Belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belçika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2023 Salı

Waterloo / First Battle (1970)

Waterloo
, 1969 yılında Belçika'da kurulan bir Heavy Progressive Rock grubu. Öncülü olan Adam's Recital ve Today's Version gruplarının küllerinden doğuyor diyebiliriz. Her ikisi de başarılı olan grupların birleşimi de en az onlar kadar kaliteli ve başarılı bir hal almış. Diğer yandan Waterloo, kendinden sonra gelen Pazop ve Abraxis gibi grupların da kökeni. Bu gruplarla birlikte Waterloo'nun başarısı da birkaç kez katlanmış oluyor doğal olarak.

Kurulduktan kısa süre sonra çalışmalara başlayan grup 1970 yılında ilk ve tek albüm olan First Battle'ı kaydediyor. Piyasaya sadece birkaç bin kopya ile çıkan albüm satılmıyor da. Satmak yerine eleştirmenlere, dinleyicilere dağıtıyorlar albümü. First Battle fazlasıyla başarılı bulunuyor ama ticari olarak elde ettikleri pek bir şey olmuyor. Aynı yıl içerisinde Portekiz'de de yayınlanan albümün versiyonu ile bir miktar para kazansalar da çok önemli bir ticari başarı elde ettiklerini söylemek zor.

Albümün hemen ardından, konserler için gelen Family'nin ön grubu olarak sahne alıyorlar. 1970 yılı Ghent Festivali'nde başlayan konserler 40 gün sürüyor. Patlama yapma ihtimallerinin doğduğu noktada ise Marc Malyster gruptan ayrılıyor. Sonra da gruba birkaç kişi dahil olup ayrılıyor filan. 1972 yılında kaydettikleri single dağılmaları sayesinde yayınlanamıyor ve Waterloo tarihin tozlu raflarındaki yerini alıyor.

İngiliz tipi Blues kökeninden beslenen Heavy Prog'dan farklı bir tarzı var Waterloo'nun. Daha Jazz etkilerine sahipler. Hatta Blues yerine Jazz'dan beslendiklerini söylemek daha doğru olur ki daha sonraki gruplar Pazop ve Abraxis'te de bunu daha fazla ortaya koyuyorlar. Adam's Recital'den gelen Blues yönü, Waterloo'da daha Jazzy bir havaya bürünüyor ve sonraki gruplarda Jazz ağırlı olarak kullanılan tür oluyor. Yani, Waterloo bir geçiş grubu demek de yanlış olmaz.

Albümdeki Heavy Prog genel olarak eklektik bir yapıya sahip. İlk dönem King Crimson izlerine rastlamak mümkün. Keith Emerson tarzı klavyeler de enfes bir sos olarak duruyor albümün her yerinde. Ama grubun asıl odaklandığı Dirk Bogaert'in flütü. Bütün yapıyı neredeyse flüt üzerine şekillendiriyorlar. Bu açıdan da Jethro Tull ve Blodwyn Pig'in ilk dönemlerine benzediği söylenir grubun. O kadar ileri gitmek doğru mudur bilemem ama Waterloo'yu dinlerken, bahsi geçen gruplarla benzer bir hava yakaladığınız da ortada.

WATERLOO

Dirk Bogaert / Lead Vokal, Flüt
Gus Roan / Gitar
Marc Malyster / Org
Jacky Mauer / Davul
Jean-Paul Janssens / Bass

FIRST BATTLE

01. Meet Again (3:05)
02. Why May I Not Know (3:09)
03. Tumblin' Jack (2:36)
04. Black Born Children (3:45)
05. Life (2:49)
06. Problems (3:02)
07. Why Don't You Follow Me (3:33)
08. Guy in the Neighbourhood (2:57)
09. Lonesome Road (2:51)
10. Diary of an Old Man (11:01)

5 Haziran 2023 Pazartesi

Abraxis / Abraxis (1977)

1976 yılında Brüksel, Belçika'da kurulan Abraxis, tek albümlü efsaneler listemize Jazz Rock ve Fusion kanadından giriş yapıyor. Çok kısa ömürlü olan bu grup aslında bir anlamda da proje grubu gibi bir şey. Dönemin Belçikalı gruplarından elemanlar bir araya gelerek çalışıyorlar, albümü kaydedip dağılıyorlar. Tabi bu gruplar içerisinde Pazop ve Cos olunca olayın rengi de biraz değişiyor.

Grup ve albüm genel olarak adını Cos'da duyuran Charles Loos'un kontrolünde. Albümün neredeyse tamamı Loos'ın bestelerinden oluşuyor. Fusion açısından oldukça büyük bir yetenek olan Loos'un besteleri grubun müzikal kalitesini fazlasıyla arttırmış. Tabi burada grup elemanlarının da hakkını yememek gerekiyor. Adamlar sonuna kadar, ellerinden ne geliyorsa yapmışlar. Zorluk derecesi her bir parçada yükselirken onların da buna ayak uydurma zorunluluğu büyük bir sorun yaratmamış.

Albüm inişleri çıkışları, nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan düzeneği ile bir çok şeyi daha en başından vaat ediyor. Parçalar arasında gezindikçe de bu vaatlerin boş vaatler olmadığını anlıyorsunuz. Kimi zaman coşkulu bir şekilde koştururcasına ilerlerken, kimi zaman ise yerin dibinde yol almaya çalışan bir solucanın hızında hareket ediyor albüm. Bu farklılıklar da doğal olarak Abraxis'e çok şey katıyor ve değişik bir hava kazandırıyor.

Temelde Jazz'dan yola çıkarak Fusion yapan grubun anlayışında farklı tür ve tarzlardan öğeler de bulunmuyor değil. Ayırt edici bir şekilde dinlediğinizde farklı bir müzikal yolculuğa çıkmış olduğunuzun farkına varmakta gecikmiyorsunuz. Bu noktada Canterbury Scene farklılığının albümde bazı yansımaları da bulunuyor. Diğer taraftan Canterbury ile alakasız bir şekilde Camel etkilerini de hissediyorsunuz. Placebo ve Waterloo (Bogaert ve Musette'in 1970 yılındaki grubu) ile benzeşen yönleri de var Abraxis'in. Yine de kendilerine has ya da ait bir tarza sahip olduklarını söylemek yanlış olmaz. Adını saydığımız tür ya da gruplar ile benzeyen yönleri olsa da aynı kulvarda ya da aynı olduklarına dair en ufak bir söz söylemek de haksızlık olur. Kendileri has bir tuhaflıkları var yani.

Tek albümle kalmış olmaları bir miktar can sıkıcı olsa da elimizde olanlarla yetinmeyi bilenler olarak keyfini sonuna kadar çıkarıyoruz Abraxis'in.

ABRAXIS

Charles Loos / Klavye
Dirk Bogaert / Flüt, Vokal
Paul Elias / Gitar
Jean-Paul Musette / Bass
Jack Mauer / Davul
Tony Malisan / Davul

ABRAXIS

01. Clear Hours (2:32)
02. Valse De La Mort (16:14)
03. Sweetank (4:26)
04. Billy The Keith (3:54)
05. Jeronimo (1:58)
06. Bolle Winkel (6:46)
07. Arhumba (1:42)


27 Ocak 2023 Cuma

Cos - Postaeolian Train Robbery (1974)

Daniel Schell liderliğinde toparlanan, çoğunluğu Brüksel Serbest Üniversite’sinin big band elemanlarından oluşan Classroom adlı grubun geçmişi 1967 yılına dayanıyor. Canterbury etkili jazz ağırlıklı çalışmaları ile 67-68 yılları arasında Avrupa’da bir çok festivalde boy göstererek dikkat çeken grup Pascale de Trazegnies’in katılımı ile Cos’un temellerini atmış.

Tarz olarak Canterbury’nin genel özelliklerini barındırmalarının yanında, Zeuhl’e geçiş yaptıkları anlarda hem yüksek tempolu hem çılgınlığın sınırlarında dolaşmaları sanki Caravan, Gong ve Magma bir araya gelmiş etkisi yaratıyor. Yer yer beyninizi gıdıklayan (dinlerken hipnotize olma ihtimaliniz çok yüksek) vokallerini tıpkı bir enstruman gibi kullanan Pascale Son’ın nefeslilerle (kimi zaman da perküsyonlarla) unison yürüyüşleri enfes. Bu arada albümün açılışı ile beraber dinleyenlerin kulaklarına orgazmı yaşatan nefeslileri Schell ile beraber Son’a ait.

Nadir de olsa yer yer duyabildiğimiz Daniel Schell’in gitarları yerine Classroom’dan beri grupla beraber olan Charles Loos’un tuşluları albümün genel karanlık atmosferinin temelini oluşturuyor. Bazı parçalarda introlardaki soloları haricinde Robert Dartsch’ın enerjik davul ritmleri çoğu noktada kendini tekrarlasa da Alain Goutier’in enfes bas yürüyüşleri ile birleşince alt yapıda enfes bir uyum yakalanıyor.

Albümün 1990 yılında yeniden yayınlanması ile ortaya çıkan Classroom kayıtlarından (evet jazz elementleri daha ağır basıyor) anlayacağınız üzere Cos birden ortaya çıkıp , o zamanın güncelini yakalamış bir gruptan ziyade, zaten halihazırda güncelle paralel müzikler yaparken, etkileşimlerini artırararak dönemin en iyi işlerinden bir kaçını yaratmış ve sonraki albümlerinde hep üzerine koyarak devam etmiş ki Viva Boma’yı dinlemenizi tavsiye ederim.

COS

Pascale Son / vokaller, obua
Daniel Schell / gitar, flüt ve ses efektleri
Charles Loos / tuşlular
Alain Goutier / bas gitar
Robert Dartsch / davul
Steve Leduc / perküsyon
Adrian Stoop / takdim sesi

POSTAEOLIAN TRAIN ROBBERY

01. Postaeolian Train Robbery (4:13)
02. Cocalnut (7:20)
03. Amafam (8:24)   
04. Populi (3:30)
05. Halucal (3:50)
06. Coloc (9:47)

19 Ocak 2023 Perşembe

Kandahar / In the Court of Catherina Squeezer (1975)

Avant Prog
ve Fusion'ın Belçika'dan hatta Avrupa'dan çıkmış en iyi temsilcisi Kandahar'dır demek yanlış bir cümle olmaz. Fazlasıyla yaratıcı bölümleri, kendinden geçen enstrümanları, bir anda ortaya çıkıp oraya buraya savrulan coşkusuyla gerçekten de değişik bir müzikal deneyim yaşatır insana.

1973 yılında Belçika'da Ghent adında bir şehirde kuruluyorlar. Şehir o kadar küçük ki yıllar sonra Ghent, Somewhere in Europe adında bir albüm bile kaydediyorlar. Anlaşılacağı üzere grubun kendine has bir mizah anlayışı var. Aynı anlayışla kaydettikleri konumuz olan ikinci albümün adının da yüksek ihtimalle King Crimson'ın In The Court of the Crimson King'ine gönderme olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

Kandahar'ın müzikal anlayışı Canterbury Scene ve ara ara giren Zeuhl'den etkilenmiş bir Jazz Rock ve Fusion olarak ortaya çıkmış. Bazı noktalarda, Placebo ve Cos etkileri açıkça duyuluyor. Temponun aşağı doğru seyrettiği yerlerde bütün zorlukları aşabilecek denli sakin ve kendinden emin bir havaya bürünün parçalar, temponun yükselmesiyle birlikte kontrol edilemez bir afet durumuna geliyorlar. 

Bu etkiyi yaratabilen grup elemanlarının enstrüman kullanımları da doğal olarak muhteşem. Virtüözlüğe ulaşamasa da her birinin kendi enstrümanları konusunda ve yan yana ilerledikleri diğer enstümanlar konusunda yetkinlikleri ortada. Albümün herhangi bir yerinde, parçaların herhangi birinde, ruhu saymazsak, amatörce yapılmış en küçük bir hareket dahi yok. Daha ne olabilir ki dediğiniz her noktada karşınıza bambaşka bir enteresanlıkla gelebiliyorlar. Bunu yaparken de en ufak bir aksaklığa dahi olanak tanımıyorlar.

Yine kaliteli olan ilk albümden sonra bu albümün daha bir oturmuş, daha kendini bilen bir şekilde karşımıza çıkmış olması şaşırtıcı değil. İlkinde kazandıkları deneyimi iyi bir şekilde kullanmayı ihmal etmemişler. Albümde, o da bazen, olmasa mıydı acaba dediğiniz tek şey vokal olabilir. Zira çok etkili ses özelliklerine ya da vokal tekniğine sahip değil. Ama zaten bu tip zorlayıcı albümlerde de sade seslerin kullanılması dengeyi sağlıyor diyebiliriz. Kaldı ki özellikle gitarın eşlik ettiği bölümlerde duyulan vokal oldukça şairane bir etki de bırakıyor. Arşivin önemli parçalarından olmaya aday albümlerden biri. Mutlaka dinlenmeli!

KANDAHAR

Jeff De Visscher / Lead Gitar, Akustik Gitar, Sitar, Vokal
Karel Bogard / Piyano, Klavinet, Davoli & ARP "2701" synthesizers, Gonglar, Çanlar, Vokal
Jean Pierre Claeys / Bass
Etienne Delaruye / Davul, Glockenspiel, Timpani, Çello, Tef, Vibes, Piyano, Synthesizer, Yaylılar, Klavinet, Marimba, Vokal

IN THE COURT OF CATHERINA SQUEEZER

01. Jungle Dreams (6:17)
02. I'll Still Have My Soul (4:44)
03. L's Mood (3:53)
04. Song for Catherina (6:06)
05. Lahti Jumps (3:04)
06. The Day I Came to Life (16:18)

27 Aralık 2022 Salı

Lagger Blues Machine / Lagger Blues Machine (1972)

Lagger Blues Machine
de hakkında çok fazla bilgimizin olmadığı enteresan gruplardan biri. Progressive Rock ile Zeuhl arasında bir yerlerde, oldukça da karamsar bir atmosfer içerisinde konumlanmışlar. Tek albümlü efsaneler listemize sorgusuz sualsiz girebilecek niteliklere de sahip kendileri.

1969 yılında Belçika'da kurulduklarını biliyoruz. Dönemin benzer grupları gibi underground arenada boy göstererek yetkinlik kazanmaya başlamışlar. Oldukça iyi bir konser grubu oldukları da söyleniyor. Hatta stüdyo albümünden önce kaydettikleri bir canlı kayıt da mevcut. Ama kişisel olarak bu iki albümdekiler gerçekten de aynı grup mu diye sorduracak kadar farklı geliyor bana. Konser kaydının çok iyi olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten yıllar sonra 1988 yılında yayınlanabilmiş. Kendi adıma, yayınlamasalarmış da olurmuş diyebilirim.

Adındaki Blues kelimesine de aldanmamak gerekiyor. Elbette içinde Blues'a dair bazı şeyler bulunuyor ama tam anlamıyla bir Blues, Blues Rock ya da Blues kökenli bir albüm demek de doğru değil. Soft Machine'den aldıkları bazı şeyleri Magma ve Zappa ile birleştirip, atmosferi de daha karanlık, daha gergin bir hale sokarak ilgi çekici bir işe imza atmışlar.

Albümdeki parçalarda herhangi bir soruna rastlamak da olası değil. Oldukça fazla şekilde üzerinde çalışılmış, jam session yaparken bile coşkuyu kaybetmeyim, kendilerine ait yapıyı bozmadan ilerlemişler. Klavye ve gitarların uyumu inanılmaz derecede iyi. Hangisinin nerede girip çıktığını anlamanız bile mümkün olmayabiliyor bazen. Çok nadir giren vokallerin de ses varyasyonları gibi görünüyor olması albümü daha da çekici hale getiriyor. Vokalin albümdeki enstrümanlardan bir farkı yok yani. 

Tek albümle kalmış olmaları diğer benzer gruplarda olduğu gibi gerçekten de üzücü. Oysa ki yaptıkları müzik, kendilerine has müzikal anlayış, tarz ve türleri birleştirebilme becerileri ile birkaç albüm daha kaydedebilirlermiş gibi geliyor. O kadar iyiler ki karamsarmış gibi anlaşılabilecek ve az önce de bahsetmiş olduğumuz atmosfer becerileri aslında müziğe karanlık bir noktadan, daha kaygılı bir halde baktıklarının göstergesi. Notalar ve enstrümanlar adeta içinize işliyor dinlerken. Yarattığı duygulardan sıyrılmanız da pek mümkün olmuyor. Kendinizi bir kere kaptırdınız mı Lagger Blues Machine'den vazgeçme şansınız kalmıyor.

LAGGER BLUES MACHINE

Jose Cuisset / Gitar
Christian Duponcheel / Org
Michel Maes / Bass
Jean-Luc Duponcheel / Davul

Konuk Müzisyenler:
Vincent Mottouille / Org
Carmelo Pilotta / Flüt, Saksafon

LAGGER BLUES MACHINE

01. Symphonie - Part 1 (13:57)
02. Darknessly (6:58)
03. Tanit (1:03)
04. Symphonie - Part 2 (13:23)
05. Born to be alone on a white desert island (8:59)

15 Aralık 2022 Perşembe

Univers Zero - Univers Zero (1977)

Daniel Denis
(davul) ve Claude Deron (trompet) tarafından 1973 senesinde Brüksel - Belçika’da kurulan Necronomicon kısa süre sonra adını Univers Zero olarak değiştirir. Başlarda Electric Jazz’a öykünen tarzları Michel Berckmans’ın (nefesliler) katılmasıyla değişmeye başlar. 1977 yılında da (1313 olarak da anılan) ilk albümlerini limitli adetlerde de olsa yayınlama şansı yakalarlar.

Limitlenmiş / kısıtlanmış olmaları bir sene sonra vuku bulacak ilk RIO festivalinin katılımcıları arasında yer almalarının sebebi midir bilemem ama günümüzde bile bu hareketin orijinal üyelerinden biri olarak hala isimlerinden söz ettirmeye ve saygı görmeye devam ediyorlar. (Hareket zamanla fasarya olsa da)

Tarzlarını tarif etmek için de müzik bilgisinin ve zevklerinin çok ötesine, müzikten alınacak tatlara dair söz etmek gerek. Bir bakıma müzik gurmesi ya da gastronomi uzmanı gibi bir şey olmak şart. Folk, klasik müzik, caz ve rock harmanı olan karanlık ve gizemli kompozisyonları birden tahmin edemeyeceğiniz bir enstrüman tarafından üstüne üstlük tempo dışında bölündüğünü hayal edin, işte size Univers Zero.

Deli / dahi bir orkestranın ürünü besteleri ile hala boşta kalan nöronlarınızı birbirine bağlama misyonuna sahip de denebilir. Alışılmışın dışına çıkılacak diye saçmalamıyorlar. Saçma gelmesinin sebebi, alışılmışın dışına, bugün aşina olduğunuz beste formüllerinin de ilerisinde bir yaklaşımla parçalarını yapmaları. Doğal olarak benzedikleri ya da onlara benzetilebilecek pek bir şey yok ortada.

GentleOctopus'un Notu: Yukarıda bahsedilen RIO (Rock in Opposition) o dönemlerde daha çok bir eylem biçimi ya da eylemin kendisi olarak ortaya çıkıyor. Festivalin gündeme gelmesi ise bu konuda bir duyuru yapma ihtiyacından kaynaklanıyor. RIO'nun, Univers Zero ile birlikte Birleşik Krallık'tan Henry Cow, İsveç'ten Samla Mammas Manna, İtalya'dan Stormy Six ve Fransa'dan Etron Fou Leloublan'ın katılımıyla başladığını da belirtmeden geçmeyelim. Hepsi de hem kendi ülkelerinde hem de uluslararası arenada sesini duyurmuş, başarılı işler çıkarmış hatta ticari başarı yakalamış gruplar. Tabi plak şirketleri yüzünden kendilerini kendileri gibi ifade etme konusunda zorluk da yaşamışlar bolca. Bu nedenle de bahsi geçen festivalin mottosunu "The music the record companies don't want you to hear" yani "Plak şirketlerinin duymanızı istemediği müzikler" olarak belirlemişler.

UNIVERS ZERO

Roger Trigaux / Gitar, Harmonium (6)
Emmanuel Nicaise / Harmonium, Spinet
Christian Genet / Bass
Guy Segers / Bass, Sesler (6)
Patrick Hanappier / Keman, Viola, Pocket Çello
Marcel Dufrane / Keman
Michel Berckmans / Bassoon, Obua (6)
Daniel Denis / Vurmalılar

UNIVERS ZERO

01. Ronde (15:08)
02. Carabosse (3:40)
03. Docteur Petiot (7:32)
04. Malaise (7:32)
05. Complainte (3:18)

27 Kasım 2022 Pazar

Recreation / Don't Open (1970)

Belçika'dan çıkmış en iyi gruplardan biri Recreation. Grubun adı Belçika'da çocukların okul bahçesinde dolaşıp oynamasına olanak veren 10:00 ve 14:00 molalarından geliyormuş. İsim güzel olmakla tuhaf bir tercih olduğunu da belirtmek gerekiyor. 70'lerin başında kurulan grup sadece 2 albüm kaydedebilmiş ama onları da hakkını vererek üretmişler.

Recreation'ın öne çıkan ismi hiç şüphesiz klavyeci Jean-Jacques Falaise. Grubun genel müzikal anlayışının temelini klavye oluşturuyor ve Falaise her iki albümde de klavyesi ile devleşiyor. Trio olan grup ELP ile karşılaştırsa da bu pek doğru bir fikir değil. Zira ELP'nin aksine Jazz, Folk gibi pek çok farklı kaynaktan besleniyor Recreation'ın albümleri. Bu nedenle de ELP gibi bir Progressive Rock'tan çok, içerisinde Jazz, Symphonic Rock, Canterbury gibi tarzların birleştiği bir anlayışa sahip oldukları ortada. Bazı kaynaklarda RIO ve Avant-Prog olarak da tanımlanıyorlar ki bu tanımlamalar da Recreation için çok da yanlış tanımlamalar değil.

6 parçadan oluşan albümde sürpiz 2 cover parça bulunuyor; Summer In The City ve California Dreamin'. Parçaların oldukça değişik ve çekici hale geldikleri ortada. Klavyenin enfes çıkışlarını bir kenara bırakırsak grubun ritim bölümü her iki albümde de bir hayli önemli yer tutuyor. Bir anda coşkuyla ortalığa yayılan davul ritimleri ve onu etkili şekilde destekleyen bass ile inanılmaz yerlere gittiklerine tanık oluyorsunuz. Grubun Bass gitaristi olan Jean-Paul VanDen Bossche'nin aynı zamanda gitarları da çalıyor olması iki enstrümanın da birbirini desteklemesini sağlıyor.

Bazı bölümlerde fazlasıyla kaba hatlara sahip çıkışlar dikkati çekerken bu çıkışların acemilikten kaynaklı olmadığı, parçaları farklı tarzlar içerisinde gezdirme çabasından kaynaklandığı görülüyor. Gerçekten de bu çaba albümde sonuçlarını iyi şekilde veriyor. Çoğunlukla da albümün Avant-Prog olarak anılması, parçaların bu farklı tarzları bir arada tutma becerisinden geliyor. Birbiri ardına yığılmış bir şekilde duran Rock tarzları, sizi hiç rahatsız etmiyor. Aksine aradaki keskin geçişlerle neyin nerede nasıl bittiğini ve nasıl başladığını çok iyi anlıyorsunuz. Sadece bunu ağlamanın bile büyük başarı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

RECREATION

Francis Lonneux / Davul
Jean-Jacques Falaise / Klavye
Jean-Paul VanDen Bossche / Gitar, Bass

DON'T OPEN

01. Burning Chapel
02. Running For Life
03. Sexual Lover
04. Summer In The City
05. California Dreamin'
06. Reach Out, I'll Be There

25 Kasım 2022 Cuma

Laurelie / Laurelie (1970)

Müzikal alt yapılarının büyük kısmı Psychedelic Rock'tan gelse de Belçika'nın ilk dönem Progressive Rock grupları içerisinde, adı Waterloo ve Mad Curry gibi gruplarla anılır Laurelie'nin. Tek albümlü efsaneler listesinin önemli ve nadide parçalarından da biridir aynı zamanda. Başarılı albüme rağmen çok fazla birlikte kalamamış olmaları gerçekten de üzücü.

Haklarında çok fazla bilgiye sahip olmadığımız grup 1960'ların sonlarında kurulmuş. Kısa sürede kaydettikleri albüm bekledikleri kadar büyük bir ticari başarı elde edemese de grup elemanlarını tatmin etmiş. Ama kişisel sorunlar yüzünden dağılmak zorunda kalmışlar. Yüksek ihtimalle bu kişisel sorunlar, farklı tarzlarda çalma üzerine kuruludur diye düşünmemek elde değil. Çünkü böyle gruplarda çeşitlilik ön plana çıktığı anda, arka planda elemanların farklı tarzları sevdiğini ve herkesin kendini ait hissettiği tarz üzerinden gitmek istediğini anlıyorsunuz.

Progressive Folk olarak anılan Laurelie albümü, Folk öğeler içermekle birlikte sadece o janrın içine sokulması da pek doğru değil. Albüm bazı noktalarında Wishbone Ash, senfonik bölümlerinde Barclay James Harvest ve daha ileri aşamalarında da Traffic ile benzeşen pek çok yer var. Ama Wishbone Ash'in ilk albümü Laurelie'den sonra çıkardığını atlamayarak, gerçekten de iki grubun benzerlikler gösterdiğini söylemeden geçmeyelim.

Enstrümanlar albümde gerçekten de iyi. Progressive öğeler içeren bir albümden bekleyebileceğiniz bir hayli fazla özelliği içerisinde barındırıyor. Özellikle flüt bölümlerinde iş İngiliz tarzı Progressive Rock'a doğru evriliyor. Aralarda kullanılan sesler bazen anlamsız gibi gelse de enstrümanların sesleri takip eden ve tamamlayan yapısı ile birlikte değişik kompozisyonlar çıkıyor ortaya. Başta belirttiğimiz Psychedelic Rock etkileri bu durumlarda fazlasıyla anlaşılır oluyor. Ama albümün kalan kısmında sadece bileşenlerden biri olarak görünmekle kalıyor.

Birden fazla türün bir arada sorunsuz şekilde durabildiği albümlerden biri Laurelie. Özellikle albümün son parçası olan Deborah Jane and Laurelie, Progressive Rock'ın en nadide parçalarından biri olmakla birlikte, pek çok türün ve tarzın bileşiminden oluşuyor. 

Enfes bir albüm olarak özetleyebileceğimiz bu albümün arşivde yerini alması kaçınılmaz. Dinledikçe değerini daha fazla anladığınız albümlerden de biri. Son olarak grubun bass gitaristi Pierre Raepsaet'in grup dağıldıktan hemen sonra Jenghiz Khan'a geçtiğini belirtelim.

LAURELIE

Pierre Raepsaet / Bass, Gitar, Vokal
Christian Boissart / Gitar, Vokal
Yvon Hubert / Piyano, Org, Vokal
Francis Dozin / Flüt, Vokal
Andre Marquet / Davul

LAURELIE

01 - Sad Stone 8:43
02 - Remember Ronny 2:15
03 - Dracula's Way of Makin' Love 0:55
04 - Have a Coke 2:30
05 - Ugly Dirty Man 3:12
06 - Tower of Illusion 1:44
07 - Spiders in Your Hair 2:56
08 - Deborah Jane and Laurelie
        - Chapter 1: Deborah 5:03
        - Chapter 2: Fish 2:50
        - Chapter 3: Days, Dreams, Hopes 3:14
        - Chapter 4: Pink Clouds 3:15
        - Chapter 5: Laurelie, Laurelie 3:34

24 Eylül 2022 Cumartesi

Mad Curry / Mad Curry (1970)

Çeşitliliğin bol olduğu dönemden, Belçikalı bir grup Mad Curry. Pek çok grup gibi onlar hakkındaki bilgilerimiz de kısıtlı maalesef. 1970 yılı başlarında kurulduğunu ve ilk çıkacakları konser için 6 ay boyunca prova yaptıklarını biliyoruz. Başta bu 6 aylık süre enstrüman çalmayı mı bilmiyorlar gibi bir fikir getiriyor insanın aklına ama konunun onunla hiç alakası yok. Belli ki yaptıkları işi fazlasıyla ciddiye almışlar ve olması gerekeni bulana dek de vazgeçmemişler çalışmaktan. İyi ki de öyle yapmışlar zira Antwerp'deki o konsere çıktıkları akşam albüm anlaşmasını da kapmışlar.

Jazz Rock ve Fusion olarak nitelendirilen müzikal anlayışlarını yaratıcı melodiler, birbirini tamamlayan enstrümanlar ve enfes bir vokalle birleştirmişler. İlk defa dinliyorsanız eğer kadın vokal Viona Westra'nın sesine bayılmamanız mümkün değil. Klavyenin büyüleyici atmosferik yaklaşımını da buna eklemek gerekiyor. Tabi saksafonu da unutmadan. Karmakarışık hale gelen melodiler bir anda kesilirken enstrümanların sesleri ayrı ayrı kulaklarınızda çınlamaya devam ediyor. 

Oldukça tempolu bir albüm olduğunu belirtmekte fayda var. Jazz Rock deyince akla ağır bir imge gelse de bu albüm öyle değil. Aksine fazlasıyla coşkulu, hareketli ve ilerici. Değişen, dönüşen, şekil değiştiren, bir anda farklı yönlere dağılan melodilerle birlikte kendinizi eğlenceli bir karnavalın ortasında gibi hissediyorsunuz. Sizi gerçek hayata bağlayan tek şey de Westra'nın vokali oluyor. Sesini enstrümanlara uyumlu bir şekilde kullanmayı çok iyi başarıyor. Hatta vokali bile bir enstrüman olarak düşünebilirsiniz burada. Sadece sesler ile eşlik etmek kolay olabilirken bunu belirli bir metnin üzerinden yapmak gerçekten de takdire şayan.

Tek albümlük gruplar listesinde üst sıralara rahatlıkla koyabileceğimiz Mad Curry aslında ikinci bir albümü de tamamen bitirmiş. Parçalar yazılmış, düzenlemeler konusu neredeyse bitmiş ama ikinci albüm hiçbir zaman çıkamamış. Bu albümü dinledikten sonra diğerinde kim bilir neler yapmışlardır diye düşünmeden edemiyor insan. İlk albümün ardından epeyce bir konsere çıkıyorlar. Özellikle Fransa ve Hollanda'da verdikleri konserler sırasında yaptıkları ikinci albümün parçaları kayıt fırsatı bulamadan, grubun dağılmasıyla ortada kalıyor. Bir yandan merak ettiren diğer yandan üzen de bir durum elbette.

Tadını çıkara çıkara, saatler boyunca dinleyebileceğimiz bir albüm Mad Curry!

MAD CURRY

Viona Westra / Vokal, Vurmalılar
Dany Rousseau / Sesler, Klavye
Jean Andore / Bass
Giorgio Chitschenko / Bariton Saksafon
Eddy Kane / Davul

MAD CURRY

01 - Men 4:08
02 - Big Ben 4:53
03 - Beauty 3:31
04 - Music, The Reason Of Our Happiness 4:05
05 - Jack Is Away 5:17
06 - 5 Longhaired Children In A Cave 3:52
07 - The Worker 3:48
08 - Sound for Tomorrow 2:16

31 Aralık 2013 Salı

Placebo - Placebo (1974)

E madem "yeni yıla nasıl girersen öyle devam eder".. buyrun Placebo'ya... Gerçek anlamda farmakolojik açıdan hiçbir etkisi olmasa da Belçika çıkışlı bu grup yeni yıla daha sakin, daha rahat ve umutla girmenizi sağlayacaktır. Bu da iyi bişey tabi. Di mi?

Genel olarak Jazz Rock / Fusion olarak tanımlayabileceğimiz Placebo müziği 1974 tarihli bu albümde en yalın, en sade hali ile karşımıza çıkar. Standart tempo ile giden ve birbirine basit geçişlerle bağlanan sağlam melodiler enstrümentalistlerin başarılı yorumlarıyla kulaklarımıza enfes bir ziyafet sunar. Özellikle nefesli çalgıların ön plana çıkarak zarif dokunuşlarla parçaları işlemesi ve bununla birleşen grup lideri Marc Moulin'in klavyesi ile tabi ki Philip Catherine'in gitarı basitlik ve durağanlığı karşı konulmaz bir haz/keyif durumuna dönüştürür.

Geniş kitlelerce pek bilinmese de Belçika müziğinin önemli isimlerinden olan Moulin'in kişisel projeleri olarak bile sayabileceğimiz Placebo albümleri toplamda 4 tanedir ve her arşivde mutlaka bulunmalıdır. Moulin'in Placebo'dan hemen sonra yine Belçikalı grup Aksak Maboul'un kuruluş kadrosunda yer aldığını de belirtmeden geçmeyelim. 

