5 Eylül 2022 Pazartesi

After Tea / After Tea (1970)

Hollanda
hem boyut hem de nüfus olarak fazla büyük olmasa da müzikal çeşitlilik konusunda gayet iyi durumda. Oradan çıkan pek çok grubu / müzisyeni severek, beğenerek dinliyoruz. After Tea'yi de bu çeşitliliğe dahil edebiliriz. Bir yandan Pop gibi görünseler de diğer yandan fena halde değişik tarz ve türleri içinde barından albümlere imza atmayı başarabilmişler.

1967 yılında, dönemin popüler gruplarından biri olan (ama bizim ilgimizi hiç çekmeyen) Tee-Set'ten ayrılan Ray FenwickHans van Eijck ve Polle Eduard tarafından kurulmuş. Aynı grupta çalmanın verdiği avantajla gruba dahil olan diğerlerini de etkileyerek iyi bir elektrik yakalamışlar. Gruptan ayrılanlar, dışarıdan gelenler filan da olmuş elbet. Ki bunlardan biri de adını daha sonra Focus ile duyacağımız Pierre Van Der Linden. Gerçi grupta çok fazla kalmamış Van Der Linden ama müzikal olarak az da olsa etkilemiş After Tea'yi.

Çıkardıkları ilk iki albüm hem kaliteli işler olurken hem de ortalamanın üzerinde bir başarı elde etmiş. Konumuz olan üçüncü albüm ile de Her iki albümün toplamından daha kaliteli bir işe imza atmışlar. Progressive Rock'ın kenarından geçerken Blues'dan ağır şekilde etkilenen bir müzikleri var. Oldukça sertler. Bazıları dinlediğinde hiç düşünmeden Hard Rock grubu olarak bile adlandırabilir. Müzikal çeşitlilikleri dolayısıyla sınıflandırmak oldukça güç After Tea'yi. Ama o sınıflandırma sınırlarını kaldıralı da çok oldu zaten. Yine de illa ki bir türe dahil etmek gerekirse Blues Rock, After Tea için en iyi tanımlama olacaktır.

İlk başlarda Beat Rock grubu olarak kurulduklarını düşünürsek kat ettikleri mesafe oldukça fazla. Albümün orijinal parça listesi You've Got To Move Me ile başlıyor. Parça klasik müzikten beslenen bir girişe sahip. Hemen ardından ise Hard Rock'a evriliyor.

I'm Here sıkıcılıktan uzak ama insanı çabucak ele geçiren bir yapıya sahip değil. Parçayı dinlerken beğeniyorsunuz ama bir türlü ısınamıyorsunuz. Someday ise vokalin öne çıktığı ilk andan itibaren ilginizi çekiyor. Gitarlar bu tarz bir parça için oldukça iyi. Let's Come All Together, pürüzsüz bir gitar ile başlıyor ve albümün en iyi Blues örneğine dönüşüyor. Bir anda kesilen ritimler sizi en başa götürüp sonra başka yerlere savuruyor.

Albümün son parçası Trial / Punishment / The End ise canlı kaydedilmiş enfes bir dinlencelik. After Tea bütün yeteneğini ve zenginliğini bu parçada ortaya koyuyor. 25 dakikalık parçanın bitmemesini ister duruma geliyorsunuz. Parçada pek çok türden etki bulmak olası. Her dinleyişinizde de yenilerini keşfediyorsunuz.

AFTER TEA

Polle Eduard / Bass
Ferry Lever / Gitar
Ulli Grün / Org
Ilja Gort / Davul

AFTER TEA

01 - You've Got to Move Me 5:19
02 - I'm Here 3:35
03 - Someday 4:08
04 - Let's Come All Together 5:52
05 - Trial / Punishment / The End 24:58

Hiç yorum yok: