20 Ocak 2023 Cuma

Baba Yaga / Baba Yaga (1974)

My Solid Ground
'dan ayrılan klavyeci Ingo Werner'in 1974 yılında kişisel proje olarak başlayıp sonra grup işine dönen 1 yıllık macerasında birbirinden değişik 2 albüm kaydetmiş olması tuhaf gelebilir. Ama Werner gibi bir müzisyen için bu hiç de tuhaf bir durum değil. Almanya'da kurulan grup Krautrock janrı içerisinde yer alır. Fakat değişik kültürlerden ve türlerden beslenir.

Albümün başlarında Psychedelic Rock etkileri ile bezeli İngiliz tarzı Progressive Rock görmek mümkün. Değişerek gelişen diğer parçalarda ise tarz ve tür değişikliklerine sık rastlıyoruz. İlginç olanı, Werner'i bir kenara bırakırsak albümde çalan, grubun diğer elemanları o dönemde adı sanı duyulmamış müzisyenler. Deneyimli olamayabileceklerini düşündürtebilir bu. Hiç de öyle değil. Adamlar canla başla çalmanın yanında bir de bu işi hiçbir şekilde zora sokmadan, aksatmadan yapabilmişler. Pek çok gruptan daha iyi oldukları su götürmez.

Adını Slav folklorundaki fantastik bir taşralı cadı / büyücü kadından alan grubun albüm içinde yaptıkları bir nevi büyücülük ya da cadılık sayılabilir. Durağan ve tekdüze gideceğini düşündüğünüz yerlerde coşkulu bir delirmişlik haliyle karşılaşırken, şimdi hızlanacaklar dediğinizde ise dibe batar gibi tempoyu düşürebiliyorlar. Bu da albümü az önce bahsettiğimiz Psychedelic / Progressive yapısından alıp Heavy Rock, Avant Prog hatta Jazz Rock'a kadar taşıyabiliyor. Çok önceleri Baba Yaga üzerine konuşurken bir arkadaşın yaptığı Avant Folk tanımlaması bile şimdilerde çok mantıklı geliyor.

Yani tarzlar, türler ve folklorik etkiler arasında gezinip duran, bunu yaparken de estetikten taviz vermeden ilerleyen ve nerede duracağından emin olamadığımız bir grup Baba Yaga. Bu arada belirtmeden geçmeyelim, ikinci albüm ilk albümden çok farklı. Çoğunlukla bu iki albüm aynı grubun mu sorusunu sordurtuyor insana. Fakat ikinci albüm Collage'da grup elemanlarının ayrıldığı ve Ingo Werner'in albümü, İranlı multi enstrümantalist Nemat Darman ile kaydettiğini e söyleyelim. Başta da belirttiğimiz gibi, Baba Yaga aslında Werner'in kişisel projesi. Bu nedenle de 2 farklı albümle karşı karşıya olmamız çok normal.

Dönemin ruhuna ve müzikal anlayışına fazlasıyla uyan bu iki albümün de arşivde bulunması şart. Diğer albümle ilgili yapmayı istediğimiz lakırdıları daha sonraya saklama hakkımızı kullandığımı da not olarak düşelim.

BABA YAGA

Ingo Werner / Piyano, Elektrikli Piyano, Org, Mellotron, Klavinet, Synthesizer, Bassoon, Gong
Winfried Schreiber / Gitar
Jürgen Dyrauf / Elektrikli Gitar, Akustik Gitar
Bernd Weidmann / Bass, Vokal
Joska Fiedermutz / Davul, Vurmalılar

BABA YAGA

01. The Man Who Wants To Buy The World (2:47)
02. Waves (3:37)
03. In The Morning (3:00)
04. High Fly (4:45)
05. Rebekka (3:56)
06. Turdus Merula (4:32)
07. Powerful Hand (3:15)
08. Hommage À... (3:07)
09. Intoxication (3:21)
10. La Tombeau (4:30)

19 Ocak 2023 Perşembe

Kandahar / In the Court of Catherina Squeezer (1975)

Avant Prog
ve Fusion'ın Belçika'dan hatta Avrupa'dan çıkmış en iyi temsilcisi Kandahar'dır demek yanlış bir cümle olmaz. Fazlasıyla yaratıcı bölümleri, kendinden geçen enstrümanları, bir anda ortaya çıkıp oraya buraya savrulan coşkusuyla gerçekten de değişik bir müzikal deneyim yaşatır insana.

1973 yılında Belçika'da Ghent adında bir şehirde kuruluyorlar. Şehir o kadar küçük ki yıllar sonra Ghent, Somewhere in Europe adında bir albüm bile kaydediyorlar. Anlaşılacağı üzere grubun kendine has bir mizah anlayışı var. Aynı anlayışla kaydettikleri konumuz olan ikinci albümün adının da yüksek ihtimalle King Crimson'ın In The Court of the Crimson King'ine gönderme olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

Kandahar'ın müzikal anlayışı Canterbury Scene ve ara ara giren Zeuhl'den etkilenmiş bir Jazz Rock ve Fusion olarak ortaya çıkmış. Bazı noktalarda, Placebo ve Cos etkileri açıkça duyuluyor. Temponun aşağı doğru seyrettiği yerlerde bütün zorlukları aşabilecek denli sakin ve kendinden emin bir havaya bürünün parçalar, temponun yükselmesiyle birlikte kontrol edilemez bir afet durumuna geliyorlar. 

Bu etkiyi yaratabilen grup elemanlarının enstrüman kullanımları da doğal olarak muhteşem. Virtüözlüğe ulaşamasa da her birinin kendi enstrümanları konusunda ve yan yana ilerledikleri diğer enstümanlar konusunda yetkinlikleri ortada. Albümün herhangi bir yerinde, parçaların herhangi birinde, ruhu saymazsak, amatörce yapılmış en küçük bir hareket dahi yok. Daha ne olabilir ki dediğiniz her noktada karşınıza bambaşka bir enteresanlıkla gelebiliyorlar. Bunu yaparken de en ufak bir aksaklığa dahi olanak tanımıyorlar.

Yine kaliteli olan ilk albümden sonra bu albümün daha bir oturmuş, daha kendini bilen bir şekilde karşımıza çıkmış olması şaşırtıcı değil. İlkinde kazandıkları deneyimi iyi bir şekilde kullanmayı ihmal etmemişler. Albümde, o da bazen, olmasa mıydı acaba dediğiniz tek şey vokal olabilir. Zira çok etkili ses özelliklerine ya da vokal tekniğine sahip değil. Ama zaten bu tip zorlayıcı albümlerde de sade seslerin kullanılması dengeyi sağlıyor diyebiliriz. Kaldı ki özellikle gitarın eşlik ettiği bölümlerde duyulan vokal oldukça şairane bir etki de bırakıyor. Arşivin önemli parçalarından olmaya aday albümlerden biri. Mutlaka dinlenmeli!

KANDAHAR

Jeff De Visscher / Lead Gitar, Akustik Gitar, Sitar, Vokal
Karel Bogard / Piyano, Klavinet, Davoli & ARP "2701" synthesizers, Gonglar, Çanlar, Vokal
Jean Pierre Claeys / Bass
Etienne Delaruye / Davul, Glockenspiel, Timpani, Çello, Tef, Vibes, Piyano, Synthesizer, Yaylılar, Klavinet, Marimba, Vokal

IN THE COURT OF CATHERINA SQUEEZER

01. Jungle Dreams (6:17)
02. I'll Still Have My Soul (4:44)
03. L's Mood (3:53)
04. Song for Catherina (6:06)
05. Lahti Jumps (3:04)
06. The Day I Came to Life (16:18)

18 Ocak 2023 Çarşamba

Riff Raff / Riff Raff (1973)

Acayip özelliklere, müzikal anlayışa ve grup elemanlarına sahip ama zaman içerisinde unutulmuş ve sadece meraklısı tarafından hatırlanan / bilinen gruplardan biri de Riff Raff. 1972 yılında İngiltere'de kurula grubun ömrü çok kısa olmuş ama o 2 yıllık kısa süreye de 3 albüm sığdırmayı başarabilmişler. Öncelikle albümlerden birinin 1999 yılında yayınlandığını fakat bu albümün ilk kaydedilen Riff Raff albümü olduğunu belirtelim. Kayıtları yaptıktan sonra çeşitli sebeplerden dolayı rafa kaldırıyorlar ve orada kalıyor. Ardından konumuz olan resmi olarak ilk albüm, gayri resmi ikinci albümü Riff Raff piyasaya çıkıyor.

Grup elemanları sıklıkla değişse de çekirdek kadro, Ainsley Dunbar'ın Blue Whale albümünde ve The Ainsley Dunbar Retaliation'da, Juicy Lucy ve Nucleus gibi gruplarda birlikte çalmış olan Tommy Eyre ve Roger Sutton'dan oluşuyor. Gruba sonradan eklenen elemanların Alan Price, Griffin, Nucleus ve Ginger Baker's Airforce'tan geldiği düşünülürse grubun da albümlerin de ne kadar iyi olduğu açık şekilde anlaşılır.

Rafa kaldırdıkları kayıtların ardından tekrar stüdyoya giren Riff Raff kısa sürede albüm kaydını tamamlıyor ve albüm piyasaya çıkıyor. Ciddi bir ticari başarı elde edemese de etkileyici bir kitleye sahip oluyorlar. Ertesi yıl kaydettikleri Original Man albümü ise ilk albümden daha kaliteli bir yapım olarak (Bu albümü daha sonraya sakladık) karşımıza çıkıyor. Fakat albümün müzikal kalitesinin üst seviyede olması grubun dağılmasını engelleyemiyor ve hemen ardından Riff Raff da müzik tarihinin tozlu raflarına yerleşiyor.

Genelde Jazz Fusion olarak tanımlanan Riff Raff tarzı aslında karmaşık bir yapıya sahip. Bu nedenle de grubu Fusion olarak nitelendirmek doğru olmayabiliyor. Temele Jazz ve Rock'ı alarak, iki tarzı başka pek çok grubun ya da müzisyenin yaptığı gibi birleştiriyorlar. Lakin buradaki önemli nokta Riff Raff'ın bu birleşimi yaparken diğerlerinden çok farklı şekilde yapıyor olmaları. Progressive yapıya büründürüyorlar elbette albümleri ama bunu yaparken o kadar yaratıcı ve kendilerine has bir şekilde yapıyorlar ki grubu şu gruba benziyor, bu grupla aynı tarza yakın gibi tanımlamalarda eksik kalıyorsunuz.

RIFF RAFF

Peter Kirtley / Gitar, Vokal
Tommy Eyre / Org, Fender Rhodes, 6 Telli Gitar, 12 Telli Gitar, Konser & Bass Flütleri, Vokl
Roger Sutton / Perdesiz Bass, Double Bass, 6 Telli Gitar, 12 Telli Gitar, Vokal
Aureo De Souza / Davul, Vurmalılar

Konuk Müzisyen:
Bud Beadle / Saksafon

RIFF RAFF

01. Your World (7:39)
02. For Every Dog (3:46)
03. Little Miss Drag (3:12)
04. Dreaming (4:32)
05. Times Lost (4:15)
06. You Must Be Joking (7:29)
07. La Même Chose (12:12)

17 Ocak 2023 Salı

Kornelyans / Not An Ordinary Life (1974)

Eski Yugoslavya, bugünkü Sırbistan'ın ilk Progressive Rock gruplarından biri de Kornelyans. Aslında grubun adı Korni Grupa ama uluslararası arenada yer alabilmek için bu albümde Kornelyans olarak kullanmışlar. 1968 yılında Saraybosna'dan Belgrad'a gelen Kornelije Kovac tarafından kurulan grubun, ikisi de birbirinden iyi 2 albümü bulunuyor.

60'ların sonunda hala popüler ve yumuşak müzik seven Yugoslav halkına inat Kovac, kendilerine has bir Progressive Rock anlayışı geliştirme çabası içerisinde epeyce debelenmiş. Hatta bunun için popülaritenin gerekliliklerini de yerine getirmekten kaçınmamış. İstediği şekilde yapacağı albüme kaynak sağlamak adına radyolarda sık sık çalınabilecek niteliklere sahip pop parçalar üretip parayı bu tür müzikten kazanıyor. Büyük bir rahatlığa kavuştukları için grup olarak albüm kaydına girip ilk albümü 1972 yılında yayınlıyorlar. Korni Grupa adıyla yayınlanan albüm o güne kadar Yugoslavya'da yayınlanmış 4. Progressive Rock albümü olma özelliğine de sahip.

Jazz Fusion'a yakın duran tarzı ve grup elemanlarının virtüözlüğe varan enfes enstrüman çalışlarıyla Korni Grupa o güne kadar yapılmış en kaliteli, yaratıcı ve cesur çıkışlardan da biri olarak kayıtlara geçer. Grup, bu başarının ardından daha da geniş bir arenaya girme çabalarındadır artık. 1974 yılında İtalya'da konumuz olan ikinci albüm Not An Ordinary Life'ı kaydederler. Lakin kayıtlara başlamadan önce, yaptıkları Generation 1942 parçasıyla Eurovision şarkı yarışmasına katılırlar. Fazlasıyla Progressive Rock öğeler içeren bir parça olduğu için elbette başarılı olamayıp 7. sırada kalırlar. O yıl kazanan grubun Waterloo şarkısıyla ABBA olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

En azından uluslararası bir yarışmadan yer alabildikleri için buradan gelen bilinirlikle ile kaydettikleri Not An Ordinary Life, üst düzeyde niteliklere sahip Jazz Fusion, Progressive Rock bir kayıt olarak ortaya çıkar. Fakat ticari olarak ufak diye tabir edilebilecek bir başarı dahi elde edemez. Albümün satış rakamı 10.000 kopyanın biraz üzerinde kalır. Durum o kadar kötüdür ki Yugoslavya'da bile neredeyse hiç satılmamıştır albüm. Kornelije Kovac yaşadığı hayal kırıklığı ile grubu dağıtmaya karar verir ve Korni Grupa / Kornelyans'ın sonu gelir.

Yes ve Genesis tarzı bir Progressive anlayışının tek albümle tutmayacağını tahmin etmesi de gerekirdi halbuki. Yine de albümün ticari başarı elde edememiş olması kalitesinin düşüklüğünden kaynaklanmıyor. Piyasanın beklentilerinden farklı bir anlayışa sahip olduğu için öne çıkamadığı ortada. Bizim içinse arşivde olmazsa olmazlardan biri.

KORNELYANS

Zlatko Pejakovic / Lead Vokal
Josip Bocek / Elektrik Gitar, Akustik Gitar, Vokal
Kornelije Kovac / Klavye, Vokal
Bojan Hreljac / Bass
Vladimir Furduj / Davul

NOT AN ORDINARY LIFE

01. Rising (2:14)
02. Not an Ordinary Life (10:16)
03. Generation 1942 (6:32)
04. Fall of the Land of Women (5:30)
05. Temporary Parting (3:58)
06. Man with a White Flag (11:43)

16 Ocak 2023 Pazartesi

McCully Workshop / Genesis (1971)

Güney Afrika Cumhuriyeti'nin en sağlam gruplarından biri olan McCully Workshop, 60'ların ortalarında McCully kardeşler tarafından kurulmuş. Daha çocukken temellerini attıkları grupla önceleri Folk üzerine yoğunlaşsalar da daha sonraları Psychedelic Rock ile bezeli bir Progresive Rock'a dönüştürmüşler. Uzun süreli çalışmaların ardından da 1970 yılında ilk albüm McCully Workshop Inc.'i yayınlamışlar. İlk albüm The Beatles ile Zappa etkileşimlerini bir hayli fazla içeren değişik bir albüm.

Daha sağlam bir şekilde oluşturulmuş olan ikinci albüm ise 1971 yılında piyasaya çıkmış. İlk albümdeki yenilik anlayışı bu albümde ise deneyimliliğe dönüşüyor. Grup elemanlarının çalış stillerinden tutun da parçaların yazılmasına kadar her şeyin içerisinde fazlasıyla deneyim olduğu belli oluyor.

Genesis, konsept bir albüm. Adından da anlaşılacağı üzere konsept fikrini İncil'deki Yaratılış bölümünden alıyor. Doğal olarak parçalar da bu konu üzerinden gidiyor. Konuya aşina olanlar parça isimlerinin ve parçalardaki müzikal bileşimlerin tam da konuya uygun şekilde gittiğini anlayabilirler. Psychedelic Rock kökeninden gelen grup, Genesis albümünde Chicago tarzına yakın bileşenleri de kullanarak değişik bir hava yaratıyor. Tam tabiriyle fazlasıyla bilindik ama bir o kadar da değişik bir albüme imza atmayı başarmışlar.

Albümü dinlerken kimi bölümlerde King Crimson, kimi bölümlerde The Moody Blues, kimi bölümlerde ise Brainchild ya da Galliard gibi tarzlara yaklaştıklarını ama kendilerinden çok şey katarak onların kopyası olmadıklarını fark ediyorsunuz.

Genesis'in en iyi taraflarından biri de grubun size Psychedelic Rock'tan geldiklerini ama ikinci albümün hiç de öyle olmadığını müzikal bir şekilde anlatabiliyor olmalarından geliyor. Ritim bölümünde yapılan devasa boyutlardaki değişimle Progressive etkisini öne çıkartırken gitarın fütursuzca girip ortalığı dağıttığı yerlerde Psychedelic Rock'a rastlıyorsunuz. Albüm boyunca devam eden bu belirsizlik sizi fena halde etkiliyor. Bir an kırılma noktası yaşanacağını ve her şeyin Psychedelic'e döneceğini düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz ama bu beklentiniz başından sonuna kadar hep havada kalıyor. Döneminde sadece birkaç ülkenin listelerine girmeyi başarabilmiş olsalar da değerleri daha sonraları fazlasıyla anlaşılan McCully Workshop, Afrika coğrafyasından dinleyebileceğiniz en etkili tarzlardan birine sahip.

MCCULLY WORKSHOP

Tully McCully / Bass, Lead Vokal
Mike McCully / Davul, Vurmalılar, Vokal
Bruce Gordon / Gitar, Vurmalılar
Ian Smith / Trompet, Flüt, Flugelhorn, Trombon, Vurmalılar

GENESIS

01 - Genesis 7:45
    a. Evolution
    b. Overture to Cancel Hate
    c. Genesis
02 - (We All) Look for the Sun 3:15
03 - Stone Man 9:44
    a. Stone Man
    b. Degeneration
    c. Satan's Dance
04 - Red Light City 7:40
    a. Sodom
    b. Gomorrah
05 - Sweet Fields of Green 3:45
06 - Togetherness 4:35
07 - Order Out of Chaos 3:20

15 Ocak 2023 Pazar

Gilgamesh - Gilgamesh (1975)

Alan Gowen tarafından 1972 yılında kurulan grup türlü kadro değişiklileri ile bir sene sonra anca ilk konserini verirken, kadronun asıl elemanı Nucleus’tan tanıdığımız bass gitarist Jeff Clyne’a Caravan’dan Richard Sinclair vekalet etmiş. Nihayetinde bir sene sonra Hatfield and the North ile iki özel konserde double-quartet olarak Gowen’ın yazdığı 40 dakikalık bir eseri çalıp, demo kayıtları ile kontrat kovalamaya başlamışlar. 1975 senesinde kaydediler ilk albümlerinin yardımcı prodüktörlüğü de Hatfield’tan Dave Stewart’a ait.

Canterbury Scene’de bir sebepten (Alan Gowen’ın diğer projelere zıplaması olabilir mesela) ismini pek duyuramamış gruplardan biri olan Gilgamesh’in tuşluların ağırlıkta olduğu tarzını da Hatfield and the North’a benzetmeniz pek mümkün. Hatta benzemekten öteye gidip Stewart ve Gowen’ın dostlukları National Health’i kurmalarına da sebep oluyor ya onu da bilahare yazarız.

Açılşındaki yüksek enerjisiyle sizi kendine çeken albüm zaman zaman nefes almanıza imkan verdiğini düşündüğünüz anlarda bile rahatsız trafikleriyle keşfetmesi hayli eğlenceli bir maceraya dönüşüyor. Sadece oturup Clyne’ın davul ile uyumu yakalarken gitar ve tuşlulara yaptığı muazzam akumpanyalarını dinlemek bile başlı başına bir keyif. Michael Travis’in davulları albümün enerjisini tamamlayan bir element olmaktan öteye götürmese de işini iyi yaptığı da bir gerçek.

Yoğunluktaki Alan Gowen tuşluları albümü boylu boyunca domine ediyor. Zaman zaman kabak tadı veren ve bir yere varmayarak kakafoninin de dibine vurduğu akorlarını Jan Hammer aksiyonları ile iyice içinden çıkılmaz bir hale soksa da albümdeki parçaların yoğunluklu bestekarı Phil Lee’nin gitarları albümün rock dengesini ve atmosferini koruyor.

Albümün benim için en büyük sürpriz kısmı ise sesini tıpkı yüksek perdeden bir enstrüman gibi kullanan Amanda Parsons vokalleri oldu. O an gelince ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.

GILGAMESH

Phil Lee / Gitarlar (elektro, klasik, akustik, 12 telli)
Alan Gowen / Akustik & elektro piyano, klavnet, Synthsizer, Mellotron, Vokal aranjmanları (7-c)
Jeff Clyne / Bass gitar, kontra bass
Michael Travis / Davul & perküsyon

Konuk Sanatçılar:

Amanda Parsons / Vokal (1-c,7-c)
Dave Stewart / Vokal aranjmanı (7-c), Yardımcı prodüktör

GILGAMESH

01. One End More / Phil's Little Dance - For Phil Miller's Trousers / 
Worlds of Zin (10:20)
02. Lady and Friend (3:44)
03. Notwithstanding (4:45)
04. Arriving Twice (1:36)
05. Island of Rhodes / Paper Boat - For Doris / As If Your Eyes Were Open (6:39)
06. For Absent Friends (1:11)
07. We Are All / Someone Else's Food / Jamo and Other Boating Disasters - From the Holiday of the Same Name (7:48)
08. Just C (0:45)

Nucleus - Elastic Rock (1970)

Duyduğunuz ilk anda önce dikkatinizi sonra da tamamen sizi atmosferine çeken nefis bir Jazz/Fusion grubu Nucleus. 1969 senesinde Ian Carr liderliğinde kurulan grup, 1989 yılına kadar türlü kadro değişiklikleri ile yoluna devam edebilmiş fakat maalesef dağılmaktan kurtulamamış. 2000’lerde bir kaç konser verse de tekrar bir araya gelmemişler. Bu arada klasik müzik ve jazz harmanı 1988 tarihli son albümülerini de şimdiden tavsiye edeyim.

Grupla ilgili bilgiler epey karmaşık ki bu yazının konusu olan albüm dışında bazı albümler Ian Carr’ın liderliğinden çok solo projesine dönüşüp Ian Carr’s Nucleus ismiyle yayınladığı bazıları da “with Nucleus” gibi başlıklara sahip. Orijinal kadro ilk 3 albümde sabit kalıyor fakat sonrası her albümün farklı müzisyenlerle kotarılmış.

Carr reddetse de Bitches Brew öncesi yayınlanan albümün Miles Davis etkileri bariz olsa orijinal kadronun elemanlarından biri olan Chris Spedding ve gitar işleri albümün ilk yarısında pek kendini belli etmese de ikinci yarı ile beraber John Marshall’ın jazz disiplininden nispeten uzak davullarının da etkisiyle genel sounda “rock” etiketini yapıştırmamızı sağlıyor. Genelde unison giden nefesliler ve tuşlulara cevapları ile tempoyu yükselten gitar ve bass yürüyüşleri, Carr’ın trompet soloları parçaları kaosu da körüklemekten de geri durmuyor. İlk yarısında kafa dinlediğiniz albümün ikinci yarısında kafayı yemeye yaklaşıyorsunuz.

Bu arada Spedding’in jazz grupları ile takıldığı bu yoğun dönemde, bir derginin anketi sonrası John McLaughlin ardına ikinci seçilmesi, plak firmasının ısrarı üzerine Nucleus’un prototipi olan “Song Without Words” albümünü yapmasına neden olmuş. Anlaşmaya “beğenmezsem yayınlatmam” maddesini koyması ile yayınlatmamış ama bir-iki sene sonra izinsiz Japonya’da yayınlanmış. Ha bir de sonradan Sex Pistols'un mimarlarından biri olarak tarihe adını yazdırması ile tanınıyor kendisi.

NUCLEUS

Chris Spedding / Gitar
Karl jenkins / Piyano, Hohner Electra-Piyano, Obua, Bariton saksafon
Brian Smith / Tenor & Soprano saksafon, flüt
Ian Carr / Trumpet, Flugelhorn
Jeff Clyne / Akustik & elektro bass
John Marshall / Davul ve perküsyonlar

ELASTIC ROCK

01. 1916 (1:11)
02. Elastic Rock (4:05)
03. Striation (2:15)
04. Taranaki (1:39)
05. Twisted Track (5:15)
06. Crude Blues, Pt. 1 (0:54)
07. Crude Blues, Pt. 2 (2:36)
08. 1916- The Battle of Boogaloo (3:04)
09. Torrid Zone (8:40)
10. Stonescape (2:39)
11. Earth Mother (0:51)
12. Speaking for Myself, Personally, in My Own (0:54)
13. Persephones Jive (2:15)

13 Ocak 2023 Cuma

Jasper Wrath / Jasper Wrath (1971)

Rock müzik açısından oldukça bereketli bir yıl olan 1971'den devam ediyoruz. 1969 yılında Connecticut, Amerika'da kurulan Jasper Wrath, yerel gruplarda çalan ve kendilerine ait bir müzikal anlayış oluşturmak isteyen genç tipler tarafından hayata geçirilmiş bir projedir. Çok uzun ömürlü ve çok başarılı olamamışlardır belki ama geride bıraktıkları tek albüm arşivlik özellikler taşıyan bir yapıt olarak kayda geçer.

Grup ile ilgili bilgi alınabilecek pek çok kaynakta, diskografide 3 albüm gösterilir. Bu tamamen yanlıştır. Grubun elemanlarının aynı olmasından kaynaklı olan bu yanlışı, albüm kapağında yazan isme göre listelemenin doğru olacağını belirterek sonlandıralım. Zira Jasper Wrath albümünün ardından 1977 yılında çıkan ikinci albüm Coming Back, Arden House adıyla ve yine 1977 yılında çıkan Zoldar & Clark albümü de Zoldar & Clark adıyla çıkarılmıştır. Yani aynı elemanlardan oluşan 3 grup mevzu bahis burada. Lakin daha büyük bir sıkıntının da bu noktadan sonra baş gösterdiğini kabul etmek gerekiyor. Her iki albümün de kayıtları Jasper Wrath tarafından yapılmış ama 1976 yılında grup dağıldıktan sonra Dellwood isimli bir yapımcı firma yasal olmayan bir şekilde grubun parçalarını Arden House ve Zoldar & Clark isimleriyle yayınlıyor. Her iki grup adıyla yayınlanan albümlerdeki kayıtlar da konumuz olan ilk albümün kadrosunda yer alan orijinal kadro ile kaydedilmemiş.

6 aylık bir kayıt süresinden sonra yayınlanan ilk albümün ardından gruptan bazı elemanlar ayrılıyorlar ve yerlerine yenileri dahil oluyor. 1971 - 1976 yılları arasında sadece konserlerde boy gösteren grup, fazlaca stüdyo kaydı da yapıyor. Ama dediğimiz gibi bu kayıtlar Jasper Wrath adıyla hiçbir zaman yayınlanmıyor ve az önceki hikayedeki 2 farklı grup adıyla piyasaya sunuluyor.

Temelde Psychedelic Rock'tan yola çıkarak Progressive öğeler taşıyan bir müzikal anlayışa sahipler. Ama etkilendikleri Psychedelic Rock'ın West Coast'tan daha sade, daha hafif ve yumuşak olduğunu söyleyelim. Kendilerinden sonra ortaya çıkacak olan Kansas'ın öncülü olarak sayılabilirler ama onlar kadar da etkili düzenlemelere sahip değiller. Olmamaları da daha iyi çünkü albümde yaratmayı başardıkları etkiler gerçekten de takdire şayan. Daha az gösterişli bir şekilde de yapılabileceğini kanıtlar nitelikte.

JASPER WRATH

Jeff Cannata / Davul, Vokal
Michael Soldan / Klavye, Vokal
Robert Gianotti / Gitar, Vokal
Phil Stone / Bass, Vokal

JASPER WRATH

01. Look To The Sunrise (2:59)
02. Mysteries (You Can Find Out) (3:53)
03. Autumn (4:50)
04. Odyssey (7:17)
05. Did You Know That (2:58)
06. Drift Through Our Cloud (3:36)
07. Portrait My Lady Angelina (5:07)
08. Roland Of Montever (8:00)

12 Ocak 2023 Perşembe

Continuum / Autumn Grass (1971)

70'lerin değişik havasından en az o kadar değişik bir grup daha. Grubun kuruluşu da, hikayesi de kendi gibi değişik zaten. Herhangi bir ülkeye ait olduğunu söyleyemiyoruz Continuum'un. Uluslararası tabiri onlar için çok uygun. Farklı ülkelerden müzisyenleri bünyesinde barındırıyor. Ama işin temeli 1967 yılına, Macar müzisyen Yoel Schwarcz'a dayanıyor. Multi-enstrümantalist olan Schwarcz sanatın başka dallarıyla da ilgileniyor. Hatta grubun adı da Schwarcz'ın Londra'da açtığı aynı adlı resim sergisinden geliyor.

Müzikal fikirler oluşturmaya başlayan Schwarcz bir süre ne yapabileceğine karar vermek için uğraşırken Jan adında bir Çek gitarist ile tanışıyor ve fikirleri birlikte geliştiriyorlar. 2 yıl kadar bir süre Amsterdam'da ikili olarak sahne aldıktan sonra Schwarcz Londra'ya gitmek için yola çıkarken Jan'ı geride bırakıyor. İngiltere'de grubu toparlama hazırlıklarına başlıyor. Kısa süre içerisinde de kadro tamamlanıyor. Continuum adında bir grup olarak görünseler de Schwarcz çok fazla öne çıkıyor ve grubun liderliği pozisyonunu eline alıyor. Bir süre sonra iş albüm çıkarma aşamasına geldiğinde de RCA ile anlaşma imzalanıyor. Ama anlaşma Continuum adıyla değil RCA ile Yoel Schwarcz arasında oluyor.

Proje fikriyle giden grup kendi adını taşıyan ilk albümü yayınladıktan hemen sonra grup dağılıyor. Daha doğrusu Schwarcz dışındakiler gruptan ayrılıyorlar. Zira grup elemanlarının istediği müzik ile Schwarcz'ın doğaçlama arayışları birbiriyle uymuyordu. İkinci albüm hazırlıklarına hızlı şekilde başlayan Yoel, grubu başka isimlerle yeniden kurdu. Albümün ilk yüzü yeni grup ile kaydedilirken diğer yüzü ise, daha önce Patrie Standford tarafından grup için bestelenen ve ilk grupla kaydedilen 26 dakikalık parçadan oluşuyordu. Autumn Grass isimli bu parça aynı zamanda albüme de adını veriyordu. Grubun ilk halinde yer alan müzisyenlerin bu albümde konuk müzisyen olarak yer almaları da bu parça yüzünden.

Klasik müzik ve Jazz'ı temel alan ve buradan yola çıkarak pek çok  müzikal anlayışı dolaşan, doğaçlamalar ile bezeli dinlemesi oldukça keyifli bir albüm olarak çıkıyor karşımıza Autumn Grass. Yorucu olmayan bir şekilde her yöne doğru yol alırken, beyin kıvrımlarınızı da zorlayacak kadar ileri gidebiliyor. Sıklıkla sessizliğin içinden çıkıp gelen ritimler ve üstüne yapışan flüt bölümleri ile dikkat çekici.