Sayısal olarak bakıldığında blog 7.yılına giriyor bu yeni yıl ile birlikte. Bu süre zarfında aramıza katılanlara, bizimle birlikte eldeki bilgilerini paylaşanlara, eleştirileriyle bilgi eklemeleriyle bize destek olanlara ve en çok da "iyi bişeyler yapalım" mottosuyla çıktığımız yolda yapabildiklerimizin gerçekten iyi etki bırakabileceğine bizi inandıran takipçilere teşekkür ederiz. 

İyi bir yıla iyi bir başlangıç yapmanız dileğiyle...

PLACEBO

- Marc Moulin / Klavye, Synthesizer
- Nick Fissette / Trompet
- Richard Rousselet / Trompet
- Alex Scorier / Saksofon, Flüt, Akordeon
- Frans Van Dijk / Trombon
- Johnny Dover / Bass Klarnet, Saksofon, Flüt 
- Francis Weyer / Gitar, Bass
- Nick Kletchkovski / Bass
- Freddy Rottier / Davul, Vurmalılar
- Garcia Morales / Davul
- Yvan de Souter / Bass
- Philip Catherine / Gitar

PLACEBO

1. N. W. (8:38)
2. Plotselling (7:37)
3. Bosso (3:20)
4. Dag Madam Merci (3:10)
5. Hop Hop (4:32)
6. Tanga (3:33)
7. Stomp (7:35)
8. S. U. S. (4:22)


8 Temmuz 2009 Çarşamba

Jenghiz Khan - Well Cut (1971)

Blog sakinleri yazın esrikliğine kapıldı diye düşünürken hiç beklenmedik bir şekilde karşılık gördü bu fikir. Ne hikmetse coşkuya kapıldık ve boş geçtiğimiz Haziran'ın intikamını alırmışçasına çok albüm incelemesi yapıldı. Bu güzel harekete katkı yapmasak ayıp olurdu. Ve işte Jenghiz Khan...

Blogda birçok ülkeden gruplara yer verirken atladıklarımız da oluyor şüphesiz. Bu hem gözden kaçırmayla/unutmayla alakalı hem de öncelik sıralamasıyla. Dönem içerisinde öne çıkan ülkelerden gruplar ve albümler daha çok yer buluyor. Belçika dönemin öne çıkan ülkelerinden biri değil şüphesiz. O nedenle de Jenghiz Khan'ı bu kadar zaman sonra koyuyor olmak da pek yanlış bir hareket olmasa gerek. Gerçi Belçika'dan öncelikli olarak konabilecek Aksak Maboul ve Irish Coffee gibi gruplar varken Jenghiz Khan'ı koymak da enteresan tabi.

Jenghiz Khan 4 kişiden oluşan bir Hard Rock / Heavy Progressive grubu. Bazı yönlerden farklı gruplarla benzeşseler de kendilerine özgü bir tarza sahip oldukları rahatlıkla söylenebilir. Özellikle ilk parçada geri vokalleri duyduğunuzda Ken Hensley bu gruba da mı sızmış diye düşünmeden edemiyorsunuz. Hensley'in Uriah Heep'ten bildiğimiz o çığlıklı ince sesleri Pain'in altını dolduruyor ama Hensley olmadan. Ayrıca aynı parçada vokalin parçaya girişi ile gerçekten ortada bir "acı" durum olduğu sonucuna varabiliyorsunuz ki bu vokalin sesindeki çatlamalar, kırılmalar ile alakalı.

Hard Working Man'deki davul ataklı giriş ile Mad Lover'daki klasik gitar girişi peşisıra gelen vokalle bütünleşip defalarca dinleyerek tadını çıkaracağınız parçaları ortaya koyuyor. Her iki parça da tekdüze sayılabilecek bir havada devam etse de Jenghiz Khan'ın tarzını ve kalitesini ortaya koyuyor. Grubun hem bass gitaristi hem de lead vokali olan Pierre Rapsat'ı kutlamak gerek. Son parça Trip to Paradise ise gerçekten bir yolculuğa çıkarıyor insanı. Folk'tan Jazz'a doğru uzanan bir arenada gidiş gelişler, iniş çıkışlar ile dolu bir yol izliyor. Hensleyvari geri vokaller burada da karşımıza dikiliyor ve Rapsat'ın vokaliyle farkında olunamayan bir düet havasına sokuyor parçayı. Parçanın ikinci yarısından sonraki bölümü enstrümanların birbiriyle oynaşması olarak adlandırılabilecek bir güzellikle devam ediyor.

JENGHIZ KHAN

Tim Brean / Klavye, Vokal
Big Frisma / Gitar, Vokal
Chris Tick / Davul, Vokal
Pierre Rapsat / Bass, Lead Vokal

WELL CUT

1 - Pain (7:46)
2 - Campus A (1:18)
3 - The Moderate (4:12)
4 - Campus B (1:32)
5 - The Lighter (5:15)
6 - Hard Working Man (4:41)
7 - Mad Lover (3:10)
8 - Trip To Paradise (10:12)