış. Çok güçlü gitarlara, seslere, vokallere alıştıktan sonra Lutha biraz hafif gelse de hepsinden bağımsız düşündüğünüzde de oldukça keyif veren bir albüm olduğu anlaşılıyor.

Vokalin enstrümanların üstüne çıkan tonu parçaları popülerleştirme çabası gibi görünse de vokalin kendine has ve melodik yapısı bu fikri alaşağı ediyor. Albüm öncesinde sadece Yamaha klavye ile çalışmış olan Kevin Foster, kayıt stüdyosunda Hammond B3'ü görünce dayanamamış ve vokale nefis şekilde eşlik eden klavyelerin kaydedilmesini sağlamış. Albümdeki klavye başarısını da o dönem sıklıkla dinlediği Oscar Peterson'dan Rick Wakeman'a uzanan geniş yelpazeye bağlıyor.

Albüm zaman zaman Amerikalı Surf gruplarını hatırlatır gibi olsa da Yeni Zelanda folklorundan beslenen tarzı ile bunun çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Özellikle de gitarlar Folk etkileşiminin ya da temelinin somut göstergesi olarak görünüyor albümde. Genelde yumuşak tonlarda giden, vokali geçmek için kendini zorlamayan, yanında sadece eşlikçi olarak kalan bir anlayışı var. Dinlediğimiz pek çok grubun aksine böyle bir anlayışla hareket etmeleri Lutha'ya ayrı bir hava katıyor. Ara ara Psychedelic Rock'a öykünür şekilde hareketlenseler de işin özünün başka olduğunu hatırlayarak kendi tarzlarına geri dönüyorlar.

LUTHA

Garry McAlpine / Lead Vokal, Vurmalılar
Kevin Foster / Hammond Org, Piyano, Vokal
Graham Wardrop / Gitar, Vokal
Peter Fraser / Bass, Vokal
Peter Edmonds / Davul, Vokal

LUTHA

01 - Then I Saw a Face (3:31)
02 - Sun Song (Anaximander Ramblings) (3:32)
03 - I Really Only Want to Be With You (2:31)
04 - Andrianna (2:13)
05 - Mountain Side (4:31)
06 - Stop; The Music Is Over (2:54)
07 - Why Is Gone (4:51)
08 - My Turn to Cry (3:20)
09 - So Many Years (1:24)
10 - I Am But All Alone (4:02)

29 Ekim 2022 Cumartesi

Space Farm / Space Farm (1972)

Yeni Zelanda
Rock müziğinde 1965 yılında kurulan The Underdogs'un etkileri bir hayli fazla. Blues Rock yapan gruptan çıkan elemanlar ülkedeki rock müziğin gelişimine katkı sağlayan grupları ya kurmuşlar ya da içlerine yer almışlar. Konumuz olan Space Farm da The Underdogs'tan çıkma gruplardan biri. The Underdogs'un kurucu elemanlarından Harvey Mann gruptan ayrıldıktan sonra birkaç yıl solo çalışmalar yapıyor, farklı gruplara eşlik ediyor. Ama grupla da bağını koparmamış. 1971 yılında The Underdogs dağıldığında Glen Absolum ve Billy Williams'la birlikte Space Farm'ı kuruyorlar.

Space Farm da sık bahsettiğimiz tek albümlü gruplardan. Ama aynı zamanda işi hakkıyla yapıp enfes bir albüm bırakanlardan. Grup kurulduktan hemen sonra kayıtlara başlamışlar ve albüm kaydı bittikten kısa süre sonra d dağılmışlar. Oysa ki daha çok iyi işler çıkabilirmiş gruptan. Bu o kadar bariz ki haklarında okuma yapabileceğiniz pek çok kaynakta isimleri Jimi Hendrix ile anılıyor. Yani tek albümle kalmış olmaları bizim için gerçekten üzücü.

Diğer yandan grubun tek albümle kalmasının olası en büyük sebebi -ki bu sebep albümün yapımcısı tarafından da daha o dönemde dile getirilmiş- vokalin yetersiz kalmasından kaynaklı Harvey Mann'in sesi ve vokal tekniği ile olacak bir iş değilmiş bu. O kadar net bir durummuş ki albümün yapımcısı aslında 1971 yılı sonlarında yayınlanan albümün ticari başarısızlığını Mann'ın vokaline bağlayıp, albümü The Underdogs'tan Murray Grindlay'in vokal desteğiyle tekrar kaydedip yayınlıyorlar. Ama ortaya çıkan sonuç Mann vokalinden daha kötü bir sonuç olduğu için Space Farm tarihin tozlu raflarındaki yerini alıyor.

Grubun müzikal anlayışı ilgili söylenebilecek çok fazla kötü söz yok gibi. Blues kökenli oldukları, Psychedelic Rock'tan beselenerek Progressive Rock yaptıkları ortada. 3 kişilik bir gruptan çıkabilecek en iyi sesler bu albümde toplanmış neredeyse. Bu noktada az önce fena halde yerin dibine batırdığımız Harvey Mann vokalinin de albümün içinde kaybolduğu, yetersizliklerinin ticari başarısızlık etkisi yaratsa da albüme dezavantaj sağlamadığı da açık bir şekilde görülüyor. Mann'ın vokalden kaybettiklerini geri kazanmak istercesine çaldığı gitarlar zaten sizi alıp götürüyor. Çoğunlukla vokali duymuyorsunuz bile. Tabi bazı noktalarda keşke başka bir vokal olsaymış dediğiniz de oluyor. 

SPACE FARM

Glen Absolum / Davul
Harvey Mann / Gitar
Billy Williams / Bass
Bob Gillette / Saksafon (Konuk Müzisyen)

SPACE FARM

01 - Space Farm 3:14
02 - Homeward Bound 3:56
03 - Infinity Way 3:24
04 - Waking Dream 3:40
05 - On the Loose 3:14
06 - Flying 4:23
07 - Gypsy Dream 6:23
08 - Wheel 4:14
09 - Lover Not a Dancer 3:36

16 Ekim 2022 Pazar

Farmyard / Farmyard (1970)

1970
'lerin Yeni Zelanda'sından 2 albümlük hafif, Progressive Rock grubu. Wellington'da 1970 ortalarında kurulan grup hakkında tarihsel, biyografik bilgiye ulaşmak pek mümkün değil. Ülke dışına pek çıkmadıkları biliniyor. Doğal olarak grubun bilinirliği de o çevrede gelişmiş. Avustralya kıtasında tanınan ama dünyaya açılma fırsatı bulamamışlar. Bu nedenle de pek çok insan Farmyard'dan yoksun kalmış. Zamanla keşfedilse de önemli olanın albümlerin ticari başarısı olduğu düşünülürse, geç gelen başarının çok da bir önemi kalmıyor.

Yeni Zelanda'ya ait Folk özelliklerinden beslenen, yumuşak, yaratıcı ve bulunduğu yerde duramayıp daha ileriye gitmeyi hedeflemiş ve başarmış parçalardan oluşuyor albüm. Saksafon ve flüt partları albümün her yerine yayılmış ve öne çıkarak değişik bir hava yaratıyor. Gitarlar alttan alta gelip, olması gereken yerde gerçekten de etkili zirve noktalarına ulaşıyor. Ritim gitarların fazlasıyla başarılı olduğunu da söylemek gerek. Lead Gitar'ın da ondan aşağı kalır yanı yok elbette. Enstrüman kullanımlarının albümde iyi bir etki yarattığı ortada.

Yumuşak bir şekilde başlayan parçaların, yırtıcı hallere dönüştüğünü sık sık görebiliyorsunuz albümde. O yırtıcılığın belli bir noktasında girerek, "bi sakin olun" edasıyla ortamı değiştiren Saksafon havayı başka bir yöne doğru çeviriyor. Yine de gitarlar yerinde duramıyor ve yırtıcılık hissini vermeye devam ediyorlar. Avrupa Progressive Rock'ından farklı olarak ritim ve melodilerin üstüne daha fazla düşülmüş. Belki de popülerlik kaygısı güdülmüştür bilemiyorum ama kaliteyi bozmadan bu işi başarabildiklerini de rahatlıkla söyleyebiliriz.

Vokalin de etkili olduğunu söyleyebiliriz ama bir yanıyla da eksik kalıyor gibi hissettiriyor insana. Sesini farklı şekillerde kullanabilen diğer vokallerin yanında (ne bileyim.. David Byron, Robert Plant filan mesela) Farmyard'ın vokali çok gerilerde kalıyor. Diğer taraftan bakıldığında da albümdeki parçalara uyumlu olarak gidiyor. Yine de farklı ses oyunlarıyla albüm biraz daha ileriye taşınabilirmiş diye düşünüyorum. Tabi bu fikir için geç kalındığı ortada.

Progressive Rock'ın Yeni Zelanda ayağını merak ederseniz / ediyorsanız, Farmyard bu kuşağı anlayabilme açısından yeterli albümlere sahip. Özellikle de konumuz olan ilk albüm merakı giderecek kadar yerel öğeler içeriyor ve Progressive'e kattıkları bakış açısını özetliyor.

FARMYARD

Rick White Ritim Gitar, Vokal
Tom Swainson / Davul
Milton Parker / Lead Gitar
Andy Stevens / Saksafon, Flüt
Paul Curtis / Bass

FARMYARD

01 - Those Days Are Gone 4:25
02 - Through My Window 7:48
03 - Which Way Confusion (Part 1) 3:50
04 - Which Way Confusion (Part 2) 3:39
05 - Learning 'Bout Living 3:10
06 - Da Woirks 2:50
07 - I Sit Alone 9:37

18 Ekim 2020 Pazar

Ticket - Let Sleeping Dogs Lie (1972)

Yeni Zelandalı grup Ticket’ın ikinci ve son albüm incelemesiyle  diskografisini tamamlamış olmak üzereyiz. Eddie Hansen ve Ricky Ball ekseninde gelişen Ticket hikayesi Let Sleeping Dogs Lie albümüyle son buluyor. Daha önce bahsettiğimiz gibi grup psychedelic, progressive, funk ve blues etkilerini içerisinde barındıran bir müzikal anlayışa sahip. Bu ikinci albümde progressive etkilerin biraz daha öne çıktığı görülse de ilk albümdeki Ticket anlayışı burada da devam ediyor diyebiliriz rahatlıkla.

Fakat şöyle ufak bir sorun var ki, aynı yıl içerisinde kaydedilen bu ikinci albüm ilkine oranla daha basit ve yavan kaçıyor. Awake’in ardından “hadi bakalım şimdi ne gelecek” gibi bir düşünceyle albümü dinlemeye kalktığınızda hayal kırıklığı yaşamasanız da etkileyiciliğinin azalmış olduğunun farkına varıyorsunuz.

Kasım 1972'de piyasaya çıkan Let Sleeping Dogs Lie yayınlandığı dönemde pek başarılı bir ivme yakalayamamış olsa da buradan oraya doğru baktığımızda ortalamanın üzerinde bir albüm olarak görünüyor. 

Traffic ve belki biraz da Free etkileriyle başlayan ilk parça Bad Things in This World grubun söz yazarlığı konusunda çok iyi bir durumda olmadığını özetlerken sert gitarları ve etkili baslarıyla öne çıkıyor.

Sakin ve progressive bir yapıya sahip olan Remember to Understand’in ardından üçüncü parça olarak karşımıza çıkan People Going Nowhere kişisel olarak albümün lokomotif parçası. Peşi sıra gelen And The Band Played blues yapısı ve melodik tarafıyla kendini dinletirken, albümün en uzun parçası olan On This Planet insanı rahatsız edip endişelendiren introsundaki etkiyi devamında yakalayamayıp ortalama bir şarkıya dönüşüyor.

Vokal ve bas oyunlarıyla fark edilen Gypsy Rover ile albüme adını veren, inişli çıkışlı Let Sleeping Dog Lies ve “olay bitti, dükkanı kapatıyoruz” havasında başlayıp ilerleyen ve grubun sonunun geldiğini apaçık belli eden kısacık parça We Love Rock’n Roll ile Ticket yolculuğumuz sona eriyor.

TICKET

Eddie Hansen – Lead Gitar, Vokal
Trevor Tombleson – Vokal, Vurmalılar
Paul Woolwright - Bass Gitar, Vokal
Rick Ball – Davul ve Vurmalılar

LET SLEEPING DOGS LIE

1. Bad Things in This World (5:39)
2. Remember to Understand (6:23)
3. People Going Nowhere (5:22)
4. And the Band Played (5:21)
5. On This Planet (7:45)
6. Gypsy Rover (5:35)
7. Let Sleeping Dogs Lie  (4:43)
8. We Love Rock and Roll (1:04)


17 Ekim 2020 Cumartesi

Ticket - Awake (1972)


70’li yılların egzantrik havasından dolayı ortalıkta pek çok müzisyen ve grubun dolaştığını blogu ve Rock müziğin o dönemini takip edenler iyi bilir. Bu çeşitlilikle birlikte dünyanın pek çok yerinden, farklı tarzlarda, farklı türlerde, kimisi iyi kimisi kötü bir dolu albüm piyasaya çıkmış. Aradan seçebildiklerimizle üst seviyede dinlenebilir bir arşiv çalışmasını kişisel olarak ben 25 yılı aşkın süredir (çeyrek yüzyıldan bahsediyorum) yapıyorum ama hala yeni bir şeyler ya da zamanında dinleyip de bulamadığım albümleri buluyorum. Ticket da bu gruplardan biri.

Adamlar Yeni Zelanda’lılar, yani dünyanın bizim için öbür ucu… Ömürleri de diğer bazı gruplar gibi gerçekten çok kısa sürmüş. Sadece 1972 yılı içerisinde 2 albüm çıkarıp sonra dağılmışlar. Hikaye ise kısaca şöyle; Revival grubundan gitarist Eddie Hansen Challange isimli bir grubun son konserlerinde çalmak için davet ediliyor. Konserlerde Challenge’ın davulcusu Ricky Ball ile müzikal anlamda uyuştuklarını ve çok iyi anlaştıklarını farkeden ikili Paul Woolwright ve Trevor Tombleson ile birleşip Ticket ismini alıyorlar.

Hansen ve Ball’un en büyük ortak noktası olan Jimi Hendrix, Traffic ve Crazy Horse hayranlığı grubun müzikal anlayışını belirliyor. Her iki albümde de yukarıda adını verdiğimiz isimlerin tarzlarının birleşmiş halini görüyorsunuz. Ama belirtmekte fayda var, ilk kez dinlenildiğinde insana “bu da ne yahu” ya da “o kadar da iyi değilmiş be” dedirtebilen albümlerdir Ticket albümleri. Ama 2.dinleyişten itibaren bağımlılık yaratan bir psychedelic, acid, funk ve blues olduğu rahatlıkla görülür.

Albümün öne çıkan parçaları Awake, Highway of Love ve Broken Wings. Özellikle Broken Wings’deki gitar oyunları ve blues etkileşimleri ile yavaşlatılmış Hendrix tarzı dinleyeni alıp uzak diyarlara götürüyor. Albümdeki şarkı sıralamasında 1, 2 ve 4 olan bu parçaların arasında bir de 8 dakikalık Dream Chant var ki içindeki progressive etkiler ile Ticket’ı tam anlamıyla özetliyor.

Eğlencelik parça Country High’ın ardından gelen ve gitar oyunlarıyla öne çıkan Reign Away vokal Tombleson’ın özelliksiz sesiyle etkileyici bir havaya bürünüyor.

Son parça Angel of My Mind sıradan gibi algılanan özelliklere sahip görünse de Traffic’ten etkilenildiği açıkça ortaya çıkan, kendi halinde naif ve keyif veren bir parça.

TICKET

Eddie Hansen – Lead Gitar, Vokal
Trevor Tombleson – Vokal, Vurmalılar
Paul Woolwright - Bass Gitar, Vokal
Rick Ball – Davul ve Vurmalılar

AWAKE

1. Awake (5:18)
2. Highway of Love (4:50)
3. Dream Chant (8:11)
4. Broken Wings (6:03)
5. Country High (4:40)
6. Reign Away (5:55)
7. Angel on My Mind (6:33)

Bonus Track

8. Over The Ocean (3:58)


25 Ağustos 2008 Pazartesi

Billy T.K.'s Powerhouse - Life Beyond the Material Sky (1975)