CONTINUUM

Yoel Schwarcz / Klasik Gitar, Armonika, Flüt, Recorder, Saksafon
Tim Rice / Org, Piyano
Peter Billam / Bass, Elektrik Gitar
Harvey Troupe / Davul

Konuk Müzisyenler:
Ken Freeman / Freeman Synthesiser "Vivaldi Synthesis Two"
Richard Hartley / Piyano "Vivaldi Synthesis Two"
John Warren / Klasik Gitar "Autumn Grass"
Mike Hart / Double Bass "Autumn Grass"
Dick Wildman / Davul, Vurmalılar "Autumn Grass"
Clive Stanhope / Gong "Autumn Grass"
The Olympus Strings / Çello "Autumn Grass"

AUTUMN GRASS

01. Byrd Pavan (9:17)
02. Vivaldi Synthesis Two (2:20)
03. Overdraft (11:10)
04. Autumn Grass (26:15)

11 Ocak 2023 Çarşamba

Lighthouse / One Fine Morning (1971)

1969
yılında Ontario, Kanada'da kurulan Jazz Rock grubudur Lighthouse. Acayip şekilde kalabalık kadrosu ve o kadrodan çıkan bir dolu değişik sesle Jazz Rock ve Fusion janrlarında yer edinmiş kaliteli gruplardan da biridir. Daha önceleri Janis Joplin, Al Kooper, Carlos Santana gibi isimlerle çalışmış olan Skip Prokop'un liderliğinde kurulmuş olan grubun müzikal anlayışı Prokop'un da birlikte çalmayı en çok sevdiği Al Kooper'ın tarzından etkilenerek gelişir. Doğal olarak da ortaya karışık, değişik ve etkileyici albümler çıkar.

Konumuz olan One Fine Morning, Lighthouse'un en iyi albümü değildir ama en popülerleşmiş, samimi ve insanın kanını kaynatan albümlerinin başında gelir. Kurulduktan hemen sonra çıkardıkları 3 albümün ilk ikisi fevkalade olarak nitelendirilebilecek albümlerdir. Üçüncü albüm kötü olmamakla birlikte bu enfes iki albümden sonra biraz geride kalmıştır. Albümün böyle olmasının en büyük sebeplerinden biri de grubun yapımcı firmayla anlaşmazlıklar yaşaması ve kaydedilen albümün yapımcı firmayla son albüm olduğunu bilmelerinden de ileri gelmektedir.

Dördüncü albüm olarak karşımıza çıkan One Fine Morning ise yeni bir başlangıcın ve yepyeni bir vokalin etkilerini içerir. RCA'den ayrılıp GRT'ye geçtikleri sırada vokali devralan Bob McBride sayesinde albümün daha fazla sattığı ve ticari başarı yakaladığı söylenir. Birçok açıdan da doğrudur bu saptama. Zira dördüncü albüm en çok satan albümleri olur ve içinde 2 tane hit single çıkarır. Hatta o kadar başarılı olur ki RCA yanlış yaptığının farkına varır ve adilik denilebilecek bir yaklaşımla, ellerinde kalan Lighthouse parçalarından One Fine Light adıyla bir toplama albüm yapıp piyasaya sunacak kadar ileri giderler. RCA'den çok gruba faydası olur bu yaklaşımın. Daha çok tanınır / bilinir hale gelirler. Bir sonraki yıl kaydedecekleri efsanevi Lighthouse Live konser kaydına da önayak olur.

1974 yılına kadar 3 stüdyo albümü daha yayınlayan grubun müzikal anlayışı grubun kurucusu Prokop'un bile hoşuna gitmez ve ayrılır. Kalanlar yola devam etmek için uğraşsalar da 2 yıl boyunca sadece konserlerde boy gösterirler ve 1976 yılında dağılırlar.

Jazz Rock'tan bahsettiğimizde adlarını sıkça andığımız Blood, Sweat & Tears ve Chicago'nun yolundan ilerleyen Lighthouse, yaptıkları müziğe pek çok türden eklemeler yaparak ilerlemeyi tercih etmişler. Saksafon, Trompet, Trombon gibi üflemelilerin sık kullanıldığı albümlerinde coşkulu parçalara imza atmışlar.


LIGHTHOUSE

Bobby McBride / Lead Vokal, Vurmalılar
Ralph Cole / Gitar, Vokal
Paul Hoffert / Piyano, Vibes
Louie Yacknin / Bass
Skip Prokop / Davul, Vurmalılar, Vokal
Don Dinovo / Viola
Dick Armin / Çello
Pete Pantaluk / Trompet
Howard Shore / Saksafon
Larry Smith / Trombon, Vokal
Keith Jollimore / Saksafon, Flüt, Vokal

Konuk Müzisyenler:
"The Maltese Moon" / Vurmalılar
"The Edmonton Hawks" / Vurmalılar
Jimmy "Teeth" Ienner / Bass, Vokal

ONE FINE MORNING

01. Love Of A Woman (5:52)
02. Little Kind Words (4:15)
03. Old Man (5:35)
04. Sing Sing Sing (3:22)
05. 1849 (6:12)
06. One Fine Morning (5:14)
07. Hats Off (To The Stranger) (3:37)
08. Show Me The Way (2:25)
09. Step Out On The Sea (5:04)
10. Sweet Lullaby (4:56)