Eh ilk post olarak bildik tanıdık kraut bişiler koyacaktım ama, bir teşekkür yazısı yazılması gerektiğini gördüm, ki bu yazıda bana düştü sanırım. Ekşi Sözlük’te blog ile ilgili olumlu yazı yazan bir arkadaş varmış… Sağ olsun var olsun Allah uzun ömürler versin… Tuttuğunu altın etsin… Bu yazıya istinaden o bildik tanıdık post’un yerine pek bulunmayan, hani “obscure” derler ya, bişi koymak istedim. Her ne kadar ismi komik olsa da dinleyince hastalanacağınızı umuyorum. Yeni Zelandalı grup The Human Instinct ile 3 albüm çıkaran Yeni Zelandalı gitarist Billy T.K, 1971 yılında grubu bırakır. Bir süre sonra Billy, Powerhouse adlı grubu kurar. Canlı performanstan oluşan bu albüm 1975 yılında Wellington St. James Theatre’da kaydedilir ancak o vakitlerde yayınlanamaz. Zaten bu grubun yayınlanan herhangi bir albümü de olmamıştır. Bu durum bu grubun varlığını dahi ülkede efsane mertebesine koymuştur. Billy bu grubu bir rock grubundan çok ailesi gibi görmüştür. Albüm Psychedelic öğeler taşımasının yanında efsane Billy T.K.’nın muazzam soloları ve melodik gitar tekniği ile donatılmıştır. Ancak şunu belirtmem gerekir ki bu grup bir “jam-band “ değildir. Birçok yerde görüleceği üzere emprovizasyon Powerhouse’da da yeterince mevcuttur. Albüm daldan dala konarak baştan sona sizi değişik duygulara sokar. Zaten grubun kaç kişiden oluştuğu müziğin yoğunluğu ile ilgili bazı bilgiler verecektir. Aşağıda da görüleceği üzere 2 albüm büyüklüğünde olan “Life Beyond The Material Sky”da şarkıların hepsi aynı kalitededir. Ayırt etmek, birini diğerinden ayırmak zordur. Ama “Love Love”da ki soloyu diğerlerinden biraz ayırmak lazım. Roman Bunka soloları gibi insanın içine işler. Heaven’s Melody’nin “rahatsız” halinden de bahsetmemek olmaz. Son şarkı “Funky Trucking”in hafif fusion hali, Billy’nin gitarı ile muhteşem bir bitiriş yapar. Sakin giderken patlar… Dediğim gibi bu albüm ekşi sözlükteki arkadaşa ithaf olunur. Blog’a bir jest yapmış, blog’un da ona jesti ancak böyle albümle olur...:) Kolay kolay bulunmaz harika bir albüm… Tadını çıkarın…

BILLY T.K.’s POWERHOUSE
Billy T.K. / Gitar, Vokal
Piahana Tahapeti / Gitar
Ara Mete / Bateri
Peter Mataparae / Bass
Mana Rauhina / Congos
Jamie Tait Jamison / Klavye
Pauline Pool / Çello, Vokal
Eva Keuti / Vokal
Maria Keuti / Vokal

LIFE BEYOND THE MATERIAL SKY 
01 - Heaven's Melody (12:54)
02 - Beyond The Material Sky (5:49)
03 - Guru Deva (9:03)
04 - Race Into The Infinite (10:37)
05 - Secret Of Life (11:49)
06 - City Of Things (3:57)
07 - Love Love (13:17)
08 - Funky Trucking (5:26)

7 Nisan 2008 Pazartesi

1860 Band - 1860 Band (1978)

Adam coşmuş, durduran yok. Şimdiki konumuz progressive funk jazz yapan 1860 Band. Adamlar dünyanın dibinden çıkıp gelmişler buraya; Wellington/Yeni Zelanda (bunun eskisi var mıydı? vardıysa yeniyi kurunca eskiyi ne yaptılar?) Çok sakinler. Kendilerinden emin. Öylece kendi aralarında takılmışlar. Artık Zelanda'nın havasından mıdır suyundan mıdır bilemeyeceğim ama çok estetik olmuş albüm. Üflemeliler ağırlıkta ve adamlar hakikaten de iyi kullanıyorlar aletleri. Bazı tipler (bkz. Saku the Demon) bunu da niye koydun ki buraya endişesi taşıyacaktır. Hatta birader Cyphre bile "olm 1978 tarihli lan bu albüm, bi arıza çıkmasın" diyecektir kendi kendine. Ama punk'ın piyasayı ele geçirmeye başladığı dönemde çıkmış olmasına rağmen albüm, arşivde yer alması gereken albümlerden. De hadi... gidip popstar alaturka izleyin! (reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığıyla bu cümle için Osmantan Erkır'dan para talep ediyorum arkadaş.)

1860 BAND

- Rodger Fox / Trombon
- Geoff Culverwell / Trompet, Flugelhorn, Flüt, Vokal
- Peter Blake / Klavye
- Bill Brown / Davul, Vurmalılar
- Rob Winch / Bass
- Martin Winch / Gitar

1860 BAND

1. Us (3:19)
2. Keep That Same Old Feeling (5:06)
3. Von Tempsky (3:46)
4. Fire & Rain (7:49)
5. That's The Kind Of Love I Got For You (4:13)
6. California Dreaming (5:48)
7. Porky (9:01)
8. Adopted (1:20)